Futbolcular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Futbolcular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Galatasaray'ın Çileği : Wesley Sneijder

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Uzun mesafeli ara pasları, nefessiz bırakan frikikleri ve hırsı... Sanırım bu üç başlık Sneijder ismine heyecanlanmak için yeterli.

Ajax ile başlayıp Real Madrid ile süren ve Inter'de zirve yapan bir kariyerin ardından 28 yaşında Galatasaray macerasına başlayacak olan Wesley Sneijder'in kendisine ödenecek olan bedeli önce forma satışları ile sonra da ortaya koyacağı performans ile Galatasaray lehine döndürmesi yüksek ihtimal.

Real Madrid döneminde özellikle ilk yılında oldukça başarılı bir performans gösteren Hollandalı oyuncu, ikinci sezon için yapılan hazırlık döneminde geçirdiği sakatlık sebebiyle çok fazla şans bulamayınca İnter'in yolunu tuttu. Ancak ilk yılında göstermiş olduğu müthiş performansın en büyük nedeni Beşiktaş'ın eski antrenörü Bernd Schuster'di. Kendisine verdiği destek, oyunsal anlamda tanımış olduğu özgürlük ve el üstünde tutulması Sneijder'in başarılı olması için yeterliydi.

Sneijder'in Inter'e transfer olduğu 2009 yılı Milano ekibi için oldukça önemliydi. Takımın her şeyi olan Zlatan İbrahimoviç'in Barcelona'ya transferi sonrasında takıma yapılan takviyeler, bugün bile Inter için büyük bir özveri ile oynayan Diego Milito, Samuel Eto'o ve Lucio'ydu. Mourinho'nun İnter'inde Samuel Eto'o ve Sneijder, Avrupa Şampiyonluğu'na ulaşılan yoldaki en önemli şifrelerdi. Real Madrid'te Robinho'nun Milan'a transfer olmasından sonra 10 numarayı alan Sneijder, Inter'de sırtına geçirdiği 10 numaranın hakkını oynadığı 10 numara futbol ile fazlasıyla vererek kulüp tarihine adını altın harflerle kazıdı. Sneijder'in başarısındaki sırlar yine aynıydı : Ona çok güvenen bir hoca, tapan taraftarlar ...

Ve şimdi Hollandalı oyuncu Galatasaray'da. Sneijder kendisini önemli hissettiği zaman kendisine bunu hissettirenleri bugüne kadar çok fazla yanıltmadı. Ona bu hissi verecek taraftar grubunu İstanbul'a ayak basar basmaz zaten görecek. Motivasyonunu üst seviyeye taşıyabilecek olan teknik direktör zaten Galatasaray'ın yedek kulübesinde mevcut. Hem Real Madrid'te hem de Inter'de yaşadığı sakatlıkları yaşamazsa Sneijder, Galatasaray için müthiş bir fırsat olacaktır. Mevcut durumda hem Galatasaray'ın Sneijder'e hem de 28 yaşındaki Sneijder'in 2010 yılındaki zirve noktasına ulaşmak için Galatasaray'a ihtiyacı var.

Juventus: Cadılar Bayramınız Kutlu Olsun

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Yazıyı kendi bloguma koymuştum ama esas olması gereken yere koymayı unuttum. (Gerçi bu sırayla haftada 1 kere hatırlasak her gün yazı çıkarırız ama tembelliğimize doymadık, doyamadık) Neyse, aynı yazıyı ve görselleri buradan da sunayım hemen:

Juventus'tan Cadılar Bayramı için harika bir kutlama gelmiş. Oyuncuları birer birer efsane film karakterlerine dönüştürmüşler. En hayran kaldığımı ilk sıraya koydum: Andrea "The Joker" Pirlo.

Diğerlerinin ise hangi oyuncular olup hangi karakterlere dönüştüklerini dosya isminden görebilirsiniz. Direkt yazmıyorum ki isteyenler ilk bakışta futbolcuları ve karakterleri kendileri bulmaya çalışsınlar.

İtalya'nın Euro 2012 Hazırlıkları

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Balotelli oturduğu yerde top sektirmeye başlayınca yanındakiler ister istemez gerilmiş ve bunda da haklılar Balotelli bu ne zaman ne yapacağı hiç belli olmaz.

Cassano ve Di Natale ise hayatlarından oldukça memnun

Hayallere dalanlar ve düşünenler de elbette yok değil. Nesta'nın bakış ah ulan gençken ben de böyleydim der gibi, Inzaghi ise zaman su misali diyor.

Hazırlık maçı da olsa disiplinli adamlar yapacak bir şey yok. Polat Alemdar bakış öğrensin De Rossi başkandan ...

Juventus'un Transfer Gündemi

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Uzun bir aradan sonra namağlup olarak Serie A şampiyonu olan Juventus, bu sezon için transferde önceliği forvet bölgesine vermiş durumda. Alessandro Del Piero'nun takımdan ayrılması, Vucinic ve Borriello'nun yetersiz kalması, Quagliarella'nın istikrarsızlığı sebebiyle Juventus'un elinde adam akıllı golcü olarak bir tek Matri var dersek sanırım abartmış olmayız.

Bu durum nedeniyle de İtalya basını neredeyse boşa çıkan ya da performansı üst düzey olan bütün forvet oyuncularını Juventus için yazmaya başladı. Bunun üzerine de Juventus'un en yetkili isimlerinden olan Genel Direktör Beppe Marotta açıklamalarda bulundu. Gündemdeki Drogba haberlerini kesin bir dille yalanlayarak " oyuncuyla kesinlikle bir ilgimiz yok " diyerek bir diğer gündem maddesi olan Cavani'ye geçti ve " takımda görmeyi elbette isteriz ama o Napoli'ye müthiş bir aidiyet hissediyor ve başkan De Laurentiis'in de onu bırakacağını düşünmüyorum. " diyerek bu transfer için umutlarının olmadığını da belli etmiş oldu.

İtalya'nın genç yeteneklerinden olan Marco Verratti'den övgüyle söz eden Marotta, oyuncunun henüz çok genç olmasına rağmen müthiş bir yetenek olduğunu ama tecrübe eksikliği nedeniyle belki daha sonraki sezonlarda daha ciddi bir şekilde ilgilenebileceklerini fakat bu sezon için önceliklerinin Verratti olmadığını açıkladı. Beppe'nin açıklamalarına dikkat edecek olursak aslında açık kapı bıraktığını da anlamak zor değil.

Gelelim bütün iddiaları boşa çıkartmasına rağmen doğruladığı tek isim olan Destro'ya ... Inter altyapısı'nda yetişen ve Siena forması ile yıldızını parlatan genç golcü için Juventus Genel Direktörü Beppe Marotta " Destro için girişimlerimiz sürüyor ve Juventus'a katılmasını çok istiyoruz " diyerek en sonunda baklayı ağzından çıkarttı.

Destro gerçekten çok kaliteli bir oyuncu ve elde Matri gibi de standart üstü olarak sayılabilecek bir golcüleri daha var. Bana kalırsa hazır Juventus'un kasası oldukça doluyken Destro'nun yanına bir de daha tecrübeli ve ismi olan bir forvet daha alabilirler.

İtalya'nın Genç Yeteneği : Marco VERRATTI

1 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Bir zamanlar Fenerbahçe'de de görev yapan ve başarısız olduğu için gönderilen Zdenek Zeman'ın çalıştırdığı Pescara'da 1992 doğumlu orta saha oyuncusu Marco Verratti öyle bir çıkış yakaladı ki bu durum İtalya Milli Takımı antrenörü Cesare Prandelli'nin de gözünden kaçmadı ve genç oyuncu Euro 2012 için 32 kişilik aday kadroya çağrıldı.

İlk resmi maçına 2008 - 2009 sezonunda henüz 16 yaşındayken çıkan Verratti, ertesi sezon düzenli olarak oynamaya başlayınca takımın vazgeçilmez oyuncularından biri olmayı başardı. 10 numaralı formayı giyen 1.65 boyundaki genç oyuncu, Pescara alt yapısında ve A takımda forma bulduğu ilk maçlarda forvet arkası olarak ofansif görev yapıyordu ama Zeman'ın 4-3-3 sisteminde Verratti daha defansif bir görev üstlenmiş durumda.

İdolünün Juventus forması giyen Andrea Pirlo olduğunu belirten Verratti'nın adı bu aralar sık sık Juventus ve Inter ile anılıyor. İtalya Milli Takımı'na çağrıldıktan sonra Pirlo ile birlikte aynı havayı solumak benim için heyecan verici olacak diyen genç oyuncunun gönlünün Juventus forması giymekten yana olduğuna ilişkin iddialar da yaptığı açıklamadan sonra artmış durumda. Prandelli'nin seçtiği aday kadroda Serie B'den sadece iki oyuncu var ( diğeri Torino forması giyen 23 yaşındaki Angelo Ogbonna ) ve bu seçimler İtalya'da şok etkisi yaratmasına rağmen Zeman oyuncusuna oldukça güveniyor : " Marco küçük olabilir ama çok çalışıyor ve futbolun nasıl oynanması gerektiğini çok iyi biliyor. Doğuştan gelen yetenekleri ile çalışkanlığı birleştiği için sizleri daha fazla şaşırtmak için önünde uzun seneler var. "

Kupa Canavarı : Clarance SEEDORF

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Ajax'ın dillere destan altyapısından çıkan efsane orta saha oyuncusu Clarence Seedorf da Milan'a veda edenlerden oldu. 3 yıllık Hollanda macerasının ardından soluğu Sampdoria'da alan ve burada bir sezon oynadıktan sonra dünya devi Real Madrid'e transfer olan Surinam asıllı Hollandalı oyuncu, Ajax'ın ardından Real Madrid ile de Şampiyonlar Ligi şampiyonu oldu. Seedorf, 1998-1999 sezonunun sonunda Zinedine Zidane transferi için Juventus'a gönderilmek istenmiş ancak o, Torino'ya gitmeyi reddederek Fransız oyuncunun Madrid seferini ertelemesine neden olmuştur.

Los Galacticos serüveninden sonra ünlü oyuncunun ikinci İtalya seferine başlamasını sağlayan takım Inter oldu. Mavi siyahlıların değirmen gibi oyuncu öğüttü yıllara denk gelen Seedorf'un en çok akıllarda kalan sezonu 5 Şampiyonlar Ligi maçında 3 gol attığı 2000-2001 sezonudur. Inter'de kıymeti bilinmeyen Hollandalı oyuncu 2002 yılında Milano şehrinin diğer takımı olan Milan'a transfer oldu ve hafızalardan asla silinmeyecek algısını da oluşturmaya başladı.

2003 yılı Seedorf ve Milan için oldukça verimli geçti. 26 senedir kazanılamayan İtalya Kupası ve buna ek olarak kazanılan Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu Surinam asıllı oyuncunun dünya futbol tarihine geçmesini sağladı çünkü üç farklı takımla üç defa Şampiyonlar Ligi şampiyonu olan başka bir oyuncu yoktu. Hollanda ve İspanya'da lig şampiyonlukları kazanan Seedorf, ertesi sezon da İtalya'da şampiyonluk ünvanı kazanarak bu eksiğini de kapatmayı başardı. 2002 - 2003 sezonunda Gattuso ve Pirlo ile birlikte bermuda şeytan üçgenini kuran Seedorf, Milan'ı bileği bükülmesi güç bir takım haline getirdi ve Kaka, Ronaldinho, Rui Costa gibi önemli oyuncuların transfer edilmesine rağmen onun tarzı çok başkaydı. Hani iğne deliğinden geçirme lafı var ya işte Seedorf'un neredeyse attığı her pas için bu tabiri kullanmak mümkün.

Seedorf'un elde ettiği başarıları görünce karşısında önünüzü iliklemeniz gerçekten şart. Özellikle Milan'da geçirdiği 10 sezonda UEFA Kupası hariç bütün kupaları kazanan 36 yaşındaki oyuncu futbol yaşantısına büyük bir aksilik olmazsa eşi Luviana'nın memleketi olan Brezilya'da Botafogo forması ile devam edecek.

Milan'ın Duvarına Bir Çizik Daha : Alessandro NESTA

3 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
İtalya'nın başkentinde dünyaya geldiyseniz ve mucizelere inanmıyorsanız önünüzde sadece iki seçenek vardır : ya Lazio'ya gönül vereceksiniz ya da Roma'ya ... Aileden gelen Lazio hayranlığı Nesta'nın da kanına işlemiş olacak ki 1985 yılında altyapısına katıldığı Lazio'da 2003 yılına kadar forma giyen İtalyan defans oyuncusu, 19 yıllık profesyonel futbolculuk kariyerine şu ana kadar sadece iki takım sığdırdı ve son dakikada fikrini değiştirmezse 36 yaşındaki oyuncunun bir sonraki durağı Amerika Birleşik Devletleri olacak.

Nesta'nın babası fanatik bir Lazio taraftarı olmasaydı belki Totti ile beraber Roma bünyesinde özdeşleşen biri olacaktı ama şans Lazio'nun yanında olmuş. Lazio altyapısında kariyerine önce santrafor olarak başlayan daha sonra orta saha olarak devam eden Nesta'nın son durağı defans bölgesi olmuş. Yani altyapıda 2-3 sene daha harcasa bugün belki de Buffon'un rakibi olacaktı kim bilir ? 1993 yılında yükseldiği A Takım'da kaptanlık pazubandını 1997 yılında koluna takan İtalyan oyuncu, Lazio ile elde ettiği başarılara rağmen başkent ekibinin içinde bulunduğu ekonomik kriz nedeniyle 2003 yılında Milan'a satıldı.

Milan ile ilk iki sezonunda Şampiyonlar Ligi, İtalya şampiyonluğu, İtalya Kupası ve Süper Kupa şampiyonluğu yaşayan Nesta'nın 2006-2007 ve 2008-2009 sezonunu yaşadığı ağır sakatlıklar nedeniyle kayıp sezonları olarak nitelendirebiliriz. Omuzundan, sırtından ve bacaklarından ciddi sakatlıklar geçiren Nesta'nın en ilginç sakatlığı ise Play Station oynarken parmağını kırması ve bunun için 1 ay alçıya katlanmak zorunda kalmasıdır. Altyapı dahil olmak üzere 18 sene Lazio'da, 10 sene de Milan'da üst seviyede futbol oynamak ve 36 yaşında Messi'yi tutabilmek her babayiğidin harcı olamayacak bir iştir ama buna rağmen efsane, Milan'a şu sözlerle veda etti : " İtalya Ligi ve Şampiyonlar Ligi artık beni aşmış durumda bundan sonra daha düşük seviyede futbol oynamak istiyorum. "

Titreyerek Sevinen Adamın Vedası : Filippo INZAGHI

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Juventus dönemindeki takım arkadaşı Del Piero'nun ardından Alex Ferguson'un tanımlamasıyla "Ofsayt çizgisinde doğmuş adam" olan Filippo Inzaghi de futbolculuk yaşantısına nokta koydu. Kimine göre beleş gol atan, kimine göre doğru zamanda doğru yerde bulanmayı başaran bir golcü olan Pippo, kardeşi Simeone Inzaghi ile birlikte futbol hayatına Piacenza'da başladı. İki sezonunu kiralık olarak Leffe ve Verona'da geçirmesine rağmen 1995 yılında Parma'ya transfer olup bir sezonda bulduğu sadece iki golden birini eski takımı Piacenza'ya atınca gözyaşlarına hakim olamayan ve dillere destan o meşhur gol sevincini yaşamayan duygusal bir adam...

Parma'da geçirdiği kötü sezonun ardından Atalanta'ya transfer olan İtalyan golcü, burada ise 24 golle zirveyi görerek Juventus'a kapağı atmayı başardı. 1991 yılında başladığı futbol kariyerinde 1997 yılında Torino ekibine transfer olan Inzaghi, bu zamana kadar 5 takım eskittiği için ilk başta onun adına herkes çekimserdi; ya yükselişe devam eder bizden kopar gider ya da kiralık rotasyonu için ideal bir isim olur... Ancak Pippo herkesi yanılttı ve 4 sene boyunca Juventus formasının hakkını fazlasıyla vererek lig ve kupa şampiyonlukları yaşadı. Siyah beyazlı forma altında belki de başaramadığı tek şey final oynamasına rağmen Şampiyonlar Ligi kupasını kaldıramamaktı.

Juventus forması ile çıktığı 165 maçta 89 gol atan İtalyan oyuncu Trezeguet'nin yedeği olmaya başlayınca isyan bayrağını açtı ve Fatih Terim döneminde ezeli rakip Milan'a transfer oldu. Ancak Juventus taraftarları baya ah etmiş olmalı ki Filippo Inzaghi büyük bir sakatlık yaşadı ve ligin ilk yarısında Milan forması giyemedi. Döndüğünde ise Milan'ın bir diğer efsane golcüsü Andriy Shevchenko ile müthiş bir ikili oldular ve Pippo, Juventus ile kazanamadığı Şampiyonlar Ligi kupasını, Juventus'a karşı penaltı atışları sonucunda kazandı.

Rossoneri bünyesinde Şampiyonlar Ligi'nden (2 defa) Kıtalararası Şampiyonluğa kadar yaşamadığı sevinç kalmayan Inzaghi bu sezon Milan'ın Şampiyonlar Ligi kadrosuna seçilmeyince tadında bırak mahiyetindeki ilk uyarıyı aldı ve 38 yaşında futbola veda etti.

Bir Devrin Kapanışı : Alessandro DEL PIERO

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
27 yaşındayım ve kendim bildim bileli futbolu deli gibi sevip takip ederim. Bunca zaman içinde çok önemli isimleri gerek canlı olarak gerekse ekran başından izledim ama benim sadece iki tane çocukluk kahramanım vardı: Ronaldo ve Del Piero ... Askerden adamları ellerimle maç yaptırırken, bir zamanlar moda olan Pro Action Football oynarken ve mahalle aralarında asfaltın üzerinde koşarken ya Ronaldo oluyorduk ya da Del Piero ... Meşin yuvarlakla ilk tanışması ve kendini futbola verip ilkokul çağında bunu biraz daha ileri götürmek isterken Del Piero kaleciydi, yani futbola en geriden başlamayı biraz da annesinin zoruyla tercih etmişti. Fakat bir zamanlar Sampdoria forması da giyen abisi Stefano'nun baskıları ile Del Piero daha çok topla oynayan ve sürekli gol atmaya çalışan bir orta saha oyuncusu haline gelmişti. Hayata gözlerini açtığı yerin takımı olan San Vendemiano altyapısında 7 yıl forma giyen Alessandro Del Piero henüz 13 yaşındayken Padova forması giymek için ailesinden ilk kez ayrılıyordu. 5 senelik Padova macerasının ardından 1993 yılında İtalya, ilerleyen yıllarda taraflı tarafsız herkesin ayakta alkışlayacağı bu muhteşem insanı Juventus forması ile tanıdı ve Del Piero bu tanışmanın şerefine henüz ikinci maçında siyah beyazlı forma ile ilk golünü attı.
Juventus'un tarihi Del Piero dersek abartmış olmayız. Neden mi ? - Juventus tarihinin en çok gol atan oyuncusu - Juventus tarihinin Şampiyonlar Ligi'ndeki en golcü oyuncusu - Juventus tarihinin UEFA Kupası'nda en çok gol atan oyuncusu - Juventus tarihinin İtalya Süper Kupası'nda en çok gol atan oyuncusu - Juventus tarihinin İtalya'da en çok forma giyen oyuncusu ... 2006 yılında yaşanan Calciopoli skandalının ardından Juventus için çok önemli olan Vieira, Fabio Cannavaro, Thuram ve Zlatan İbrahimovic gemiyi terketmesine rağmen kaptan gemisini terketmeyi asla düşünmedi ve Torino ekibi ile en dibi de gördü ama bu sezon namağlup olarak şampiyonluk kupasını kaldırarak Juventus'u zirvede bırakmış oldu.
Sadık adamdır Del Piero ... San Vendemiano'da 7 yıl, Padova'da 5 yıl ve Juventus forması altında 9 yıl hem de çok kötü günler görmesine rağmen asla pes etmeden. İtalyan oyuncunun bir diğer uzun soluklu macerası da eşi Sonia Amoruso ile. 6 yıllık uzun bir ilişkinin ardından hayatının imzasını 2005 yılında atan yakışıklı oyuncu bakalım şimdi futbol için imzayı hangi kulübe atacak ya da benden bu kadar ben yaşlandım siz de yaşlandığınızı hissedin mi diyecek ?

Kwadwo Asamoah

1 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Uzun zamandır fırsat bulup yazamıyordum ancak Sabah Gazetesi'nde Fenerbahçe'nin ilgilendiği ismin Kwadwo Asamoah olup paylaşılan resmin Asamoah Gyan olduğunu görünce dayanamadım ve 23 yaşındaki oyuncudan biraz bahsetmek istedim.

Daha önce burada Udinese ile ilgili yazdıklarımızda siyah beyazlıların scout ekibinin başarılarından ve kulübe büyük ekonomik fayda sağladıklarından epey bahsettik. Genoa ve Udinese buldukları yetenekleri geliştirip İtalya veya İtalya dışındaki takımlara satarak çarkını döndüren iki güzel ekip. Kwadwo Asamoah da bu çalışmanın bir ürünüdür. Futbol hayatına kendi ülkesinde Asamoah Gyan, Sulley Muntari ve Michael Essien gibi ünlü oyuncuların forma giydiği Liberty Professionals F.C.'de başlayan Asamoah'ı Gana sınırlarının dışına çıkartan ilk ekip İsviçre'nin Bellinzona takımı olmasına rağmen 23 yaşındaki oyuncu o formayı hiç giymedi ve Torino'nun yolunu tuttu. Her ne kadar Udinese de Gana'lı oyuncu için bastırsa da İtalya'daki AB statüsü ile ilgili transfer kuralından dolayı ilk raundu Torino kazandı.

Torino'da forma şansı bulamamasına rağmen Udinese vazgeçmedi ve ertesi sezon Kwadwo Asamoah'ı önce kiraladı sonra da bonservisini satın aldı. İtalyan ekibinin genç oyuncuya ne kadar güven duyduğunu ve ne kadar istediğini siz düşünün. Udinese'deki ilk sezonunda 20 maçta forma giyen Asamoah 2 de gol attı. Bu sezon 25 maçta 3 gol atan 23 yaşındaki oyuncu oynamış olduğu bütün maçlarda sahaya ilk 11'de çıktı. Gana Milli Takımı'nda da forma giyen Kwadwo'nun en önemli özelliği çok fazla top çalması. Muazzam bir tekniği belki yok ama çaldığı topları oyuna düzgün sokma oranı da oldukça yüksek olan bir isim ve genel olarak her Afrika kökenli oyuncu gibi direnci yüksek bir isim. 23 yaşında olması ve Avrupa'da pazarı olması genç isim için büyük avantaj ki sezon başında Manchester United ve Liverpool için gündeme gelmiş, Udinese'nin tok satıcı tavrı yüzünden bu transfer gerçekleşmemişti.

Gelson Tavares Fernandes Udinese'de

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Serie A'da 2011-2012 sezonunun ilk yarısının flaş takımı olan Udinese, İsviçreli oyuncu Gerson Fernandes'i satın alma opsiyonu kendilerinde olmak üzere St.Etienne'den kiralık olarak transfer etti.

Futbol yaşantısına 1995 yılında, bu aralar adı UEFA ile girdiği hukuki mücadeleden dolayı sıkça duyulan Sion'un altyapısında başlayan Fernandes, 9 yıllık bir sürecin ardından 2004 yılında A Takım'a yükselerek 3 sene boyunca ilk 11'in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

Manchester City'nin yavaş yavaş transfer piyasasına ağırlık koymaya başlaması ile 2007 yılında 6 milyon euro bonservis bedeli ile İngiltere'nin yolunu tutan 25 yaşındaki orta saha oyuncusu, bu astronomik bedelle İsviçre dışına transfer olan en pahalı oyuncu olma ünvanının da sahibi olmuştu. Yaptığı abartılı transferlerle geniş bir kadroya sahip olan Manchester City'de 2 sezonda 43 resmi müsabakaya çıkan Gerson Fernandes, beklenilen patlamayı yapamadığı gerekçesi ile 2009 yılında St.Etienne'ye transfer oldu.

1 yıl Fransa'da kalan İsviçreli oyuncu önce Chievo'ya ardından da bu sezon başında Leicester City'e kiralandı. Zirveden dibe doğru inmeye başlayan bir kariyere rağmen Fernandes için Udinese'ye satın alma opsiyonlu olarak kiralanmak çok önemli. Fizik yapısı itibarı ile Patrick Vieira'ya benzeyen İsviçreli oyuncu aynı zamanda Beşiktaş forması giyen Manuel Fernandes'in de kuzenidir. Orta sahanın ortasında defansif ve ofansif olarak görev yapabilen İsviçreli oyuncunun bana göre top tekniği her ne kadar iyi olsa da defansif açıdan daha fazla verim alınabilecek bir potansiyele sahip. Çok fazla bindirme yapmayıp genellikle top kesebilen ama kestiği topları da oyuna gayet iyi sokabilen Fernandes'i, Guidolin'in nasıl işleyeceği de merak konusu.

Agon Mehmeti Palermo'da

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Kosova'nın 88.000 nüfuslu Podujevo kentinde 20 Kasım 1989'da dünyaya gelen Agon Mehmeti, ülkesinde yaşanan sorunlar nedeniyle ailesi birlikte henüz 2 yaşındayken İsveç'e göç etmek zorunda kaldı. 2001 yılında IFK Malmö'de futbol hayatına başlayan Mehmeti, 1 sene sonra Malmö FF'ye geçerek 6 sene boyunca gelişimini buranın altyapısında sürdürdü.

Hava toplarında etkili olan Mehmeti, ayrıca topla iyi dripling yapabilme özelliğine de sahip. Agon Mehmeti ile ilgili en ilginç argüman ise kendisinin çok iyi bir yedek oyuncu oluşu (!). Genellikle oyuna sonradan girdiği maçlarda damga vuran genç golcünün bu yüzden ülkesindeki lakabı "Süper Yedek". Palermo forması altında bu lakabını unutturmak istediğini söyleyen Mehmeti'nin idolü ise Milan forması giyen Bosna asıllı İsveçli golcü Zlatan Ibrahimoviç.

3 sezon formasını giydiği Malmö'de resmi olarak 106 maça çıkan Agon Mehmeti 25 kez fileleri havalandırdı. Palermo Sportif Direktörü Luca Cattani ile görüşen ve 9 Kasım 2011'de prensip anlaşmasına varılan genç oyuncu Serie A'nın ikinci yarısından itibaren 24 numaralı Palermo forması ile mücadele edecek.

Agon Mehmeti'nin videosu için tıklayın.

Inter'in Yeni Transferi : Juan Guilhermo Nunes Jesus

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Sezon başından itibaren yavaş yavaş yaşlanan kadroyu gençleştirme çabasına giren Inter'in 2012'deki ilk transferi Internacional'in 20 yaşındaki savunma oyuncusu Juan oldu. 7 veya 8 Ocak'ta Milano'ya gelerek resmi imzayı atacak olan Brezilyalı oyuncunun bonservis bedeli 4 milyon euro.

Üç hafta önce adı daha çok Milan ile anılan genç oyuncunun Inter'i tercih etmesi açıkçası büyük sürpriz oldu. Fluminense'den Thiago Silva'yı alan ve defansın göbeğinde yaşadığı sorunları çözen Milan, Silva'nın yerini tamamlayacak oyuncuyu bulduğunu düşünürken ezeli rakibi Inter elini çabuk tuttu ve belki de Lucio-Ranocchia tandemine kaliteli bir alternatif yaratmış oldu.

Internacional alt yapısından yetişen genç oyuncu 2010 yılından bu yana takımı adına profesyonel olarak futbol yaşantısını sürdürüyor. Defansın ortasında ve solunda görev yapabilen Juan, Brezilya 20 Yaş Altı Milli Takımı'nın da vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Libertadores Kupası'nda da görev yapan Brezilyalı oyuncunun kariyerinde sadece 1 kırmızı kart bulunuyor ancak Juan, ortalama olarak 3-4 maçta bir sarı kart görerek İtalya'da sertlik konusunda sıkıntı yaşamayacağını da belli ediyor.

Juan'ın videosunu izlemek için tıklayabilirsiniz. Özellikle de videonun başında attığı gol inanılmaz.

Benatia Çok Ucuz Kurtuldu

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Udinese ve Fas Milli Takımı oyuncusu Mehdi Benatia, 12 Aralık 2011 günü öğle saatlerinde kendi arabasıyla bir kaza yapmış. Udinese'nin stadı Friuli yakınlarında olmuş bu kaza.

Islak yolda ilerlerken aniden kullandığı Audi TT'nin kontrolünü kaybeden Benatia, yan şeride spin atıp karşı yönden gelen araçla çarpışmış ve yol kenarındaki elektrik direklerinden birine çarparak durmuş.

Buraya kadar korkunç bir haber gibi gözükse de Benatia ve beraberindekiler yara almadan kurtulmuşlar bu korkutucu kazadan. İyi yırtmış olaydan Benatia.

Faslı stoper geçen sezon 34 maçta Udinese forması giyerken sezonu yarılamaya yaklaştığımız bu günlerde ise 13 maça çıktı ve bir gol attı.

Cristobal Andres Jorquera Torres

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Güney Amerikalı ve İtalyan pek çok futbolcunun ismi cidden insana şiir gibi geliyor. Bunlardan birisi de yazımızın kahramanı Cristobal Andres Jorquera Torres, kısaca Jorquera ...

Daha önce de sık sık dile getirdiğimiz gibi Udinese ve Genoa son 5 yılda İtalya'da scout sisteminden en fazla verim alan kulüpler. Genoa'nın Inter'in pilot takımı gibi çalışarak (Motta, Milito, Ranocchia, Kharja ...) transfer dönemlerinde ligi bir şekilde kotarabilecek maddi gücü elde etmesi ve her geçen gün ileriye dönük hamleler yapması takdire şayan bir durum.

Sezon başında yıllarını geçirdiği Colo-Colo'dan transfer edilen 1988 doğumlu genç oyuncu, ofansif orta saha olarak görev yapsa da zaman zaman sol kanatta da etkili olabiliyor. Aslında Jorquera her ne kadar alt yapıdan yetişmiş olsa da 2 sene boyunca kulüp bünyesinden uzakta kiralık olarak Nublense, Union Espanola ve O'Higgins takımlarında forma giydi.

O'Higgins döneminde kendini iyice kanıtlayan ve Colo-Colo'ya geri çağrılan Jorquera ilk 11'in vazgeçilmez oyuncularından biri oldu ve 8 numaralı formayı giydi. Şilili oyuncunun uğurlu rakamı, futbola başladığı ilk gün forma numarası olan 19'dur. Nitekim kiralık olarak forma giydiği takımların hepsinde 19 numarayı giyen Cristobal, Colo-Colo'daki 2. senesinde ise kutsal olarak görülen 10 numaranın yeni sahibi oldu.

Ülkesindeki son sezonunda herkesi kendine hayran bıraktıran bir performans sergileyen 23 yaşındaki oyuncu için Udinese ve Genoa büyük bir yarış içine girdiler ancak gülen taraf daha önce 9 kez İtalya'da şampiyonluk sevinci yaşayan ve eski günlerine geri dönmek için çabalayan Genoa oldu. İtalya'da 19 numaralı formasına geri dönüş yapan Şilili oyuncu ligde 8 maç oynamasına rağmen henüz golle tanışamamış olsa da 2 asisti var. Jorquera'yı 3 sezon sonra daha büyük bir kulüpte görme şansımız olduğuna inanıyorum. Zaten 3 sene sonra bombayı patlatamazsa muhtemelen kiralık günlerine geri döner çünkü Genoa'da para etmek zorundasınız.

Moreno Torricelli

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Milano'nun 40 km kuzeyinde bulunan Erba'da 23 Ocak 1970'de dünyaya gelen Torricelli'nin futbol hayatı pek çok erkek çocuğu gibi sokak aralarında topa vurarak başladı. Daha sonra amatör olarak futbol oynamaya devam eden İtalyan oyuncunun bu güzel oyundan para kazandığı yıl ise 1990. O tarihte Torricelli'nin transfer olduğu Caratese de amatör bir takımdı ama oyuncusunu part time olarak kullanıyordu ve para kazanması için de kendisini bir fabrikaya işçi olarak aldırmıştı.

1992 yılının Temmuz ayı ise Torricelli'nin sahada vermiş olduğu savaşı kazandığı için kariyeri açısından çok önemlidir. Juventus ile sezon başında oynanan hazırlık maçında Giovanni Trapattoni'yi kendine hayran bırakan 22 yaşındaki oyuncu artık fabrikada çalışan bir işçi değil profesyonel bir futbolcu olmuştu. Siyah beyazlıların 1993 yılında kazandığı UEFA Kupası'nda büyük pay sahibi olan İtalyan futbolcu 6 senelik Juventus kariyerine ayrıca 3 lig şampiyonluğu, 1 Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu, 1 Süper Kupa, 1 Kıtalararası kupa, 1 İtalya Kupası ve 2 İtalya Süper Kupası sığdırmayı başardıktan sonra 1998 yılında Fiorentina'ya transfer oldu.

Moreno Torricelli, Floransa'da görev yaptığı yıllarda Fatih Terim'in de öğrencisi oldu. Gerek her maça çıktığı birbirinden değişik saç ve sakal stilleriyle gerekse Türkiye'nin de tarihinde ilk kez katılmış olduğu İngiltere'de düzenlenen Euro 96'da orta saha oyuncusu olmasına rağmen 9 numaralı forma ile mücadele etmiş olması İtalyan oyuncunun unutulmazlar listesindeki yerini perçinledi.

Luc CASTAIGNOS

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Hem Siena deplasmanında Inter'e son dakikada 3 puanı getirmiş olması sebebiyle hem de Kutay'ın pası bize atması üzerine Luc Castaignos'u huzurlarınıza sunma zamanı geldi.

1992 doğumlu genç oyuncu futbol yaşantısına çocukluğunun geçtiği Schiedam'ın Excelsior '20 takımında forma giyerek başladı. 14 yaşında Feyenoord Futbol Akademisine geçen Castaignos'un A Takım macerası ise 2008 yılında imzalamış olduğu profesyonel sözleşmenin ardından başladı. 2009 yılında düzenli olarak oynamaya başlayan ve çıktığı 37 maçta 15 gol atan 1.87 boyundaki genç oyuncu, elde ettiği bu başarının ardından büyük kulüplerin radarına girse de 2009 yazında Hollanda forması altında UEFA 17 Yaş Altı Milli Takım Turnuvası'nda göstermiş olduğu performansın ardından Inter, Bayern Münih, Real Madrid, Manchester United ve Arsenal gibi Avrupa'nın önde gelen kulüplerinin listesinde kendine yer buldu.

Her zaman olmasa da uzun boyuna rağmen topla beraber rakip defans ile başbaşa kaldığında oldukça hızlı bir oyuncu olabiliyor. Genellikle sağ ayağını kullanan Castaignos'un sol ayağı ile de şık golleri mevcut. Sezon başında Inter'in Galatasaray ile oynadığı hazırlık maçında da forma giyen Hollandalı oyuncu ayrıca annesinden dolayı İtalyan pasaportuna da sahip. Şu zaman kadar Nerazzurrilerde 146 dakika forma şansı bulabilen Castaignos'un en büyük talibi ise aylardır Inter yönetiminin kapısını aşındıran Hamburg ancak hafta sonu son dakikada takımına galibiyet golünü getiren bu genç adamın morali tavan yapmış durumda ve mücadeleden asla çekinmeyecektir.

Luca Toni Ehliyeti Kaptırdı

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Modena'da bir restaurantta arkadaşları ile birlikte yemek yedikten sonra mekadan ayrılan Luca Toni, polis kontrolüne takılınca zor anlar yaşadı. İtalya'da yasa gereği alkollü araç kullanmanın üst limiti 0.5 g/l fakat İtalyan futbolcunun polis çevirmesinde vücudundaki alkol oranı 0.6 g/l çıkınca golcü oyuncunun ehliyetine 3 ay el konuldu.

Trafik kurallarına uyalım, uymayanları uyaralım ...

El Diablo : Thiago Ribeiro

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Futbol hayatının büyük bölümünü kiralık olarak farklı takımlarda geçirmeye devam eden 25 yaşındaki Brezilyalı oyuncunun profesyonel kariyeri, Julio Cesar, Marcos Senna ve Assunçao gibi oyuncuların vitrine çıkmasında pay sahibi olan Rio Branco takımında başladı.

Yarım sezonluğuna Fransa macerasına atılıp Bordeaux forması giyen Ribeiro uyum sürecini atlamadığı için soluğu tekrar ülkesinde aldı ve kariyerinin ilk patlamasını 2005-2006 sezonunda Sao Paulo forması ile yaptı. 52 maçta 23 gol atan genç oyuncunun menajeri onun babası gibi olduğu için, daha doğrusu köle modunda takıldığı için dünyada pek çok menajerin oyunlarına alet olan Uruguay'ın Rentistas takımına gitmek zorunda kaldı. Altın yumurtlayan tavuk olarak görülen Ribeiro'nun kariyerinde kiralık olarak gittiği ikinci takım bir zamanlar Beşiktaş forması giyen Rodrigo Tabata'nın takımı Al Rayyan oldu. 1 yıl da Katar tecrübesi yaşayan Brezilyalı oyuncu yine ev özlemi çekince bu sefer en uzun süreli kariyerine Cruzeiro'ya imza atarak merbaba dedi.

Cruzeiro transferi asla masum bir transfer değildi. Pek çok Güney Amerikalı oyuncu gibi Thiago Riberio'nun da bonservisi ikiye bölünmüş durumda. Oyuncunun ekonomik haklarının %50'si Rentistas takımında, diğer %50 lik bölümü ise Cruzeiro'da. 3 yılını geçirdiği Cruzeiro'dan onu kopartan takım ise yine kiralık olarak Cagliari oldu. David Suazo, Andrea Lazzari ve Alessandro Matri'nin takımdan ayrılmasının ardından uzun süre gol yollarında bir türlü istediği ritmi yakalayamayan Cagliari, geçen sezon Brezilya'da 35 maçta 8 gol atan Ribeiro'yu 1 yıllığına kiralık olarak kadrosuna kattı.

Uyum süreci konusunda sıkıntı yaşayan Brezilyalı oyuncu, ritmini yakaladığı zaman ceza sahası içerisinde oldukça etkili bir golcü. Defansın arkasına atılan uzun toplarda kendini belli eden Ribeiro'nun bitiricilik özelliği de tatmin edici seviyede. Geçtiğimiz sezon oynadığı maç sayısı ve attığı gol sayısı arasında fark olmasına rağmen 25 yaşındaki oyuncu bu sezon Cagliari forması altında şimdiye kadar oynadığı 7 maçta 2 gol atıp 2 de asist yapmayı başardı.

Cruzeiro forması ile mücadele eden Thiago Ribeiro'nun kısa videosu ...

Del Piero Bırakıyor ...

1 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

1993 yılında Serie B'de mücadele eden Padova'dan Juventus'un yolunu tuttuğunda böylesine bir fenomen haline geleceğini kim bilebilirdi ki ? Evet çoğumuzun çocukluk ve gençlik yıllarının kahramanı, Juventus'un sembol oyuncusu Alessandro Del Piero sezon sonunda siyah beyazlı formasına veda edecek.

Juventus başkanı Andrea Agnelli, 37 yaşındaki tecrübeli oyuncunun sezon sonunda hem kaptanlığı hem de Juventus formasını bırakacağını açıklasa da umarım kararını tekrar gözden geçirir ve bizimle yoluna devam eder dedi.

Del Piero, sezon başında Juventus'un 2 yıllık kontrat teklifine rağmen kulübü ile 1 yıllık sözleşme imzalamış ve İtalya sınırları içerisinde Juventus'tan başka bir kulüpte asla forma giymeyeceğini açıklayarak aslında mesajı vermişti. Frikiklerin usta ismi Del Piero, Calciopoli skandalının ardından Juventus'un küme düşürülmesine rağmen kaptan olarak gemisini terketmemiş ve bu zorlu süreçten takımının çıkmasında baş rolü üstlenmişti.
Copyright © AZZURRI - Blogger Theme by BloggerThemes