inter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
inter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Galatasaray'ın Çileği : Wesley Sneijder
Gönderen
Nerazzurri
zaman:
00:26
21 Ocak 2013 Pazartesi
Etiketler:
Futbolcular,
inter,
sneijder
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Uzun mesafeli ara pasları, nefessiz bırakan frikikleri ve hırsı... Sanırım bu üç başlık Sneijder ismine heyecanlanmak için yeterli.
Ajax ile başlayıp Real Madrid ile süren ve Inter'de zirve yapan bir kariyerin ardından 28 yaşında Galatasaray macerasına başlayacak olan Wesley Sneijder'in kendisine ödenecek olan bedeli önce forma satışları ile sonra da ortaya koyacağı performans ile Galatasaray lehine döndürmesi yüksek ihtimal.
Real Madrid döneminde özellikle ilk yılında oldukça başarılı bir performans gösteren Hollandalı oyuncu, ikinci sezon için yapılan hazırlık döneminde geçirdiği sakatlık sebebiyle çok fazla şans bulamayınca İnter'in yolunu tuttu. Ancak ilk yılında göstermiş olduğu müthiş performansın en büyük nedeni Beşiktaş'ın eski antrenörü Bernd Schuster'di. Kendisine verdiği destek, oyunsal anlamda tanımış olduğu özgürlük ve el üstünde tutulması Sneijder'in başarılı olması için yeterliydi.
Sneijder'in Inter'e transfer olduğu 2009 yılı Milano ekibi için oldukça önemliydi. Takımın her şeyi olan Zlatan İbrahimoviç'in Barcelona'ya transferi sonrasında takıma yapılan takviyeler, bugün bile Inter için büyük bir özveri ile oynayan Diego Milito, Samuel Eto'o ve Lucio'ydu. Mourinho'nun İnter'inde Samuel Eto'o ve Sneijder, Avrupa Şampiyonluğu'na ulaşılan yoldaki en önemli şifrelerdi. Real Madrid'te Robinho'nun Milan'a transfer olmasından sonra 10 numarayı alan Sneijder, Inter'de sırtına geçirdiği 10 numaranın hakkını oynadığı 10 numara futbol ile fazlasıyla vererek kulüp tarihine adını altın harflerle kazıdı. Sneijder'in başarısındaki sırlar yine aynıydı : Ona çok güvenen bir hoca, tapan taraftarlar ...
Ve şimdi Hollandalı oyuncu Galatasaray'da. Sneijder kendisini önemli hissettiği zaman kendisine bunu hissettirenleri bugüne kadar çok fazla yanıltmadı. Ona bu hissi verecek taraftar grubunu İstanbul'a ayak basar basmaz zaten görecek. Motivasyonunu üst seviyeye taşıyabilecek olan teknik direktör zaten Galatasaray'ın yedek kulübesinde mevcut. Hem Real Madrid'te hem de Inter'de yaşadığı sakatlıkları yaşamazsa Sneijder, Galatasaray için müthiş bir fırsat olacaktır. Mevcut durumda hem Galatasaray'ın Sneijder'e hem de 28 yaşındaki Sneijder'in 2010 yılındaki zirve noktasına ulaşmak için Galatasaray'a ihtiyacı var.
Kaleci-Oyuncu
Gönderen
kutay
zaman:
15:47
19 Aralık 2012 Çarşamba
Etiketler:
inter,
İtalya Kupası,
rodrigo palacio
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Pancu, Melo vs. Bu sefer İtalya'dan.
Inter, Verona ile oynadığı kupa maçında 3 oyuncu değiştiriyor, son 10 dakikada sakatlanan Castellazi'nin yerine Palacio geçiyor. 10 dakika boyunca gol yemediği gibi, kornere çeldiği top da en az Melo'nun penaltısı kadar kritik.
Şampiyonluğa Yürüyor
Gönderen
kutay
zaman:
16:16
4 Kasım 2012 Pazar
Etiketler:
inter,
stramaccio
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Ati diyor ki; "Stramaccio 36 yaşında şampiyonluğa yürüyor"
Dünkü maçtan yürüyüş fotoğrafı bu. Kendisi, mayıs ayında sonuç ne olursa bu sezon ligin en önemli figürlerinden biri olmayı başardı. Çoğunluk onun geçen seneki Gasperini gibi olacağını tahmin ederken (ligin başında fiyasko), o daha çok bir Milano takımını zirveye taşıması özelliğiyle Allegri'ye benzemek üzere. Tabi aşağıdaki postta Kaptan'ın yazdığı gibi, Jose ile de benzerliği var.
Ama ben hala onun adını Google'a bakmadan, copy-paste yapmadan yazamıyorum. Inter sevdalıların heyecanını anlamak mümkün ama daha 10.haftada şampiyonluk telafuz etmek doğru değil gibi. En azından Inter'in sezona bu kadar iyi başlamasının nedeni baskıdan uzak durmasıydı. Şimdi ise şampiyonluk nağmeleri, baskıyı kuracak. Eğer, ülkenin 49 maç yenilmeyen takımı yeniyorsanız, beklentiler de artacaktır.
En azından ilk sıraya yükseldiği haftayı beklemek lazım.
Torino'da Seri Sonu ( Juventus : 1 - 3 : Inter )
15 Mayıs 2011'de Parma'ya 1-0 mağlup olduktan sonra oynadığı 49 maçta yenilgi yüzü görmeyen ve 32 galibiyet, 17 beraberlik elde eden son şampiyon Juventus, dün gece kendi sahasında maçın henüz başında bu sezon, hemen hemen her hafta olduğu gibi bir kez daha hakem hatasıyla öne geçmesine rağmen Inter'e 3-1 mağlup olmaktan kurtulamadı.
Sneijder, Coutinho, Stankovic, Chivu, Jonathan ve Joel Obi'den yoksun olarak 3-4-3 düzeni ile sahaya çıkan Inter, sakatlıktan sonra formasına kavuşan Vidal'ın maçın başında ofsayttan attığı golle 1-0 mağlup duruma düşmesine rağmen ikinci yarıdaki 45 dakikaya 3 gol sığdırarak hem puan farkını 1'e indirdi hem de siyah beyazlıların 49 maçlık yenilmezlik serisine son verdi.
30 Ocak 2008'den beri Juventus deplasmanında kazanamayan Inter, bu şansızlığını dün akşam 2 gol birden atarak ligdeki gol sayısını 7'ye yükselten Diego Milito'nun büyük katkısı ile kırdı. Inter forması altında 143. maçında 71. golünü atan Diego Milito gençleşmeye çalışan Inter'de Javier Zanetti ve Cambiasso ile birlikte tecrübesi ve hırsını takım arkadaşlarına en iyi şekilde aktaran oyunculardan.
36 yaşındaki Andrea Stramaccioni, Inter'deki ilk 20 maçında elde ettiği 14. galibiyeti ile Jose Mourinho'yu yakalamış durumda. Portekizli teknik adam da Inter'de görev yaptığı ilk 20 maçta 14 galibiyet elde etmişti.
(Diego Milito'dan 3 tane attık daha atalım mı pozu - fotoğraf Yiğit YILMAZ'dan)
Inter - Milan Geçiş Hattı
Gönderen
Nerazzurri
zaman:
22:52
27 Ağustos 2012 Pazartesi
Etiketler:
ac milan,
inter,
Serie A,
Transferler
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Sampdoria'da birlikte oynayan Pazzini ile Cassano şimdi birbiri için yem oldu ve takasta kullanıldılar. İlk bakışta karlı olan taraf Inter olarak görünüyor ama futbol işte çok belli olmadığı için seviyoruz zaten. Transferin üstünden biraz zaman geçmiş olsa da Inter - Milan hattında gel gitler yaşayan efsaneleri unutmak olmazdı.
1975 : Nevio Scala
1978 - 1991 : Aldo Serena, Giancarlo Pasinato
2000 : Taribo West
2001 : Christian Brochhi, Cyril Domoraud, Maurizio Ganz,
Andres Guglielminpietro, Andrea Pirlo
2002 : Dario Simic, Clarence Seedorf
2003 : Thomas Helveg
2004 : Hernan Jorge Crespo
2005 : Christian Vieri
2007 : Ronaldo
2011 : Zlatan Ibrahimovic
Öncelikle belirtmek gerekir ki aralarında direkt geçiş yapmayan iki isim var : Ronaldo ve Ibra.
Apayrı parantez açılması gereken isimler ise Aldo Serena ve Giancarlo Pasinato. Aldo Serena herhalde dünyanın kafası en karışık futbolcusuydu. 1978-1979 sezonunda Inter forması giyen ama tutunamayan Serena, 19818-1982 sezonunda Inter'e geri döndükten sonra 1982-1983 sezonunda ise Milan'a geçiş yapıyor ama içi yine rahat etmemiş olacak ki 1983-1984 sezonunda Inter'e 3. kez geliyor. Belki uslanmıştır diye düşünüyorsunuz şu an ama ertesi sezonu Torino'da geçiren İtalyan oyuncu bu sefer de o şehri karıştırıp bir sonraki sezon Juventus forması giyiyor. Malesef iş bununla da bitmiyor ... 1987 - 1991 yılları arasında 4 sezon boyunca 4. kez geldiği Inter'de kalan Aldo Serena futbolu Milan forması altında bırakıyor :)
Giancarlo Pasinato ise Aldo Serena'nın yanında adeta bir melek. 1978 - 1982 yılları arasında Inter forması giyen İtalyan oyuncunun aklına şeytan giriyor ve sadece 1 sene Milan forması giyip Inter'e geri dönüyor.
Hernan Jorge Crespo ise Inter'den sonra 5 sene formasını giydiği Chelsea'den İtalya'ya kiralık olarak döndüğü ilk sene Milan, ertesi sezon Inter forması giyen isimlerden.
Hiç şüphesiz Inter cephesinde en çok yara bırakan geçişler, 2001 yılında Andrea Pirlo ve 2002 yılında Clarence Seedorf ile yaşanmıştır.
(Unuttuklarımız olduysa şimdiden affola.)
1975 : Nevio Scala
1978 - 1991 : Aldo Serena, Giancarlo Pasinato
2000 : Taribo West
2001 : Christian Brochhi, Cyril Domoraud, Maurizio Ganz,
Andres Guglielminpietro, Andrea Pirlo
2002 : Dario Simic, Clarence Seedorf
2003 : Thomas Helveg
2004 : Hernan Jorge Crespo
2005 : Christian Vieri
2007 : Ronaldo
2011 : Zlatan Ibrahimovic
Öncelikle belirtmek gerekir ki aralarında direkt geçiş yapmayan iki isim var : Ronaldo ve Ibra.
Apayrı parantez açılması gereken isimler ise Aldo Serena ve Giancarlo Pasinato. Aldo Serena herhalde dünyanın kafası en karışık futbolcusuydu. 1978-1979 sezonunda Inter forması giyen ama tutunamayan Serena, 19818-1982 sezonunda Inter'e geri döndükten sonra 1982-1983 sezonunda ise Milan'a geçiş yapıyor ama içi yine rahat etmemiş olacak ki 1983-1984 sezonunda Inter'e 3. kez geliyor. Belki uslanmıştır diye düşünüyorsunuz şu an ama ertesi sezonu Torino'da geçiren İtalyan oyuncu bu sefer de o şehri karıştırıp bir sonraki sezon Juventus forması giyiyor. Malesef iş bununla da bitmiyor ... 1987 - 1991 yılları arasında 4 sezon boyunca 4. kez geldiği Inter'de kalan Aldo Serena futbolu Milan forması altında bırakıyor :)
Giancarlo Pasinato ise Aldo Serena'nın yanında adeta bir melek. 1978 - 1982 yılları arasında Inter forması giyen İtalyan oyuncunun aklına şeytan giriyor ve sadece 1 sene Milan forması giyip Inter'e geri dönüyor.
Hernan Jorge Crespo ise Inter'den sonra 5 sene formasını giydiği Chelsea'den İtalya'ya kiralık olarak döndüğü ilk sene Milan, ertesi sezon Inter forması giyen isimlerden.
Hiç şüphesiz Inter cephesinde en çok yara bırakan geçişler, 2001 yılında Andrea Pirlo ve 2002 yılında Clarence Seedorf ile yaşanmıştır.
(Unuttuklarımız olduysa şimdiden affola.)
Takas
Komik değil mi? 2010-2011 sezonunun başında fırtına gibi esen Sampdoria (tamam fırtına iddialı oldu ama fena değildi) devre arasında iki oyuncusunu da Milano'ya yolladı. Cassano, Milan'a, Pazzini Inter'e gitti.
İkisi de iyi başladı. Özellikle Pazzini'nin ilk maçları çok iyidi ama sezon sonu gülen Cassano oldu. Şampiyonluk ona geldi. Belki Pazzini de gülmüştür ama ağlayan birileri varsa onlar kesinlikle Sampdoria taraftarlarıydı. İyi başlayan sezon, iki yıldızın kaybından sonra kabusa dönüştü. 18.sıraya gerilemenin sonu, küme düşme demekti.
Araan bir sene geçti. Cassano hastalandı, neredeyse ölümlerden döndü ama sonunda Avrupa Şampiyonası finalinde oynadı. Benim çok beğendiğim Pazzini ise kadroya alınmadı. Inter'de kötü bir sezon geçirmişti. Ve tam o sırada küme düşen Sampdoria, iki maç sonunda Varese'yi geçerek ait olduğu yere geri döndü.
İş bununla da bitmedi ve takas gerçekleşti. Artık Cassano Inter'de, Pazzini Milan'da oynayacak. Zlatan, Thiago, yaşlanıp gidenlerden Nesta, Inzaghi, Seedorf.... Milan'da kim kaldı? İtalya'nın "feda" diyeni Milan, Pazzini sayesinde zirveye oynar mı? Pazzini'yi çok beğeniyorum ve başarılı olacağını düşünüyorum. Cassano'nun ise beklenenin altında kalacağına inanıyorum. Milan'da olsaydı daha iyidi sanki. Yani takasta karlı gözüken pek yok gibi.
Sampdoria'nın ilk maçı ise Milan'a karşı, San Siro'da oynayacak. Bir zamanlar Cassano ile Pazzini'yi feda eden ile bu yaz takımın yıldızlarını göndermek zorunda kalan arasında... 1.5 senede ne kadar çok şey değişti.
Orası Neresi?
Gönderen
kutay
zaman:
22:00
5 Mayıs 2012 Cumartesi
Etiketler:
ac milan,
inter
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Yılların kavgasıdır. "Orası San Siro değil, Meazza" / "Inter taraftarı San Siro demez, Meazza der"..
Sanırım Türkiye'de daha geniş yapılan tartışmalardan biri, tıpkı Real-Barca /Katalan-Franco kavgası gibi. Çünkü Inter futbolcuları, resmi siteden taraftara San Siro'dan sesleniyor.
Yarın oynanancak Inter-Milan derbisinde, o sahaya son kez çıkacağını açıklayan Kolombiyalı savunmacı Ivan Cordoba, o sahadan "San Siro" diye bahsediyor. Hani maçta ev sahibi Milan olsa, yine bir şekilde anlardık ama o da değil.
Blogun Inter tayfası buna açıklık getirsin.
Cordoba'nın açıklaması.
Ranieri Kabusu Sona Erdi
Gönderen
Nerazzurri
zaman:
08:53
27 Mart 2012 Salı
Etiketler:
Futbol,
inter,
Serie A,
Teknik Direktörler
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Başlamaması gereken bir macera malesef Moratti'nin sezon başından beri yaşamış olduğu kararsızlığa bağlı olarak yaşanmak zorunda kaldı ve nihayet dün gece itibarı ile sona erdi. Evet Ranieri, Inter'den de kovuldu. İtalyan teknik adam hakkındaki görüşlerimizi, daha doğrusu negatifliğimizi imza attığı gün yazmıştık.
Roma döneminde Luciano Spalletti'nin mirasını yiyen ve bu sayede uzun bir süre zirve yarışının içinde kalan Ranieri, son kupasını yine miras olarak aldığı Valencia'da 2004 yılındaki Süper Kupa ile kaldırdı. İtalyan teknik adamın tırnakları ile kazıyarak aldığı son kupanın tarihi 1999 yılı desek yanılmış olmayız. Son yıllarda çalıştırdığı takımlarda derbi karnesinin iyi olması 61 yaşındaki teknik adamın tek artısıydı ama Juventus bu çekiciliğini de aldı götürdü.
Takım sezon sonuna kadar 36 yaşındaki Andrea Stramaccioni'ye emanet. Dün öğlen saatlerinde Ranieri'nin Haziran ayına kadar takımın başında olacağına inancım tam diyen başkan Moratti'nin bu açıklamayı yapmadan önce kurmayları Marco Branca ve Piero Ausilio ile birlikte Stramaccioni'ye hazır ol talimatı vermesi de klasik bir Moratti davranışıdır. Tıpkı ülkemizdeki başkanlar gibi hocamızın arkasındayız dedikten sonra attığı tekmelerle ünlü olan Moratti, umarız önümüzdeki sezonu da bu sezon olduğu gibi kayıplara karıştırmaz.

Andrea Stramaccioni, Inter'e yabancı olan bir isim değil. 2005 - 2011 yılları arasında Roma altyapısında antrenörlük yapan genç teknik adam, 2011 yılından beri de Inter'in altyapı antrenörlüğünü yapmaktaydı ve bir kaç gün önce Ajax'ı penaltı atışları sonucunda mağlup ederek Avrupa Şampiyonluğu ünvanını da elde etmeyi başardı. Bu arada Stramaccioni'nin İtalya Milli Takımı'nda Altyapı Koordinatörlüğü görevini sürdüren efsanevi teknik adam Arrigo Sacchi'nin çok sevdiği bir isim olduğunu da belirtmeden geçmeyelim.
Önümüzdeki sezon için Inter'in teknik direktör adayları Guardiola, Andre Villas Boas ve Luciano Spalletti. 2 senedir Guardiola aşkını dillerden düşürmeyen Moratti'nin ilk hedefi kesinlikle İspanyol teknik adam olacaktır. Andre Villas Boas kumarını umarım oynamazlar çünkü Chelsea'de sözünü geçiremeyen Boas'ın Inter'de bunu başarması mucize olur. Gönüllerde yatan aslan ise kesinlikle Spalletti ...
Insert Coin
Gönderen
kutay
zaman:
10:09
19 Şubat 2012 Pazar
Etiketler:
Bologna,
inter
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Inter - Bologna (0-3) maçında açılan bir pankart. Burası G.Meazza. Fazla kurcalamayalım, Interliler'i kızdırmayalım.
Bir de Game Over pankartı vardı.
Inter ve Parma'nın Transfer Paslaşması
Gönderen
Nerazzurri
zaman:
11:46
24 Ocak 2012 Salı
Etiketler:
Futbol,
inter,
Parma,
Serie A,
Transferler
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Yıllardır İtalya içindeki transferlerde Inter'in en haşı neşir olduğu takım Genoa'ydı ancak bu yıl Parma yeni sevgilisi oldu Nerazzurrilerin. İşte yeni aşkın reçetesi :
- Cicero Moreira Jonathan : Parma'ya kiralandı.
- Joel Obi : Inter oyuncunun bonservisinin tamamını Parma'dan satın aldı.
- Lorenzo Crisetig : Oyuncunun haklarının %50'si co-ownership yöntemi ile Parma'dan alındı ve Crisetig, sezon sonuna kadar Inter'de kiralık olarak forma giyecek.
- Diego Mella : 1993 doğumlu forvet oyuncusu co-ownership anlaşması ile Parma'ya transfer oldu.
- Jacopo Galimberti : 1993 doğumlu defans oyuncusu co-ownership anlaşması ile Parma'ya transfer oldu.
- Gaetano Monachello : 1994 doğumlu forvet oyuncusu Parma'ya kiralandı.
- Yao Guy Eloge Koffi : 1996 doğumlu Fil Dişi Sahili menşeili oyuncu co-ownership anlaşması ile Parma'dan Inter'e transfer oldu ancak sezon sonuna kadar Parma'da kiralık olarak kalacak.
1998'den Beri Aynı Film (Inter : 2 - 1 : Lazio)

Geçtiğimiz hafta ezeli rakibi Milan'ı 1-0 mağlup ederek birden kendini yeniden zirve yarışında bulan Inter, kendi sahasında 1998 yılından beri boyun eğmediği Lazio'yu Milito ve Pazzini'nin golleri ile 2-1 mağlup ederek galibiyet serisine devam etti.
Her geçen hafta ilk 11'e iyice ısınan Nagatomo ve Alvarez'in kenarlarda başladığı oyun kurgusunda orta ikili Zanetti ve Cambiasso'ya emanet edilirken ileri uçta Milito ve onun biraz arkasında Pazzini'nin yer aldığı orta saha ve forvet kurgusu ile oyuna başlayan Inter özellikle ilk 20 dakikada Lazio'nun sakin ve akıllı oyunu karşısında bekleneni bir türlü veremedi. 15. dakikada Lucio'nun hatası ile Inter taraftarlarına nefeslerini tutturan Rocchi, bu pozisyondan tam 15 dakika sonra içinde yine Lucio'nun bulunduğu ve bacaklarının arasından geçen topun ardından bu sefer Inter taraftarlarının nefesini kesti ve Lazio deplasmanda 1-0 öne geçti. Golün ardından iyice geriye yaslanan ve yaptığı pas hataları ile 2. bölgede hakimiyeti Inter'e teslim eden başkent ekibine cezayı Diego Milito 44. dakikada kesti ve skoru 1-1'e getirdi.
İlk yarıda oldukça pasif bir görüntü çizen Alvarez, ikinci yarının başında yerini sakatlıktan kurtulan ve maç kondisyonunu kazanmaya başlayan Sneijder'e bıraktı. İlk yarının başlarında ne izlediysek ikinci yarıda da aynısı izledik, oynayan taraf Lazio, pusuda bekleyen taraf Inter'di ve Lucio'nun neredeyse defanstan kafasıyla gönderdiği top Lazio savunmasının arkasına sarkan Pazzini ile buluştu ve İtalyan oyuncu şık bir aşırtma vuruşu ile skoru belirleyen isim oldu. Inter gerçekten savunma işini gayet iyi yapıyor ama geçen hafta Milan maçında ve bu maçta da futbol şansının biraz yanlarında olduğunu söylememiz gerekiyor. Skor 2-1 olduktan kısa bir süre sonra Klose'nin kaçırdığı öyle bir pozisyon var ki Inter savunmasının izlemesi büyük hataydı.
Edy Reja ile daha önce 12 kez karşı karşıya gelen Ranieri'nin 8 galibiyeti, 2 beraberliği ve 2 mağlubiyeti vardı, İtalyan teknik adam 9. galibiyetini de almış oldu. Ayrıca Ranieri'nin Lazio'ya karşı bir başka sinir bozucu huyu ise çalıştırmış olduğu takımlarda kendi evinde Lazio'ya kaybetmemesi. 6 maçta 5 galibiyeti ve 1 beraberliği olan Ranieri, bu akşam da rakibini bir kez daha mağlup etmeyi başardı.
18 Maç Sonra Yine RANIERI (Milan : 0 - 1 : Inter)

Serie A'ya çok kötü başlayan Inter, zamanla bir şekilde üst sıralara tırmandı ve Udinese'nin kaybetmesi, Juventus'un berabere kalmasının ardından zirveye bir adım daha yaklaşmak için büyük bir fırsat ele geçirdi ama maçtan önce Milano derbisinin favorisi kesinlikle değillerdi. 18 maçtır San Siro'da yenilgi yüzü görmeyen Milan, geçen sezonun yıldızlarından Pato'yu da ilk 11'almış, zirvedeki rakiplerinin puan kaybetmesi ile liderlik şansını elde etmiş, seyirci desteğini de arkasına almıştı. Bunlar buz dağının Milan penceresinden görünen kısmıydı peki ya Inter ?
Çok fazla şans tanınmayan Inter'in de rakamların arasına saklanmış güçlü yanları vardı. Son 14 maçının tamamında gol atan Nerazzurriler, bu maçtan önce deplasmanda da 337 dakikadır gol yemiyordu ve 14 farklı oyuncusu ile gol sevinci yaşamıştı. Dün akşam Milito atmasa, Alvarez atacaktı, Alvarez atmasaydı Milan'a karşı kariyerinde sadece 1 golü olan kaptan Javier Zanetti atacaktı ... Geçen hafta Parma'ya 5 gol atan Inter, ben kesin bu maçta gol atarımın sinyalini vermişti zaten ve gelelim bu maçın en kilit rakamının sahibine ... Kendisinden hiç hazetmem ama derbilerde Ranieri denilen bir gerçek var. İtalya'daki 12 derbisinde mağlubiyet yüzü görmeyen Ranieri, bunların son 6 tanesini de kazanmıştı. Nitekim dün gece de San Siro'da seri bozulmadı ve "bidon" Milito'nun golü ile Inter, geçen seneki maçın rövanşını 1-0 kazanarak aldı.
İlk 10 dakika Inter baskısı olsa da Ibra'nın oyuna ağırlığını koymasıyla Milan hakimiyeti gele geçirdi hatta gol veya gollere de yaklaştı ama gerek futbol şansı gerekse Inter'in en iyi yaptığı şey olan savunma anlayışı ev sahibi ekibe skor olarak geri dönmedi. Aslında geçen senenin kopyası olan anlar da yaşadık. Maçın başında Motta golü attı ama karşılaşmanın hakemi Daniele Orsato ofsayt gerekçesiyle golü saymadı tıpkı geçen sene olduğu gibi yine Motta ve yine ofsayta kurban giden gol. Hatta 2 sene öncesine gidelim yani Milito'nun Milan'a en son gol attığı o karşılaşmaya ve Abbiati'nin yediği goldeki hataya tekrar bakalım. Fotokopi gibi bir hata ve gol, kahramanlar yine aynı Abbiati ve Milito...
12 maçtır yenilmeyen ve sahasında 18 maçlık seri yakalayan Milan'ın belası yine Ranieri oldu. İtalyan teknik adam Roma'nın başındayken San Siro'da 1-0 kazanarak galibiyet sevinci yaşayan son teknik adamdı ve tarih bir kez daha aynı isim için tekerrür etti. Inter pusuya yattı bekliyor ...
Serie A'da Haftanın Değerlendirmesi
EN FARKLI GALİBİYET INTER'DEN :

Önümüzdeki hafta Milan ile dev derbiye çıkacak olan Inter'de durumu kritik bütün oyuncuların dinlendirildiği ikinci yarının ilk maçında Nerazzurriler Parma'yı gole boğarak gönderdi. Yılın bidonlarından olan Diego Milito'nun 2 gol, Motta, Pazzini ve genç Faraoni'nin golleri ile Milano derbisi öncesi moral kazanan Inter artık rakibi Milan'ı bekliyor.
FIORENTINA ŞEYTANIN BACAĞINI KIRDI :

Gilardino'yu Genoa'ya gönderen ve sakat oyuncuların varlığında Fiorentina'nın yükünü Jovetic'in çekeceğini yazmıştık ve nitekim beklendiği gibi Jovetic'in biri penaltıdan olmak üzere attığı 2 gol Fiorentina'nın bu sezon ilk kez deplasmanda 3 puan almasını sağladı. Ligin ilk yarısında dörtlü savunma ile oynayan Mor Menekşeler Novara deplasmanında ilk kez 3-5-2'yi denedi, 3 puanı 3 golle alarak deplasman fobisine nokta koydu.
HAFTANIN SÜRPRİZİ SIENA'DAN:

Serie A'da haftanın en büyük sürprizi küme düşme korkusu yaşayan Siena'nın kendi evinde ligde zirve iddiası bulunan Lazio'yu 4-0 gibi farklı bir skorla yenmesi oldu. Stadio Artemio Franchi'de oynanan maça damga vuran isimse 2 penaltı veren ve Lazio aleyhinde 1 kırmızı kart çıkartan Gervasoni oldu. Ümit Milli Takımımızın İtalya Ümit Milli Takımı ile oynadığı karşılaşmada harika bir oyun sergileyen ve bunu skora da yansıtan Destro'nun takımını sırtladığı bu maç başkent ekibi Lazio'nun moralini altüst etti.
MILAN SERİYİ BOZDU :

Ligin ilk yarısında Milan, Juventus ve Udinese'nin ardından kendi evinde mağlubiyet yüzü görmeyen Atalanta'nın fişini 1 gol 1 asistle oynayan Zlatan Ibrahimoviç çekti. Sakat ve cezalı oyuncularından neredeyse 11 kuracak olan Milan, Doni'nin tutuklanması ile şok geçiren Atalanta'ya acımadı. Milano derbisi öncesi iki takımın da formda olması harika bir derbi izleyeceğimiz için bizleri heyecanlandırıyor.
TOTTI GERİ DÖNDÜ :

Gerek hocasıyla yaşadığı sorunlar gerekse sakatlık belası yüzünden ligin ilk yarısında parmağını ağzına alarak gol sevincini yaşayamayan Totti, 2011-2012 sezonun ilk gollerini Chievo'ya atarak Roma'ya 3 puanı getirdi.
DI NATALE EFSANELEŞMEYE DEVAM EDİYOR :

Stadio Friuli'de sadece Juventus'a puan kaybeden Udinese, zayıf rakibi Cesena'yı 4-1 mağlup ederek zirve yürüyüşüne kaldığı yerden devam etti. Yeniden milli takıma çağrılan ve son yıllarda gösterdiği performansla adından sıkça söz ettiren kaptan Di Natale'nin attığı 2 gol ayrıca Udinese tarihi açısından çok önemli. Stadio Fruli'de oynanan son 27 maçta 26. golüne imza atan Di Natale, her geçen hafta taraftarların gönlünde taht kurmaya devam ediyor.
DİĞER MAÇLAR :
Ligde kalmak için kendi evindeki maçları en az hasarla atlatmak isteyen Bologna, Avrupa Kupalarında mücadele etmek isteyen Catania'yı Cherubin ve Di Vaio'nun golleri ile 2-0 mağlup ederek 2012'ye iyi bir başlangıç yaptı.
Yeni teknik direktör (Pasquale Marino) ve yeni golcüsü (Gilardino) ile ikinci yarının startını veren Genoa, puan cetvelinde nefesini ensesinde hissettiği Cagliari'ye deplasmanda 3 golle boyun eğerek rakibinin bir basamak altında kaldı. Miguel Veloso, Kaladze ve Palacio'dan yoksun olarak sahaya çıkan Genoa'nın son maçta Napoli karşısında aldığı 6-1'lik farklı mağlubiyetin şokunu atlatamadığı açıkça belli oluyor. Savunmaya acil çözüm şart.
Kümede kalması artık tamamen Allah'a kalan Lecce, ligin namağlup ekibi Juventus karşısında dirense bile Matri'nin golüne engel olamayarak ligin dibindeki yerini perçinledi.
Inter'in 5-0'lık galibiyetini Napoli bu hafta Palermo deplasmanında biraz daha dikkatli olsaydı gölgede bırakabilirdi. 90 dakika boyunca oyunun tek hakimi olan misafir ekibin bu sezonki performansı ilk yarı itibarı ile geçen seneyi mumla aratmıştı ancak güzel oyun ve deplasmanda alınan 3-1'lik galibiyet Napoli'nin daha üst sıralara çıkması için moral olacaktır. Palermo'nun başında Zamparini gibi kıyımcı bir teknik direktör varken bu potansiyele rağmen onları başarılı görmek sanırım zor olacak.

Önümüzdeki hafta Milan ile dev derbiye çıkacak olan Inter'de durumu kritik bütün oyuncuların dinlendirildiği ikinci yarının ilk maçında Nerazzurriler Parma'yı gole boğarak gönderdi. Yılın bidonlarından olan Diego Milito'nun 2 gol, Motta, Pazzini ve genç Faraoni'nin golleri ile Milano derbisi öncesi moral kazanan Inter artık rakibi Milan'ı bekliyor.
FIORENTINA ŞEYTANIN BACAĞINI KIRDI :

Gilardino'yu Genoa'ya gönderen ve sakat oyuncuların varlığında Fiorentina'nın yükünü Jovetic'in çekeceğini yazmıştık ve nitekim beklendiği gibi Jovetic'in biri penaltıdan olmak üzere attığı 2 gol Fiorentina'nın bu sezon ilk kez deplasmanda 3 puan almasını sağladı. Ligin ilk yarısında dörtlü savunma ile oynayan Mor Menekşeler Novara deplasmanında ilk kez 3-5-2'yi denedi, 3 puanı 3 golle alarak deplasman fobisine nokta koydu.
HAFTANIN SÜRPRİZİ SIENA'DAN:

Serie A'da haftanın en büyük sürprizi küme düşme korkusu yaşayan Siena'nın kendi evinde ligde zirve iddiası bulunan Lazio'yu 4-0 gibi farklı bir skorla yenmesi oldu. Stadio Artemio Franchi'de oynanan maça damga vuran isimse 2 penaltı veren ve Lazio aleyhinde 1 kırmızı kart çıkartan Gervasoni oldu. Ümit Milli Takımımızın İtalya Ümit Milli Takımı ile oynadığı karşılaşmada harika bir oyun sergileyen ve bunu skora da yansıtan Destro'nun takımını sırtladığı bu maç başkent ekibi Lazio'nun moralini altüst etti.
MILAN SERİYİ BOZDU :

Ligin ilk yarısında Milan, Juventus ve Udinese'nin ardından kendi evinde mağlubiyet yüzü görmeyen Atalanta'nın fişini 1 gol 1 asistle oynayan Zlatan Ibrahimoviç çekti. Sakat ve cezalı oyuncularından neredeyse 11 kuracak olan Milan, Doni'nin tutuklanması ile şok geçiren Atalanta'ya acımadı. Milano derbisi öncesi iki takımın da formda olması harika bir derbi izleyeceğimiz için bizleri heyecanlandırıyor.
TOTTI GERİ DÖNDÜ :

Gerek hocasıyla yaşadığı sorunlar gerekse sakatlık belası yüzünden ligin ilk yarısında parmağını ağzına alarak gol sevincini yaşayamayan Totti, 2011-2012 sezonun ilk gollerini Chievo'ya atarak Roma'ya 3 puanı getirdi.
DI NATALE EFSANELEŞMEYE DEVAM EDİYOR :

Stadio Friuli'de sadece Juventus'a puan kaybeden Udinese, zayıf rakibi Cesena'yı 4-1 mağlup ederek zirve yürüyüşüne kaldığı yerden devam etti. Yeniden milli takıma çağrılan ve son yıllarda gösterdiği performansla adından sıkça söz ettiren kaptan Di Natale'nin attığı 2 gol ayrıca Udinese tarihi açısından çok önemli. Stadio Fruli'de oynanan son 27 maçta 26. golüne imza atan Di Natale, her geçen hafta taraftarların gönlünde taht kurmaya devam ediyor.
DİĞER MAÇLAR :
Ligde kalmak için kendi evindeki maçları en az hasarla atlatmak isteyen Bologna, Avrupa Kupalarında mücadele etmek isteyen Catania'yı Cherubin ve Di Vaio'nun golleri ile 2-0 mağlup ederek 2012'ye iyi bir başlangıç yaptı.
Yeni teknik direktör (Pasquale Marino) ve yeni golcüsü (Gilardino) ile ikinci yarının startını veren Genoa, puan cetvelinde nefesini ensesinde hissettiği Cagliari'ye deplasmanda 3 golle boyun eğerek rakibinin bir basamak altında kaldı. Miguel Veloso, Kaladze ve Palacio'dan yoksun olarak sahaya çıkan Genoa'nın son maçta Napoli karşısında aldığı 6-1'lik farklı mağlubiyetin şokunu atlatamadığı açıkça belli oluyor. Savunmaya acil çözüm şart.
Kümede kalması artık tamamen Allah'a kalan Lecce, ligin namağlup ekibi Juventus karşısında dirense bile Matri'nin golüne engel olamayarak ligin dibindeki yerini perçinledi.
Inter'in 5-0'lık galibiyetini Napoli bu hafta Palermo deplasmanında biraz daha dikkatli olsaydı gölgede bırakabilirdi. 90 dakika boyunca oyunun tek hakimi olan misafir ekibin bu sezonki performansı ilk yarı itibarı ile geçen seneyi mumla aratmıştı ancak güzel oyun ve deplasmanda alınan 3-1'lik galibiyet Napoli'nin daha üst sıralara çıkması için moral olacaktır. Palermo'nun başında Zamparini gibi kıyımcı bir teknik direktör varken bu potansiyele rağmen onları başarılı görmek sanırım zor olacak.
Serie A'da İkinci Yarı Başlıyor
ATALANTA - AC MİLAN :

Kendi evinde namağlup olan ancak deplasmanda oynadığı 8 maçın 6'sında puan kaybeden Atalanta, kendi evinde yenilgi yüzü görmeyen son şampiyon Milan'ın konuğu olacak.
Mario Yepes, Mathieu Flamini, Antonio Cassano ve Ignazio Abate'nin sakat, Ambrossini'nin ise cezası nedeniyle forma giyemeyeceği maçta Milan'ın hücum gücünü Boateng, Zlatan ve Robinho'nun üstlenmesi bekleniyor. Lige -6 puanla başlayan Atalanta'da geçtiğim günlerde kulübün efsane oyuncularından olan Doni'nin de şike ve bahis nedeniyle tutuklanmış olması moralleri altüst etmiş olsa da kolay kolay teslim olmayacaklardır. Matteo Brighi ve Daniele Capelli'den yoksun Atalanta'nın en önemli kozu Udinese forması giyerken San Siro'da oynanan 4-4'lük maçın kahramanı olan Arjantinli golcü German Denis.
Bergamo'da oynanan son 4 maçta 2 mağlubiyet, 1 beraberlik ve 1 galibiyet elde eden Milan'ı tribün açısından oldukça zor bir maç bekliyor. Takımın yaşadığı kötü günleri geride bırakması için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan Atalanta taraftarları bizlere bu maçta görsel açıdan büyük keyif verebilir.
INTER - PARMA :

Sezona haddinden kötü başlayan Inter'de Gasperini'nin ardından Ranieri göreve gelmiş, takımda biraz kıpırdanma olmuş ancak beklenen oyun ve skorlar sahaya tam anlamıyla yansıtılamamıştı.
Bir yanda son 4 lig maçını da kazanan Inter, diğer yanda ise son 4 lig maçında da sahadan beraberlikle ayrılan Parma ... Önümüzdeki hafta Milano derbisi olduğu için ben Ranieri'nin tam anlamıyla iyileşmeyen Zarate, Sneijder ve Forlan'ı riske edeceğini düşünmüyorum. Son yıllarda küme düşme potasının müdavimlerinden olan ve yaşadığı ekonomik sorunları çözmekte zorlanan Parma, bu sefer yeni yıla potanın 7 puan üstünde olduğu için biraz daha rahat başlıyor ve Milan maçını düşünecek olan Inter için sürpriz yapabilirler diye düşünülse de artık en azından kendi evinde puan kaybetme lüksü olmayan Nerazzurriler bir şekilde bu maçı kazanmaya daha yakın taraf.
PALERMO - NAPOLİ :

Devis Mangia'nın kovulup yerine Mutti'yi getiren ve ara transfer döneminde Agon Mehmeti ile Franco Vazquez'i transfer eden Palermo, Stadio Renzo Barbera'da özellikle deplasmanda oynadığı maçlarda gol sıkıntısı çeken Napoli'yi konuk edecek. Gol sıkıntısının farkında olan Napoli'nin Eduardo Vargas'ı kadrosuna kattığını da hatırlatalım.
İki takımın arasındaki puan farkı sadece 3 ve Palermo kendi evinde oldukça açık oynayan bir ekip. Sicilya ekibindeki eksiklikler oldukça can sıkıcı. Cezası nedeniyle oynamayacak olan Josip Ilicic'in yanı sıra Abel Hernandez, Eros Pisano, Eran Zahavi ve Mauricio Pinilla gibi önemli isimler de bu maçta takımlarını yalnız bırakacak. Napoli'de ise Arjantinli golcü Ezequiel Lavezzi haricinde eksik yok.
Yeni Pastore olarak Palermo'ya transfer edilen Vazquez de tıpkı Pastore gibi Cordoba doğumlu ve çok büyük ihtimalle Napoli maçına ilk 11'de başlayacak.
NOVARA - FIORENTINA :

Küme düşme korkusunu yakından hisseden iki takımın mücadelesinde baskıyı biraz daha fazla hissedecek olan taraf Fiorentina. Ligde henüz deplasmanda galibiyet elde edemeyen Mor Menekşeliler kendi evinde attığının bir fazlasını yiyen Novara önünde siftah yapmanın peşinde olacak.
Novara, ikinci yarıya Fiorentina galibiyeti ile başlarsa hem rakibi ile arasındaki puan farkını 3'e indirmiş olacak hem de ligdeki 3. galibiyetini elde ederek moral kazanmış olacak. Devre arasında Gilardino'yu Genoa'ya gönderen Fiorentina'da yük bir kez daha Stevan Jovetic'in omuzlarına yüklenmiş durumda.
ROMA - CHIEVO :

Inter ile birlikte sezona kötü başlayan bir başka büyük kulüp de başkent ekibi Roma'ydı. Taktik düzeni değiştirdikten sonra olumlu bir futbol sahaya yansıtmaya başlayan Roma'nın en büyük sıkıntısı Luis Enrique ile kaptan Totti arasındaki bitmek bilmeyen gerginlik. Savunmada yaşanılan sıkıntıların ardından herkes transferde Casemiro ve Lugano isimlerini beklerken Roma hiç beklenmedik bir işe imza atarak Marco Borriello'yu lider Juventus'a kiraladı.
16 maçta 13 gol atarak gol yollarında büyük sıkıntı çeken Chievo'nun en büyük hedefi Caracciolo'yu renklerine katmaktı ama İtalyan oyuncuyu Novara'ya kiralandı. Şartlar her ne kadar Roma lehine görünse de başkent ekibi 2003 yılından bu yana Serie A'da Chievo'yu mağlup edemiyor.
UDİNESE - CESENA :

Stadio Friuli'de sadece Juventus ile oynadığı maçta 2 puan bırakan Udinese, küme düşme hattında yer alan Cesena'yı konuk ediyor. En son 1998-1999 sezonunda ligin ilk yarısını 3. sırada bitiren Udinese'de 2011 yılında elde edilen başarıları 2012'ye taşımak en büyük hayal ve bu açıdan oynayacakları ilk 3 maç, siyah beyazlı ekibin rotası açısından oldukça önemli.
Cesena'nın en büyük kozu, Juventus ve Milan'ın yanı sıra Udinese'nin de gündeminde olan 1985 doğumlu Marco Parolo. Giuseppe Colucci, Jorge Martinez ve Raphael Martinho'nun yokluğunda bir hayli zorlanacak olan Cesena özellikle ilk 45 dakikada çok dikkatli olmak zorunda. Çünkü Udinese bu sezon Serie A'da attığı 20 golün 11'ini ilk yarılarda buldu ve bunun neticesinde 29 puan kazandı.
LECCE - JUVENTUS :

Krasic ve Amauri'yi gözden çıkartan, Roma'dan Borriello'yu kiralayan Conte'nin takımı Juventus, ligin dibinde olan ve kendi evinde dahi galip gelemeyen Lecce'nin konuğu olacak.
Daha uzun bir süre var ancak bana göre Lecce'nin bir mucize gerçekleştirme şansı kesinlikle yok. Serie B'nin ilk yolcusu sarı kırmızılılar olacaktır. Aslında Juventus'un deplasman karnesi çok parlak değil. Evet henüz mağlup olmadılar ama şampiyon olmak istiyorlarsa deplasman performanslarını kesinlikle 3 galibiyet 5 beraberlikten daha üste çıkartmak zorundalar. Kendi evinde 18 gol atıp 5 gol yiyen Juventus, deplasmanda ise 9 gol atıp 6 tane yedi. Sezon başında Conte kendi evimizdeki maçları en az hasarla atlatırsak istediğimizi elde edebiliriz demişti ama Milan'ın gerilerden gelip averajla da olsa liderliği ellerinden alması sanırım İtalyan teknik adam için iyi bir tecrübe olmuştur.

Kendi evinde namağlup olan ancak deplasmanda oynadığı 8 maçın 6'sında puan kaybeden Atalanta, kendi evinde yenilgi yüzü görmeyen son şampiyon Milan'ın konuğu olacak.
Mario Yepes, Mathieu Flamini, Antonio Cassano ve Ignazio Abate'nin sakat, Ambrossini'nin ise cezası nedeniyle forma giyemeyeceği maçta Milan'ın hücum gücünü Boateng, Zlatan ve Robinho'nun üstlenmesi bekleniyor. Lige -6 puanla başlayan Atalanta'da geçtiğim günlerde kulübün efsane oyuncularından olan Doni'nin de şike ve bahis nedeniyle tutuklanmış olması moralleri altüst etmiş olsa da kolay kolay teslim olmayacaklardır. Matteo Brighi ve Daniele Capelli'den yoksun Atalanta'nın en önemli kozu Udinese forması giyerken San Siro'da oynanan 4-4'lük maçın kahramanı olan Arjantinli golcü German Denis.
Bergamo'da oynanan son 4 maçta 2 mağlubiyet, 1 beraberlik ve 1 galibiyet elde eden Milan'ı tribün açısından oldukça zor bir maç bekliyor. Takımın yaşadığı kötü günleri geride bırakması için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan Atalanta taraftarları bizlere bu maçta görsel açıdan büyük keyif verebilir.
INTER - PARMA :

Sezona haddinden kötü başlayan Inter'de Gasperini'nin ardından Ranieri göreve gelmiş, takımda biraz kıpırdanma olmuş ancak beklenen oyun ve skorlar sahaya tam anlamıyla yansıtılamamıştı.
Bir yanda son 4 lig maçını da kazanan Inter, diğer yanda ise son 4 lig maçında da sahadan beraberlikle ayrılan Parma ... Önümüzdeki hafta Milano derbisi olduğu için ben Ranieri'nin tam anlamıyla iyileşmeyen Zarate, Sneijder ve Forlan'ı riske edeceğini düşünmüyorum. Son yıllarda küme düşme potasının müdavimlerinden olan ve yaşadığı ekonomik sorunları çözmekte zorlanan Parma, bu sefer yeni yıla potanın 7 puan üstünde olduğu için biraz daha rahat başlıyor ve Milan maçını düşünecek olan Inter için sürpriz yapabilirler diye düşünülse de artık en azından kendi evinde puan kaybetme lüksü olmayan Nerazzurriler bir şekilde bu maçı kazanmaya daha yakın taraf.
PALERMO - NAPOLİ :

Devis Mangia'nın kovulup yerine Mutti'yi getiren ve ara transfer döneminde Agon Mehmeti ile Franco Vazquez'i transfer eden Palermo, Stadio Renzo Barbera'da özellikle deplasmanda oynadığı maçlarda gol sıkıntısı çeken Napoli'yi konuk edecek. Gol sıkıntısının farkında olan Napoli'nin Eduardo Vargas'ı kadrosuna kattığını da hatırlatalım.
İki takımın arasındaki puan farkı sadece 3 ve Palermo kendi evinde oldukça açık oynayan bir ekip. Sicilya ekibindeki eksiklikler oldukça can sıkıcı. Cezası nedeniyle oynamayacak olan Josip Ilicic'in yanı sıra Abel Hernandez, Eros Pisano, Eran Zahavi ve Mauricio Pinilla gibi önemli isimler de bu maçta takımlarını yalnız bırakacak. Napoli'de ise Arjantinli golcü Ezequiel Lavezzi haricinde eksik yok.
Yeni Pastore olarak Palermo'ya transfer edilen Vazquez de tıpkı Pastore gibi Cordoba doğumlu ve çok büyük ihtimalle Napoli maçına ilk 11'de başlayacak.
NOVARA - FIORENTINA :

Küme düşme korkusunu yakından hisseden iki takımın mücadelesinde baskıyı biraz daha fazla hissedecek olan taraf Fiorentina. Ligde henüz deplasmanda galibiyet elde edemeyen Mor Menekşeliler kendi evinde attığının bir fazlasını yiyen Novara önünde siftah yapmanın peşinde olacak.
Novara, ikinci yarıya Fiorentina galibiyeti ile başlarsa hem rakibi ile arasındaki puan farkını 3'e indirmiş olacak hem de ligdeki 3. galibiyetini elde ederek moral kazanmış olacak. Devre arasında Gilardino'yu Genoa'ya gönderen Fiorentina'da yük bir kez daha Stevan Jovetic'in omuzlarına yüklenmiş durumda.
ROMA - CHIEVO :

Inter ile birlikte sezona kötü başlayan bir başka büyük kulüp de başkent ekibi Roma'ydı. Taktik düzeni değiştirdikten sonra olumlu bir futbol sahaya yansıtmaya başlayan Roma'nın en büyük sıkıntısı Luis Enrique ile kaptan Totti arasındaki bitmek bilmeyen gerginlik. Savunmada yaşanılan sıkıntıların ardından herkes transferde Casemiro ve Lugano isimlerini beklerken Roma hiç beklenmedik bir işe imza atarak Marco Borriello'yu lider Juventus'a kiraladı.
16 maçta 13 gol atarak gol yollarında büyük sıkıntı çeken Chievo'nun en büyük hedefi Caracciolo'yu renklerine katmaktı ama İtalyan oyuncuyu Novara'ya kiralandı. Şartlar her ne kadar Roma lehine görünse de başkent ekibi 2003 yılından bu yana Serie A'da Chievo'yu mağlup edemiyor.
UDİNESE - CESENA :

Stadio Friuli'de sadece Juventus ile oynadığı maçta 2 puan bırakan Udinese, küme düşme hattında yer alan Cesena'yı konuk ediyor. En son 1998-1999 sezonunda ligin ilk yarısını 3. sırada bitiren Udinese'de 2011 yılında elde edilen başarıları 2012'ye taşımak en büyük hayal ve bu açıdan oynayacakları ilk 3 maç, siyah beyazlı ekibin rotası açısından oldukça önemli.
Cesena'nın en büyük kozu, Juventus ve Milan'ın yanı sıra Udinese'nin de gündeminde olan 1985 doğumlu Marco Parolo. Giuseppe Colucci, Jorge Martinez ve Raphael Martinho'nun yokluğunda bir hayli zorlanacak olan Cesena özellikle ilk 45 dakikada çok dikkatli olmak zorunda. Çünkü Udinese bu sezon Serie A'da attığı 20 golün 11'ini ilk yarılarda buldu ve bunun neticesinde 29 puan kazandı.
LECCE - JUVENTUS :

Krasic ve Amauri'yi gözden çıkartan, Roma'dan Borriello'yu kiralayan Conte'nin takımı Juventus, ligin dibinde olan ve kendi evinde dahi galip gelemeyen Lecce'nin konuğu olacak.
Daha uzun bir süre var ancak bana göre Lecce'nin bir mucize gerçekleştirme şansı kesinlikle yok. Serie B'nin ilk yolcusu sarı kırmızılılar olacaktır. Aslında Juventus'un deplasman karnesi çok parlak değil. Evet henüz mağlup olmadılar ama şampiyon olmak istiyorlarsa deplasman performanslarını kesinlikle 3 galibiyet 5 beraberlikten daha üste çıkartmak zorundalar. Kendi evinde 18 gol atıp 5 gol yiyen Juventus, deplasmanda ise 9 gol atıp 6 tane yedi. Sezon başında Conte kendi evimizdeki maçları en az hasarla atlatırsak istediğimizi elde edebiliriz demişti ama Milan'ın gerilerden gelip averajla da olsa liderliği ellerinden alması sanırım İtalyan teknik adam için iyi bir tecrübe olmuştur.
Inter'in Yeni Transferi : Juan Guilhermo Nunes Jesus
Gönderen
Nerazzurri
zaman:
11:42
4 Ocak 2012 Çarşamba
Etiketler:
Futbol,
Futbolcular,
inter,
Serie A,
Transferler
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Sezon başından itibaren yavaş yavaş yaşlanan kadroyu gençleştirme çabasına giren Inter'in 2012'deki ilk transferi Internacional'in 20 yaşındaki savunma oyuncusu Juan oldu. 7 veya 8 Ocak'ta Milano'ya gelerek resmi imzayı atacak olan Brezilyalı oyuncunun bonservis bedeli 4 milyon euro.
Üç hafta önce adı daha çok Milan ile anılan genç oyuncunun Inter'i tercih etmesi açıkçası büyük sürpriz oldu. Fluminense'den Thiago Silva'yı alan ve defansın göbeğinde yaşadığı sorunları çözen Milan, Silva'nın yerini tamamlayacak oyuncuyu bulduğunu düşünürken ezeli rakibi Inter elini çabuk tuttu ve belki de Lucio-Ranocchia tandemine kaliteli bir alternatif yaratmış oldu.
Internacional alt yapısından yetişen genç oyuncu 2010 yılından bu yana takımı adına profesyonel olarak futbol yaşantısını sürdürüyor. Defansın ortasında ve solunda görev yapabilen Juan, Brezilya 20 Yaş Altı Milli Takımı'nın da vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Libertadores Kupası'nda da görev yapan Brezilyalı oyuncunun kariyerinde sadece 1 kırmızı kart bulunuyor ancak Juan, ortalama olarak 3-4 maçta bir sarı kart görerek İtalya'da sertlik konusunda sıkıntı yaşamayacağını da belli ediyor.
Juan'ın videosunu izlemek için tıklayabilirsiniz. Özellikle de videonun başında attığı gol inanılmaz.
Luc CASTAIGNOS
Gönderen
Nerazzurri
zaman:
15:36
29 Kasım 2011 Salı
Etiketler:
Futbol,
Futbolcular,
inter,
Serie A
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Hem Siena deplasmanında Inter'e son dakikada 3 puanı getirmiş olması sebebiyle hem de Kutay'ın pası bize atması üzerine Luc Castaignos'u huzurlarınıza sunma zamanı geldi.
1992 doğumlu genç oyuncu futbol yaşantısına çocukluğunun geçtiği Schiedam'ın Excelsior '20 takımında forma giyerek başladı. 14 yaşında Feyenoord Futbol Akademisine geçen Castaignos'un A Takım macerası ise 2008 yılında imzalamış olduğu profesyonel sözleşmenin ardından başladı. 2009 yılında düzenli olarak oynamaya başlayan ve çıktığı 37 maçta 15 gol atan 1.87 boyundaki genç oyuncu, elde ettiği bu başarının ardından büyük kulüplerin radarına girse de 2009 yazında Hollanda forması altında UEFA 17 Yaş Altı Milli Takım Turnuvası'nda göstermiş olduğu performansın ardından Inter, Bayern Münih, Real Madrid, Manchester United ve Arsenal gibi Avrupa'nın önde gelen kulüplerinin listesinde kendine yer buldu.
Her zaman olmasa da uzun boyuna rağmen topla beraber rakip defans ile başbaşa kaldığında oldukça hızlı bir oyuncu olabiliyor. Genellikle sağ ayağını kullanan Castaignos'un sol ayağı ile de şık golleri mevcut. Sezon başında Inter'in Galatasaray ile oynadığı hazırlık maçında da forma giyen Hollandalı oyuncu ayrıca annesinden dolayı İtalyan pasaportuna da sahip. Şu zaman kadar Nerazzurrilerde 146 dakika forma şansı bulabilen Castaignos'un en büyük talibi ise aylardır Inter yönetiminin kapısını aşındıran Hamburg ancak hafta sonu son dakikada takımına galibiyet golünü getiren bu genç adamın morali tavan yapmış durumda ve mücadeleden asla çekinmeyecektir.
Tanışalım
Gönderen
kutay
zaman:
10:19
28 Kasım 2011 Pazartesi
Etiketler:
inter
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Inter formalı gencin adı Luc Castaignos. Bu sezon ilk defa ismini duydum. Inter'i yakından bilenler daha iyi tanıyordur. Hala çok fazla süre almıyor. Tek devrelik oyuncu. Düne kadar öyleydi en azından. Siena deplasmanının 90. dakikasında golünü attı, Inter 1-0 kazandı.
Hollandalı. 1992 doğumlu. Feyenoord altyapısından. Geçen sene Feyenoord'da baya maça çıkmış ama hem Hollanda liginin cazip olmamasından hem de Feyenoord'un hiç cazip olmamasından onu göremedik. En azından ben görmedim. Inter'de daha çok izleyeceğiz. En azından Aydın Yılmaz gibi 4-5 sene kadroda yer alır, adını sık duyarız.
Hakkındaki ayrıntılı bilgileri blogun Inter cemaati yazar...
Serie A'da 9. Haftanın Önemli Maçları
INTER - JUVENTUS :

Yıllar sonra şampiyonluk için sağlam adımlar atan Juventus, Derby d’Italia'da Giuseppe Meazza'da Inter'e konuk oluyor.
Hafta içinde Juventus'a karşı psikolojik baskı kurmak isteyen Nerazzurrilerde başkan Massimo Moratti ve eski Juventus, yeni Inter teknik direktörü Ranieri, siyah beyazlıların bu sezon kazanmış olduğu ve aleyhinlerinde verilmeyen penaltı kararlarını irdeleyerek 8 puan gerisinde bulundukları Juventus'a ilk darbeyi böyle vurmak istediler.
Geçtiğimiz sezon Milano'da golsüz eşitlikle sonuçlanan Derby d'Italia'da Juventus, rakibinden 28 gol daha fazla atmış ve 38 maç daha fazla kazanmış durumda. Ranieri'nin ip ucu verdiği tek husus orta sahada yine 3 futbolcu ile oynayacağı. Muhtemel taktik 4-3-1-2 olacaktır. Inter'in lige havlu atmaması için kendi evinde oynayacağı bu maçtan kesinlikle 3 puanla ayrılmak zorunda.
FİORENTİNA - GENOA :

Sinisa Mihajloviç'in Floransa'daki geleceği özellikle her deplasman maçından sonra daha fazla tartışılıyor. Hafta içinde bu sefer deplasmanda Juventus'a mağlup olan Mor Menekşelerde yönetim kademesinin sabrının taştığı sıkça dile getirilmeye başlandı.
Sakatlık sürecini atlatarak Juventus maçında forma giyebilen Gilardino'nun en büyük koz olduğu Fiorentina'da yükü sırtlayacak bir diğer isim ise Stevan Jovetic. 2008-2009 sezonunda ligi 5. bitererek UEFA Avrupa Ligi'nde mücadele etmeye hak kazanan Genoa'nın bu sezon da hedefi bir kez daha Avrupa kupalarında mücadele etmek.
Genoa kendine bu hedefi koymuş olabilir ama sanırım Artemio Franchi'de bu hakkından bir kez daha feragat etmek zorunda kalacak çünkü, misafir takımın deplasmanda Fiorentina'ya karşı tarihinde tek bir galibiyeti bile yok !
ROMA - AC MILAN :

Serie A'ya istikrarsız bir başlangıç yapan son şampiyon Milan, son haftalarda yavaş yavaş eski formunu yakalamaya başladı. Özellikle Lecce deplasmanında 3-0 geriden gelerek 4-3 kazanılan maçtan sonra müthiş bir motivasyon yakalayan Rossoneriler bu hafta 3 puan önde olduklar Roma'ya konuk oluyor.
Sezonun ilk derbisinde Roma'da son dakika golüyle ezeli rakibi Lazio'ya 2-1 mağlup olan sarı kırmızılılar için bu derbi en çok Luis Enrique'nın kariyeri açısından önem taşıyor. İspanyol teknik adam alınan başarısız sonuçlara rağmen her ne kadar takımımdan memnunum dese de taraftarların ve yöneticilerin Luis Enrique'den memnun olmadıkları aşikar.
Başkent ekibinde yaşanan sakatlık krizi Milan için en büyük avantaj. Totti, Rosi, Bogdan Lobont ve Simon Kjaer'in forma giyemeyeceği maçta Milan'da da Pato, Rino Gattuso, Flamini ve Luca Antonini forma giyemeyecek durumda ama Milano ekibi zaten uzun süredir bu isimlerden yoksun olduğu için herhangi bir sıkıntı yaşayamacaklardır çünkü bu duruma oldukça alışkınlar.
UDİNESE - PALERMO :

İtalya'da scout sistemini son yıllarda başarılı şekilde uygulayan ve bunun sonucu sahada elde etmeyi başaran Udinese, hiç kuşkusuz bu sezon İtalya'da sahaya yansıttıkları futbolla izleyenlere en çok zevk veren takımlardan biri. Lider Juventus'un 1 puan gerisinde 2. sırada yer alan siyah beyazlıların Stadio Friuli'de bu hafta konuğu sistem takımlardan olan Palermo.
Belki de Inter-Juventus ve Roma-Milan derbilerinden daha keyifli bir maç olacağına inandığım bu mücadelede, hafta içinde Napoli'ye 2-0 mağlup olarak yenilmezlik ünvanını kaptıran Udinese için çok önemli bir sınav. Genellikle uzun süre mağlubiyet yaşamayan takımlar, kaybedilen ilk 3 puanın ardından oynanan maça biraz demoralize olmuş şekilde çıkar.
Sakatlıktan kurtulan Miccoli ve son haftalarda Sicilya temsilcisi için önemli bir koz haline gelen Hernandez ile Pinilla, Palermo'nun en önemli kozları. Bu dünyada Palermo teknik direktörü olmak dünyanın en zor işlerinden biridir çünkü başınızda Maurizio Zamparini gibi enteresan bir başkan vardır ve sizden her hafta rapor alır. Başkanın hoşuna gitmediği için ligin başlamasına 10 gün kala takımın başına geçen Devis Mangia, kendisine gelen ultimatomun ardından klasik 4-4-2'den 4-3-1-2'ye geçmek zorunda kaldı. Gerçi 4-3-1-2 de 4-4-2'nin bir versiyonu olduğu için taktik anlamda Palermo'da çok fazla bir şey değişmedi ama bunun psikolojik sonuçları elbette olacaktır.
Bir zamanlar Palermo'da görev yapan ve başkan Zamparini ile anlaşamadığı için yollarını ayırmak zorunda kalan Udinese teknik direktörü Francesco Guidolin, bu durumu en iyi bilen isimlerden ve avantajını muhakkak kullanacaktır. Di Natele gibi muhteşem bir golcüye sahip olan Udinese'nin bu maçtaki bir diğer avantajı da Palermo'nun kendilerine karşı Fruli'de 2007 yılının Mayıs ayından beri galibiyet elde edememesi. Ancak Sicilya temsilcisi Udinese'ye karşı her maçta gol atma başarısını gösterdiği için ben bu maçın bol gollü geçeceğine inanıyorum.

Yıllar sonra şampiyonluk için sağlam adımlar atan Juventus, Derby d’Italia'da Giuseppe Meazza'da Inter'e konuk oluyor.
Hafta içinde Juventus'a karşı psikolojik baskı kurmak isteyen Nerazzurrilerde başkan Massimo Moratti ve eski Juventus, yeni Inter teknik direktörü Ranieri, siyah beyazlıların bu sezon kazanmış olduğu ve aleyhinlerinde verilmeyen penaltı kararlarını irdeleyerek 8 puan gerisinde bulundukları Juventus'a ilk darbeyi böyle vurmak istediler.
Geçtiğimiz sezon Milano'da golsüz eşitlikle sonuçlanan Derby d'Italia'da Juventus, rakibinden 28 gol daha fazla atmış ve 38 maç daha fazla kazanmış durumda. Ranieri'nin ip ucu verdiği tek husus orta sahada yine 3 futbolcu ile oynayacağı. Muhtemel taktik 4-3-1-2 olacaktır. Inter'in lige havlu atmaması için kendi evinde oynayacağı bu maçtan kesinlikle 3 puanla ayrılmak zorunda.
FİORENTİNA - GENOA :

Sinisa Mihajloviç'in Floransa'daki geleceği özellikle her deplasman maçından sonra daha fazla tartışılıyor. Hafta içinde bu sefer deplasmanda Juventus'a mağlup olan Mor Menekşelerde yönetim kademesinin sabrının taştığı sıkça dile getirilmeye başlandı.
Sakatlık sürecini atlatarak Juventus maçında forma giyebilen Gilardino'nun en büyük koz olduğu Fiorentina'da yükü sırtlayacak bir diğer isim ise Stevan Jovetic. 2008-2009 sezonunda ligi 5. bitererek UEFA Avrupa Ligi'nde mücadele etmeye hak kazanan Genoa'nın bu sezon da hedefi bir kez daha Avrupa kupalarında mücadele etmek.
Genoa kendine bu hedefi koymuş olabilir ama sanırım Artemio Franchi'de bu hakkından bir kez daha feragat etmek zorunda kalacak çünkü, misafir takımın deplasmanda Fiorentina'ya karşı tarihinde tek bir galibiyeti bile yok !
ROMA - AC MILAN :

Serie A'ya istikrarsız bir başlangıç yapan son şampiyon Milan, son haftalarda yavaş yavaş eski formunu yakalamaya başladı. Özellikle Lecce deplasmanında 3-0 geriden gelerek 4-3 kazanılan maçtan sonra müthiş bir motivasyon yakalayan Rossoneriler bu hafta 3 puan önde olduklar Roma'ya konuk oluyor.
Sezonun ilk derbisinde Roma'da son dakika golüyle ezeli rakibi Lazio'ya 2-1 mağlup olan sarı kırmızılılar için bu derbi en çok Luis Enrique'nın kariyeri açısından önem taşıyor. İspanyol teknik adam alınan başarısız sonuçlara rağmen her ne kadar takımımdan memnunum dese de taraftarların ve yöneticilerin Luis Enrique'den memnun olmadıkları aşikar.
Başkent ekibinde yaşanan sakatlık krizi Milan için en büyük avantaj. Totti, Rosi, Bogdan Lobont ve Simon Kjaer'in forma giyemeyeceği maçta Milan'da da Pato, Rino Gattuso, Flamini ve Luca Antonini forma giyemeyecek durumda ama Milano ekibi zaten uzun süredir bu isimlerden yoksun olduğu için herhangi bir sıkıntı yaşayamacaklardır çünkü bu duruma oldukça alışkınlar.
UDİNESE - PALERMO :

İtalya'da scout sistemini son yıllarda başarılı şekilde uygulayan ve bunun sonucu sahada elde etmeyi başaran Udinese, hiç kuşkusuz bu sezon İtalya'da sahaya yansıttıkları futbolla izleyenlere en çok zevk veren takımlardan biri. Lider Juventus'un 1 puan gerisinde 2. sırada yer alan siyah beyazlıların Stadio Friuli'de bu hafta konuğu sistem takımlardan olan Palermo.
Belki de Inter-Juventus ve Roma-Milan derbilerinden daha keyifli bir maç olacağına inandığım bu mücadelede, hafta içinde Napoli'ye 2-0 mağlup olarak yenilmezlik ünvanını kaptıran Udinese için çok önemli bir sınav. Genellikle uzun süre mağlubiyet yaşamayan takımlar, kaybedilen ilk 3 puanın ardından oynanan maça biraz demoralize olmuş şekilde çıkar.
Sakatlıktan kurtulan Miccoli ve son haftalarda Sicilya temsilcisi için önemli bir koz haline gelen Hernandez ile Pinilla, Palermo'nun en önemli kozları. Bu dünyada Palermo teknik direktörü olmak dünyanın en zor işlerinden biridir çünkü başınızda Maurizio Zamparini gibi enteresan bir başkan vardır ve sizden her hafta rapor alır. Başkanın hoşuna gitmediği için ligin başlamasına 10 gün kala takımın başına geçen Devis Mangia, kendisine gelen ultimatomun ardından klasik 4-4-2'den 4-3-1-2'ye geçmek zorunda kaldı. Gerçi 4-3-1-2 de 4-4-2'nin bir versiyonu olduğu için taktik anlamda Palermo'da çok fazla bir şey değişmedi ama bunun psikolojik sonuçları elbette olacaktır.
Bir zamanlar Palermo'da görev yapan ve başkan Zamparini ile anlaşamadığı için yollarını ayırmak zorunda kalan Udinese teknik direktörü Francesco Guidolin, bu durumu en iyi bilen isimlerden ve avantajını muhakkak kullanacaktır. Di Natele gibi muhteşem bir golcüye sahip olan Udinese'nin bu maçtaki bir diğer avantajı da Palermo'nun kendilerine karşı Fruli'de 2007 yılının Mayıs ayından beri galibiyet elde edememesi. Ancak Sicilya temsilcisi Udinese'ye karşı her maçta gol atma başarısını gösterdiği için ben bu maçın bol gollü geçeceğine inanıyorum.
İtalyanlar Şampiyonlar Ligi'nde Tam Gaz
Gönderen
Nerazzurri
zaman:
08:46
20 Ekim 2011 Perşembe
Etiketler:
ac milan,
Azzurri,
inter,
Napoli,
Şampiyonlar Ligi
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

2 sezon öncesinin Şampiyonlar Ligi şampiyonu Inter, devler arenasında şampiyonluklara alışkın olan Milan ve yıllar sonra yakaladığı başarıların ardından Şampiyonlar Ligi'ne katılan Napoli ile İtalyanlar gruplarda 3 takım ile mücadele etme hakkı kazanmıştı.
A Grubu'nda Bayern Münih'in ardından kağıt üzerindeki favori Manchester City'di ancak ilk 3 maç sonunda Napoli, özellikle de Salı günü Bayern ile berabere kalarak süprize imza attı ve 2. sırada yer aldı. 22 Kasım 2011'de Stadio San Paolo'da oynanacak Manchester City maçı muhtemelen Bayern'in ardından bir üst tura kimin çıkacağını belirleyecek.
B Grubu'nda yer alan Inter ise sezona yaptığı kötü başlangıcı Şampiyonlar Ligi'nin ilk maçında Giuseppe Meazza'da Trabzonspor'a karşı da sürdürünce acaba mı sorularını akıllara getirse de toparlanmayı başardı ve zorlu Lille deplasmanından 3 puanı kaparak liderlik koltuğuna oturdu.
Kuralar çekildiğinde H Grubu'nda Barcelona ve Milan'ın gruptan çıkacağı kesindi ama belli olmayan tek şey kimin lider olacağıydı. Camp Nou'da Barcelona ile 2-2 berabere kalan Milan elde ettiği avantajı şu ana kadar iyi kullandı ve 3. maçlar sonunda grubunda elde ettiği 7 puan ve averaj ile liderlik koltuğunda.
Julio Cesar'ın Elleri ( Lille : 0 - 1 : Inter)
Gönderen
Nerazzurri
zaman:
00:01
19 Ekim 2011 Çarşamba
Etiketler:
Futbol,
inter,
Şampiyonlar Ligi
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Önce İtalya Süper Kupası'nı kaybeden ardından Serie A'ya tarihinin en kötü başlangıçlarından birini yapan, Şampiyonlar Ligi'ne Trabzonspor mağlubiyeti ile başlayan Inter için Lille maçı adeta var olma savaşıydı. Trazbonspor'un CSKA deplasmanında mağlup olmasıya liderlik şansı yakalayan Inter, rakibini 21. dakikada Pazzini'nin attığı golle mağlup etmeyi başardı.
Avrupa kupalarında evinde oynadığı son 13 maçta sadece geçen sene Sporting Lizbon'a 2-1 mağlup olan ve rakip fileleri 27 kez sarsan Lille, bu müsabakaların hiç birinde gol sevinci yaşamayı ihmal etmedi. Hatta Lille'in kendi evinde İtalyan takımlarına karşı gol yememe konusunda öyle büyük bir direnci vardı ki en son golü 2001 yılında Parma maçında Roberto Sensini atmıştı. Fransız temsilcisinin maç öncesindeki artılarından biri de Inter'in son 13 maçtaki deplasman karnesiydi. Nisan ayında 1-0 kazanılan Roma derbisinden sonra oynadığı bütün deplasman maçlarında gol yiyen Inter'in bu kadar fazla gol atan Lille karşısında kötü oynamasına rağmen 6 ay sonra deplasmanda gol yemeden kazanması Nerazzurrilerin moralinin yükselmesine büyük katkı sağlayacaktır.
Inter kadrosunda süpriz olarak nitelendirilecek tek isim karşılaşmaya Pazzini ve Zarate'nin arkasında başlayan Thiago Motta oldu. Takımın beyni olan Sneijder, daha çok Mourinho döneminde olduğu gibi serbest oyuncu görevini üstlendi. Zaman zaman kanatlarda zaman zaman da forvetin arkasına geçen Hollandalı oyuncu 21. dakikada attığı enfes çalımla Pazzini'nin golündeki aktörlerden oldu.
Her iki teknik adam da ikinci yarıya herhangi bir değişiklik yapmadan başladı ama oyun planlarının değiştiği aşikardı. İkinci yarının tamamında gol bulmak için çırpınan ve çok ciddi pozisyonları yakalayan takım ev sahibi Lille oldu ama Inter'in Brezilyalı kalecisi Julio Cesar bugün tartışmasız maçın yıldızıydı. Kaleci demek 1 puan demektir diye klişe ve doğruluk oranı bir hayli fazla olan bir söz vardır, bazen öyle kaleciler vardır ki size 1 puandan daha fazlasını, maçları, kupaları ve şampiyonlukları kazandırır işte Julio Cesar da sakatlığının ardından eski günlerine dönmeye başladı ve Inter'in 3. maçlar sonunda grubunu lider bitirmesinde en önemli etken oldu.
Howard Webb'in yönettiği 4. maçtan da galip ayrılan Inter, 1-0'lık skora rağmen yukarıda belirttiğimiz gibi pek çok nedenden ötürü tarihe geçen bir maçı geride bıraktı. Ancak Inter demek kimilerimiz için belki de Javier Zanetti demektir... Il Capitano, Lille maçında Şampiyonlar Ligi kariyerindeki 100. maçı da geride bırakarak tarihe adını kazımaya devam etti.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






