Napoli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Napoli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Sene Önce

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Napoli - Juventus maçı hakkında birşeyler karalayacaktım ama Göksel bizden erken uyanan biri olduğu için yazmış hemen.

Biz de geçmişe dönelim o zaman, kazanan Napoli'den görelim. Napoli 25 sene aradan sonra İtalya Kupası'nı kazandı. Maradonalı dönemden sonra kazanılan ilk büyük kupa. 1987'de finaldeki rakip Atalanta'ydı. İlk maçı Napoli 3-0 kazandı. Kupanın geleceği o gün belli oldu. Rövanş maçı ise 1-0 sona erdi. Gol yemeden kazanılan iki final maçı ve İtalya Kupası.

O günden sonra iki final daha oynadı Napoli. İlki 1989 yılında, efsane kadro dağılmadan. İlk maçı da 1-0 kazanmışlardı ama rövanş öyle olmadı. Karşılarındaki takım kendileri gibi sürpriz bir efsaneydi: Sampdoria. Viallili, Mancinili takım Napoli'yi 4-0 mağlup ederek finale uzandı.

1997 yılındaki final ise aynı senaryo olmasına rağmen daha dramatik, çünkü karşılarındaki rakip Vicenza idi.  Nispeten daha zayıf bir rakip. İlk maçı 1-0 kazanmalarına rağmen rövanşı 3-0 kaybettiler.

 İlginç bir not verelim o zaman. Napoli 4 kez kupayı kazandı. Bu 4 finalde toplam 5 maç yaptı. 5 maçta sadece 1 gol yedi. O gülü atan takım (1962) şu an alt liglerde can çekişen SPAL takımı...


İtalya Kupası Napoli'nin

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Serie A'nın şampiyonu Juventus ile geçen sezonun flaş ekibi olan Napoli arasındaki İtalya Kupası final maçında gülen taraf Cavani ve Hamsik'in golleri ile Napoli oldu ve hem 22 yıl aradan sonra kupa sevinci yaşamayı başardılar hem de Juventus'un 43 maçlık
yenilmezlik serisine son vererek büyük bir başarının altına imza attılar.

Juventus cephesinde Chiellini ve De Ceglie sakatlıkları sebebiyle forma giyemezken Napoli'nin tek eksiği ise cezalı olan Walter Gargano'ydu. Maça hızlı başlayan taraf Napoli olsa da lig şampiyonu Juventus 20. dakika itibarı ile oyuna ağırlığına koydu ve orta sahayı ele geçirerek Napoli'yi kendi yarı sahasına hapsetti ancak ilk 45 dakikada eşitlik bozulmadı. İkinci yarıda da Juventus hakimiyeti önplandaydı ancak önce penaltıdan Cavani ardından da harika bir kontraatak ile 3 pasta gelen Hamsik golü ile başkent Roma'da İtalya Kupası'nı müzesine götüren takım Napoli oldu.

Kupayı kazanan Napoli'de gecenin kahramanı ne Hamsik ne Cavani ne de Mazzari'ydi, 22 senelik hasretin sona erdiği geceye damga vuran isim Napoli'nin çılgın başkanı De Laurentiis'den başkası değildi. Maçın hakemi Brighi'nin bitiş düdüğünü çalması ile birlikte korumaları eşliğinde sahaya giren ve tek tek bütün oyuncularını tebrik ettikten sonra taraftarlarının huzuruna giden Laurentiis soyunma odasını da birbirine katmış. 2004 yılından beri Napoli'yi ayağa kaldırmak için çalıştıklarını belirten çılgın başkan, 20.05.2012 tarihini Napoli'nin yeniden doğduğu gün olarak ilan ettiğini açıkladı. Ancak İtalya'nın büyük çoğunluğu için bu tarih, Juventus forması ile 705 maça çıkan Alessandro Del Piero'nun veda tarihidir ...

Napoli Yanıyor Yakıyor

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Fotoğrafı anlamak zor olabilir, Napoli, San Paolo Stadı. Dün yine çok başkaydı.

İtalyanlar, bir İngiliz takımını daha eli boş gönderdi.

Serie A'da Haftanın Değerlendirmesi

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
EN FARKLI GALİBİYET INTER'DEN :


Önümüzdeki hafta Milan ile dev derbiye çıkacak olan Inter'de durumu kritik bütün oyuncuların dinlendirildiği ikinci yarının ilk maçında Nerazzurriler Parma'yı gole boğarak gönderdi. Yılın bidonlarından olan Diego Milito'nun 2 gol, Motta, Pazzini ve genç Faraoni'nin golleri ile Milano derbisi öncesi moral kazanan Inter artık rakibi Milan'ı bekliyor.

FIORENTINA ŞEYTANIN BACAĞINI KIRDI :


Gilardino'yu Genoa'ya gönderen ve sakat oyuncuların varlığında Fiorentina'nın yükünü Jovetic'in çekeceğini yazmıştık ve nitekim beklendiği gibi Jovetic'in biri penaltıdan olmak üzere attığı 2 gol Fiorentina'nın bu sezon ilk kez deplasmanda 3 puan almasını sağladı. Ligin ilk yarısında dörtlü savunma ile oynayan Mor Menekşeler Novara deplasmanında ilk kez 3-5-2'yi denedi, 3 puanı 3 golle alarak deplasman fobisine nokta koydu.

HAFTANIN SÜRPRİZİ SIENA'DAN:


Serie A'da haftanın en büyük sürprizi küme düşme korkusu yaşayan Siena'nın kendi evinde ligde zirve iddiası bulunan Lazio'yu 4-0 gibi farklı bir skorla yenmesi oldu. Stadio Artemio Franchi'de oynanan maça damga vuran isimse 2 penaltı veren ve Lazio aleyhinde 1 kırmızı kart çıkartan Gervasoni oldu. Ümit Milli Takımımızın İtalya Ümit Milli Takımı ile oynadığı karşılaşmada harika bir oyun sergileyen ve bunu skora da yansıtan Destro'nun takımını sırtladığı bu maç başkent ekibi Lazio'nun moralini altüst etti.

MILAN SERİYİ BOZDU :


Ligin ilk yarısında Milan, Juventus ve Udinese'nin ardından kendi evinde mağlubiyet yüzü görmeyen Atalanta'nın fişini 1 gol 1 asistle oynayan Zlatan Ibrahimoviç çekti. Sakat ve cezalı oyuncularından neredeyse 11 kuracak olan Milan, Doni'nin tutuklanması ile şok geçiren Atalanta'ya acımadı. Milano derbisi öncesi iki takımın da formda olması harika bir derbi izleyeceğimiz için bizleri heyecanlandırıyor.

TOTTI GERİ DÖNDÜ :



Gerek hocasıyla yaşadığı sorunlar gerekse sakatlık belası yüzünden ligin ilk yarısında parmağını ağzına alarak gol sevincini yaşayamayan Totti, 2011-2012 sezonun ilk gollerini Chievo'ya atarak Roma'ya 3 puanı getirdi.

DI NATALE EFSANELEŞMEYE DEVAM EDİYOR :


Stadio Friuli'de sadece Juventus'a puan kaybeden Udinese, zayıf rakibi Cesena'yı 4-1 mağlup ederek zirve yürüyüşüne kaldığı yerden devam etti. Yeniden milli takıma çağrılan ve son yıllarda gösterdiği performansla adından sıkça söz ettiren kaptan Di Natale'nin attığı 2 gol ayrıca Udinese tarihi açısından çok önemli. Stadio Fruli'de oynanan son 27 maçta 26. golüne imza atan Di Natale, her geçen hafta taraftarların gönlünde taht kurmaya devam ediyor.

DİĞER MAÇLAR :


Ligde kalmak için kendi evindeki maçları en az hasarla atlatmak isteyen Bologna, Avrupa Kupalarında mücadele etmek isteyen Catania'yı Cherubin ve Di Vaio'nun golleri ile 2-0 mağlup ederek 2012'ye iyi bir başlangıç yaptı.

Yeni teknik direktör (Pasquale Marino) ve yeni golcüsü (Gilardino) ile ikinci yarının startını veren Genoa, puan cetvelinde nefesini ensesinde hissettiği Cagliari'ye deplasmanda 3 golle boyun eğerek rakibinin bir basamak altında kaldı. Miguel Veloso, Kaladze ve Palacio'dan yoksun olarak sahaya çıkan Genoa'nın son maçta Napoli karşısında aldığı 6-1'lik farklı mağlubiyetin şokunu atlatamadığı açıkça belli oluyor. Savunmaya acil çözüm şart.

Kümede kalması artık tamamen Allah'a kalan Lecce, ligin namağlup ekibi Juventus karşısında dirense bile Matri'nin golüne engel olamayarak ligin dibindeki yerini perçinledi.

Inter'in 5-0'lık galibiyetini Napoli bu hafta Palermo deplasmanında biraz daha dikkatli olsaydı gölgede bırakabilirdi. 90 dakika boyunca oyunun tek hakimi olan misafir ekibin bu sezonki performansı ilk yarı itibarı ile geçen seneyi mumla aratmıştı ancak güzel oyun ve deplasmanda alınan 3-1'lik galibiyet Napoli'nin daha üst sıralara çıkması için moral olacaktır. Palermo'nun başında Zamparini gibi kıyımcı bir teknik direktör varken bu potansiyele rağmen onları başarılı görmek sanırım zor olacak.

Serie A'da İkinci Yarı Başlıyor

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
ATALANTA - AC MİLAN :


Kendi evinde namağlup olan ancak deplasmanda oynadığı 8 maçın 6'sında puan kaybeden Atalanta, kendi evinde yenilgi yüzü görmeyen son şampiyon Milan'ın konuğu olacak.

Mario Yepes, Mathieu Flamini, Antonio Cassano ve Ignazio Abate'nin sakat, Ambrossini'nin ise cezası nedeniyle forma giyemeyeceği maçta Milan'ın hücum gücünü Boateng, Zlatan ve Robinho'nun üstlenmesi bekleniyor. Lige -6 puanla başlayan Atalanta'da geçtiğim günlerde kulübün efsane oyuncularından olan Doni'nin de şike ve bahis nedeniyle tutuklanmış olması moralleri altüst etmiş olsa da kolay kolay teslim olmayacaklardır. Matteo Brighi ve Daniele Capelli'den yoksun Atalanta'nın en önemli kozu Udinese forması giyerken San Siro'da oynanan 4-4'lük maçın kahramanı olan Arjantinli golcü German Denis.

Bergamo'da oynanan son 4 maçta 2 mağlubiyet, 1 beraberlik ve 1 galibiyet elde eden Milan'ı tribün açısından oldukça zor bir maç bekliyor. Takımın yaşadığı kötü günleri geride bırakması için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan Atalanta taraftarları bizlere bu maçta görsel açıdan büyük keyif verebilir.

INTER - PARMA :


Sezona haddinden kötü başlayan Inter'de Gasperini'nin ardından Ranieri göreve gelmiş, takımda biraz kıpırdanma olmuş ancak beklenen oyun ve skorlar sahaya tam anlamıyla yansıtılamamıştı.

Bir yanda son 4 lig maçını da kazanan Inter, diğer yanda ise son 4 lig maçında da sahadan beraberlikle ayrılan Parma ... Önümüzdeki hafta Milano derbisi olduğu için ben Ranieri'nin tam anlamıyla iyileşmeyen Zarate, Sneijder ve Forlan'ı riske edeceğini düşünmüyorum. Son yıllarda küme düşme potasının müdavimlerinden olan ve yaşadığı ekonomik sorunları çözmekte zorlanan Parma, bu sefer yeni yıla potanın 7 puan üstünde olduğu için biraz daha rahat başlıyor ve Milan maçını düşünecek olan Inter için sürpriz yapabilirler diye düşünülse de artık en azından kendi evinde puan kaybetme lüksü olmayan Nerazzurriler bir şekilde bu maçı kazanmaya daha yakın taraf.

PALERMO - NAPOLİ :



Devis Mangia'nın kovulup yerine Mutti'yi getiren ve ara transfer döneminde Agon Mehmeti ile Franco Vazquez'i transfer eden Palermo, Stadio Renzo Barbera'da özellikle deplasmanda oynadığı maçlarda gol sıkıntısı çeken Napoli'yi konuk edecek. Gol sıkıntısının farkında olan Napoli'nin Eduardo Vargas'ı kadrosuna kattığını da hatırlatalım.

İki takımın arasındaki puan farkı sadece 3 ve Palermo kendi evinde oldukça açık oynayan bir ekip. Sicilya ekibindeki eksiklikler oldukça can sıkıcı. Cezası nedeniyle oynamayacak olan Josip Ilicic'in yanı sıra Abel Hernandez, Eros Pisano, Eran Zahavi ve Mauricio Pinilla gibi önemli isimler de bu maçta takımlarını yalnız bırakacak. Napoli'de ise Arjantinli golcü Ezequiel Lavezzi haricinde eksik yok.

Yeni Pastore olarak Palermo'ya transfer edilen Vazquez de tıpkı Pastore gibi Cordoba doğumlu ve çok büyük ihtimalle Napoli maçına ilk 11'de başlayacak.

NOVARA - FIORENTINA :



Küme düşme korkusunu yakından hisseden iki takımın mücadelesinde baskıyı biraz daha fazla hissedecek olan taraf Fiorentina. Ligde henüz deplasmanda galibiyet elde edemeyen Mor Menekşeliler kendi evinde attığının bir fazlasını yiyen Novara önünde siftah yapmanın peşinde olacak.

Novara, ikinci yarıya Fiorentina galibiyeti ile başlarsa hem rakibi ile arasındaki puan farkını 3'e indirmiş olacak hem de ligdeki 3. galibiyetini elde ederek moral kazanmış olacak. Devre arasında Gilardino'yu Genoa'ya gönderen Fiorentina'da yük bir kez daha Stevan Jovetic'in omuzlarına yüklenmiş durumda.

ROMA - CHIEVO :


Inter ile birlikte sezona kötü başlayan bir başka büyük kulüp de başkent ekibi Roma'ydı. Taktik düzeni değiştirdikten sonra olumlu bir futbol sahaya yansıtmaya başlayan Roma'nın en büyük sıkıntısı Luis Enrique ile kaptan Totti arasındaki bitmek bilmeyen gerginlik. Savunmada yaşanılan sıkıntıların ardından herkes transferde Casemiro ve Lugano isimlerini beklerken Roma hiç beklenmedik bir işe imza atarak Marco Borriello'yu lider Juventus'a kiraladı.

16 maçta 13 gol atarak gol yollarında büyük sıkıntı çeken Chievo'nun en büyük hedefi Caracciolo'yu renklerine katmaktı ama İtalyan oyuncuyu Novara'ya kiralandı. Şartlar her ne kadar Roma lehine görünse de başkent ekibi 2003 yılından bu yana Serie A'da Chievo'yu mağlup edemiyor.

UDİNESE - CESENA :



Stadio Friuli'de sadece Juventus ile oynadığı maçta 2 puan bırakan Udinese, küme düşme hattında yer alan Cesena'yı konuk ediyor. En son 1998-1999 sezonunda ligin ilk yarısını 3. sırada bitiren Udinese'de 2011 yılında elde edilen başarıları 2012'ye taşımak en büyük hayal ve bu açıdan oynayacakları ilk 3 maç, siyah beyazlı ekibin rotası açısından oldukça önemli.

Cesena'nın en büyük kozu, Juventus ve Milan'ın yanı sıra Udinese'nin de gündeminde olan 1985 doğumlu Marco Parolo. Giuseppe Colucci, Jorge Martinez ve Raphael Martinho'nun yokluğunda bir hayli zorlanacak olan Cesena özellikle ilk 45 dakikada çok dikkatli olmak zorunda. Çünkü Udinese bu sezon Serie A'da attığı 20 golün 11'ini ilk yarılarda buldu ve bunun neticesinde 29 puan kazandı.

LECCE - JUVENTUS :



Krasic ve Amauri'yi gözden çıkartan, Roma'dan Borriello'yu kiralayan Conte'nin takımı Juventus, ligin dibinde olan ve kendi evinde dahi galip gelemeyen Lecce'nin konuğu olacak.

Daha uzun bir süre var ancak bana göre Lecce'nin bir mucize gerçekleştirme şansı kesinlikle yok. Serie B'nin ilk yolcusu sarı kırmızılılar olacaktır. Aslında Juventus'un deplasman karnesi çok parlak değil. Evet henüz mağlup olmadılar ama şampiyon olmak istiyorlarsa deplasman performanslarını kesinlikle 3 galibiyet 5 beraberlikten daha üste çıkartmak zorundalar. Kendi evinde 18 gol atıp 5 gol yiyen Juventus, deplasmanda ise 9 gol atıp 6 tane yedi. Sezon başında Conte kendi evimizdeki maçları en az hasarla atlatırsak istediğimizi elde edebiliriz demişti ama Milan'ın gerilerden gelip averajla da olsa liderliği ellerinden alması sanırım İtalyan teknik adam için iyi bir tecrübe olmuştur.

İtalyanlar Şampiyonlar Ligi'nde Tam Gaz

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

2 sezon öncesinin Şampiyonlar Ligi şampiyonu Inter, devler arenasında şampiyonluklara alışkın olan Milan ve yıllar sonra yakaladığı başarıların ardından Şampiyonlar Ligi'ne katılan Napoli ile İtalyanlar gruplarda 3 takım ile mücadele etme hakkı kazanmıştı.

A Grubu'nda Bayern Münih'in ardından kağıt üzerindeki favori Manchester City'di ancak ilk 3 maç sonunda Napoli, özellikle de Salı günü Bayern ile berabere kalarak süprize imza attı ve 2. sırada yer aldı. 22 Kasım 2011'de Stadio San Paolo'da oynanacak Manchester City maçı muhtemelen Bayern'in ardından bir üst tura kimin çıkacağını belirleyecek.

B Grubu'nda yer alan Inter ise sezona yaptığı kötü başlangıcı Şampiyonlar Ligi'nin ilk maçında Giuseppe Meazza'da Trabzonspor'a karşı da sürdürünce acaba mı sorularını akıllara getirse de toparlanmayı başardı ve zorlu Lille deplasmanından 3 puanı kaparak liderlik koltuğuna oturdu.

Kuralar çekildiğinde H Grubu'nda Barcelona ve Milan'ın gruptan çıkacağı kesindi ama belli olmayan tek şey kimin lider olacağıydı. Camp Nou'da Barcelona ile 2-2 berabere kalan Milan elde ettiği avantajı şu ana kadar iyi kullandı ve 3. maçlar sonunda grubunda elde ettiği 7 puan ve averaj ile liderlik koltuğunda.

Serie A'da 6. Haftanın Önemli Maçları

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
LAZİO - ROMA :


Tansiyon, gerilim, ses bombası, meşale, sopalı bez pankartlar, konfetilerin sık sık görüleceği, megafonlar ile tezahüratların kulakları sağır edeceği dünyanın en önemli derbilerinden olan Lazio - Roma maçı belki de bu sefer hocaların kaderini belirleyecek. Bir yanda sezona çalkantılı bir başlangıç yapıp süpriz bir şekilde Avrupa'ya erken veda eden Luis Enrique, diğer yanda taraftarlar ile arası bir hayli bozuk olan Edy Reja ...

2009 yılının Nisan ayından beri Roma'ya karşı galibiyeti olmayan Lazio'da Francelino Matuzalem ve Simone Del Nero kesin olarak forma giyemeyecek. Roma'da ise derbilerin aranan adamı kaptan Totti oynayamayacak. Sakatlıkları devam eden David Pizarro, Leandro Greco, Bogdan Lobont ve Stefano Okaka'nın durumları ise maç saatinde belli olacak.

1929 yılında başlayan bu amansız mücadelede ilk düdük Aralık ayında çalındı ve Lazio ile Roma 167 defa birbirleri ile mücadele ettiler. Bu müsabakalarda Roma'nın 62, Lazio'nun 45 galibiyeti bulunurken 60 müsabakada ise eşitlik bozulmadı.

Kaptan Totti'nin yokluğunda Roma'nın en büyük kozu hiç şüphesiz Daniele De Rossi olacak. Daha genç bir oyuncuyken bu derbiden önce uyku uyuma ihtimalim hiçbir zaman olmadı çünkü kalp atışlarımın sesi beni hep rahatsız etti ancak şu an daha sakinim çünkü olgunlaştım desem de maç içerisinde ruh halim ne olur onu kestirmem imkansız diyerek maçın kendisi açısından ne kadar büyük bir öneme sahip olduğunu belirtti.

Lazio cephesinde ise Edy Reja'nın en önemli silahı Miroslav Klose. Bunun yanı sıra derbilerin adamı olan Cisse ve orta sahanın beyni olan Hernanes 2 yıllık galibiyet hasretine son vermek için Lazio'nun en önemli kozları olacak.

ATALANTA - UDİNESE :


Serie A'ya -6 puan ile başlamasına rağmen başarılı bir performans gösteren ve 4 puana çıkan Atalanta, lige normal başlamış olsaydı bugün puan cetvelinde zirve ekiplerden birisi olacaktı. Kendi evinde oynadığı 2 maçı da kazanan Bergamolular, hem içeride hem dışarıda oldukça sert oynayan bir ekip. Sezon başından beri oynadıkları 5 karşılaşmada 20 sarı kart görmüş olmaları da bunun en önemli göstergesi.

Udinese'de sakat ve cezalı oyuncu olmaması moralleri üst seviyede tutuyor. Siyah beyazlılar da rakibi Atalanta gibi bu sezon kendi evinde oynadığı 2 maçtan da galip ayrılmayı başardı ve deplasmanda henüz mağlubiyetleri yok. İki takımın karşı karşıya geldiği son 4 maçta fileler 10 kez sarsılmış ancak Stadio Azzurri d'Italia'da 2010 yılının Mart ayındaki son mücadelede 0-0'lık eşitlik bozulmamış.

Atalanta, Moralez ve German Denis gibi hücum gücü yüksek ve sorumluluk alabilen çok önemli iki oyuncuya sahip ve özellikle Denis için bu maçın ayrı bir önemi var. Udinese'de Di Natale olduğu müddetçe forma şansı bulman çok zor cevabını aldıktan sonra takımdan ayrılmak istediğini açıklayan ve Atalanta'ya kiralanan Denis, bu maçta kendisini takımda düşünmeyenlere cevap vermek için elinden geleni yapacaktır. Udinese'nin boş bir takım olduğunu söylemek kesinlikle mümkün değil. Genoa ile birlikte scout sistemini İtalya'da en iyi uygulayan kulüp olan siyah beyazlıların hem oturmuş bir kadrosu var hem de ligin en iyi orta saha kurgusuna sahip ekiplerinden biri. Udinese'nin yenilmeme ihtimali bana göre biraz daha ağır basıyor.

CESENA - FİORENTİNA :


Sezon başında İtalyan basını tarafından yapılan tahminlerde Cesena, küme düşme potansiyeli en yüksek takım olarak görüldü ve ilk 5 maç itibarı ile bu düşünceyi de ispatlamak için ellerinden geleni yaptılar. Ligde henüz galibiyeti olmayan ve elde edebildiği 1 puan ile 19. sırada yer alan Cesena'da başkan Igor Campedelli, teknik direktör Marco Giampaolo için onun her zaman arkasındayız dediğine göre varın sıkıntının boyutunu bir de siz düşünün.

Artemio Franchi'de oynadığı 3 maçın 2'sini kazanan Fiorentina ise uzun zamandır deplasman fakiri bir takım. Bu sezon deplasmanda oynadığı 2 maçtan da galibiyet elde edemeyen Mor Menekşeler'de büyük ihtimal uğursuzluk teknik direktör Mihajloviç'ten kaynaklanıyor. Takımının başında 21 deplasman maçında sadece 3 kez galibiyet alınmışsa hatayı başka yerde aramamak lazım.

Sezon başında Fiorentina'dan Cesena'ya geçerek takımın bütün yükünü omuzlarına alan Adrian Mutu, bu maçta şans bulup Fiorentina'ya gol atarsam asla sevinmeyeceğim açıklamasını yaptı. Cesena taraftarı tepki verecek mi ?

CATANIA - INTER :



Roma efsanelerinden Montella'nın çalıştırdığı Catania'da Inter maçı için adeta seferberlik ilan edilmiş durumda. Haftaiçinde yapılan son taktik antrenmanından önce tesislere akın eden 3.000 Catania taraftarı futbolcuları ve teknik heyeti adeta şoka soktular ve takımlarına Inter karşılaşması öncesinde büyük moral aşıladılar.

Inter'de ise son lig maçında Napoli'ye farklı yenildikten sonra hakemlere karşı duyulan öfke dinmek bilmiyor. Eto'o'nun devre arasında Inter'e 2 aylığına geri döneceği iddia edilse de başkan Massimo Moratti dedikodulara son noktayı koydu ve Kamerunlu oyuncu ile ilgilenmediklerini, böyle bir transferin de gündemlerinde olmadığını belirtti.

Stadio Massimino'da son 5 maçta 4 galibiyet elde eden Inter'de kaleci Julio Cesar, Andrea Ranocchia, Joel Obi, Andrea Poli, Emiliano Viviano ve Diego Forlan bu maçta forma giyemeyecek olan isimler. Ligde sadece 8 puanı bulunun Inter bu maçtan 3 puanla ayrılıp Lille maçına hazırlanmak için elinden geleni yapacaktır.

AC MİLAN - PALERMO :


Milan, Juventus ve Inter gibi zirveye oynayan ekipler için Palermo her zaman ters bir takım olmuştur. Sicilya'nın ağırlığından mı bilinmez ama Palermo ile kendi evinizde de oynasanız, deplasmana da gitseniz kafanızdan 3 puanı şak diye kağıda yazamazsınız. Ligin başlamasına 10 gün kala teknik direktör değiştirmesine, takımın önemli silahları olan Javier Pastore, Salvatore Sirigu, Cesare Bovo, Mattia Cassani ve Antonio Nocerino'yu satmasına rağmen 5 maçta topladıkları 10 puanla ligde 4. sırada olmaları bana göre gerçekten büyük başarı.

Yukarıda yazdıklarımıza rağmen Palermo'nun şansı, özellikle de San Siro'da Milan'a karşı son zamanlarda pek gülmüyor. Kırmızı siyahlılar Palermo karşısında oynadıkları son 4 maçtan 3 galibiyet çıkardılar. Cumartesi akşamı oynanacak olan bu zorlu mücadelede Milan'da Abate, Gattuso, Flamini, Ambrosini ve Pato forma giyemeyecek olan isimler. Palermo'nun tek eksiği ise Luca Di Matteo.

NAPOLİ - PARMA :


Giuseppe Meazza'da Inter'i 3-0 gibi farklı bir skorla yenerek yıllar sonra Milano'da galibiyet sevinci yaşayan Inter, kadro kalitesi bakımından kendisinden çok altta olan Parma'yı konuk edecek.

Misafir takımın önemli isimlerinden efsanevi oyuncu Arjantinli Hernan Crespo'nun yerine bu maçta görev yapacak olan isim Floccari. Napoli'de ise Inter maçında sakatlığı sebebiyle forma giyemeyen Edinson Cavani bu maç için hazır hale gelmiş durumda ama ev sahibi ekipte Pandev, Britos ve Donadel sakatlıkları sebebiyle forma giyemeyecek.

Parma şu ana kadar San Paolo'dan 2 kere zaferle çıktı ve en yakın tarihli olan 2010 ayının Nisan ayında aldıkları 3-2'lik galibiyet. Napoli ise evinde sarı lacivertlileri 9 kez mağlup etmeyi başarırken 6 karşılaşmada eşitlik bozulmadı.

CHİEVO - JUVENTUS :


Uzun yılların ardından bu sezon İtalya'da şampiyonluğun favorileri arasında gösterilen Juventus, son yıllarda büyük sıkıntılar çektiği Stadio Bentegodi'de Chievo'ya konuk olacak.

2006 yılına kadar iki ekibin karşılaştığı bütün maçları kazanan takım Juventus olmuştu ama 2006 yılı Chievo için resmen dönüm noktası oldu. Siyah beyazlılardan tarihteki ilk puanını o sene elde eden Cihevo, bunun ardından Juve ile oynadığı her maçı rakibi içib adeta zindan olarak ilan etti.

Milan'ı 2-0 yendikten sonra kendine güveni hat safhaya çıkaran Juventus'un orta sahasındaki Andrea Pirlo, Claudio Marchisio ve Arturo Vidal üçlüsü bu maçta da Torino ekibinin en büyük güvencesi. Milan'da olduğu gibi yeni takımı Juventus'ta da takımın beyni olan Pirlo'yu durdurmak isteyen Parma teknik direktörü Di Carlo takımının sahaya 4-3-1-2 düzeni ile çıkartacağını, orta sahayı kalabalık ve sert oyunculardan kurarak Pirlo'yu etkisiz hale getirmek istediklerini açıkladı.

Napoli'nin Geleceği : Lorenzo INSIGNE

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Futbol hayatına Napoli'ye 11 kilometre uzakta olan doğduğu yer, Frattamaggiore'nin semt takımlarından Sant'Arpino'da başlayan Lorenzo Insigne, kısa sürede Napoli'nin merceğine takılınca genç takım kadrosuna dahil edildi. Bir kaç ay forma şansı bulamasa da yaptığı yoğun çalışmaların meyvasını alan ve forma giydiği ilk maçta golle tanışan Insigne, ilk sezonunda 15 gol atma başarısı gösterdi.

Orta sahanın solunda ve forvet mevkiinde görev yapabilen genç oyuncunun boyu 1.63 cm olduğu için lakabı ''Dwarf'' yani ''Cüce''. Insigne'nin zirve yaptığı yer ise İtalya'da 1949 yılından beri düzenlenen Viareggio Turnuvası'ydı. Viareggio Turnuvası'nda İtalyan gençlere yer verildiği için daha çok Coppa Carnevale, yani Karnaval Kupası olarak anılmaktadır. Bu turnuvada 10 numarayı sırtına geçirerek takım kaptanı olarak mücadele eden genç İtalyan'ı gören Napoli taraftarları oldukça heyecanlanmıştı ve biraz nostalji yapmışlardı. Çünkü, boyu boyuna uygun, kıvrak bilekleri ile topla beraber dikine inebilen ve takımı yönlendirebilen tek bir kahramanları vardı : Diego Armando Maradona ... Evet Lorenzo Insigne, Napoli ve İtalyan futbolunun gelecekte çok büyük işler başarmasını beklediği önemli bir genç oyuncu.

2009 yazında Napoli A Takımı ile birlikte sezon başı kampına katılan ve o sezon ilk resmi maçını 26 Ocak'ta 93. dakikada Denis'in yerine oyuna girerek oynayan Insigne, 3 sezondur Cavase, Foggia ve Pescara takımlarında kiralık olarak forma giydi. Bir dönem Fenerbahçe'yi de çalıştıran ve Pendik faciasına neden olan Çek teknik adam Zdenek Zeman'ın geçen sezon çalıştırdığı Foggia'da transferi ilk bitirilen oyuncu olan Insigne bu güveni boşa çıkarmadı ve 34 maçta 19 gole imza attı. Zeman, bu sezon başında Pescara'nın başına geçince Insigne'yi de beraberinde götürdü ve genç oyuncu 2011-2012 sezonuna da gollerle başladı.

Geçtiğimiz hafta Zeman, yaptığı açıklamada '' Napoli'nin Cavani gibi çok iyi bir forveti var ama Insigne gibi de potansiyeli inanılmaz yüksek bir yeteneğe sahipler. Umarım en yakın zamanda İtalyan futboluna hizmet etmeye başlar. '' diyerek oyuncusunun ulusal basında reklamını da yapmayı ihmal etmedi.

İşte size Lorenzo Insigne için kısa bir video ...

Kirlisin ama hala sürprizlerle dolusun FUTBOL

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız


Cumartesi gecesi sevdalı olduğunuz takımın maçı, ben TV ( Seria A yayınlanmadığı için pc) başında, şanslı olan Napoli taraftarı kale arkasında. Hakem penaltı noktasını gösteriyor. Ben üzüntüden onlar sevinçten küfür ediyor. Aynı duygular Obi'ye çıkan kırmızı kartta da yaşanıyor. Topun başına Hamsik geliyor, şimdi iki taraf da aynı seviyede heyecanı yaşıyor, aynı noktada buluşuyor belki de aynı sayıda atıyor kalbimiz. Hamsik vuruyor, Cesar çıkartıyor. Buluştuğumuz noktadan ben zirveye Napoli taraftarı dibe iniyor! Bir saniye bile sürmüyor ki yer değiştiriyor dünya, Campagnaro dönen topu filelere gönderiyor. Ben dibe vururken, onlar zirveye çıkıyor. Bu duygu fırtınasını sadece 1 saniye içerisinde milyonlarca insana yaşatan ise futbol. Kirli olabilirsin ama hala sürprizlerle dolusun futbol...

Detay: Inter 10 kişi kaldığında, Chivu yerini Nagatamo'ya bıraktı. Hamsik'in penaltısı kaçtığında ceza sahasında birçok Interli ve Napolili futbolcu girdi. Oyuna henüz ısınamadığı belli olan Japon oyuncu tepkisiz bir şekilde geride kaldı. Nagatamo'nun hemen önündeki Campagnaro golü yaptı. Ufak bir detay, topun oraya düşmesi bile ayrı bir şans ama futbol böyle şeyleri affetmiyor işte. Bence bu oyunda her şeyin bir nedeni, her nedenin bir sonucu ve her sonucun ayrı bir hikayesi var. 

Serie A 6. Hafta: Inter 0-3 Napoli

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
3-4-3 faciası sonrası Ranieri ile yeniden dörtlü savunmaya dönen Inter ile ligi iki sezondur 3-5-2 ile sarsan Napoli karşı karşıya geldiler. Inter için işler hemen yoluna girmeyecekti, alınan birkaç galibiyet erken havaya girmek anlamına gelirdi. Inter'in bu rüzgara kapılmaması gerekiyordu ama iş işten geçmiş bu maçta gördüğümüze göre. Fazlasıyla havalardaydılar, "İşleri yoluna koyduk ve herkesi yenmeye hazırız!" der gibiydiler.

Inter sahaya klasik 4-4-2 ile çıkmak yerine 4-3-1-2 şeklinde çıktı. Forlan-Pazzini ikilisinin arkasına Alvarez'i koymuşlardı. Top kendisindeyken forvetlerine topu ulaştırırken sorun yaşamayan Inter iş savunmaya geldiğinde Napoli orta sahasına karşı koyamadı. 3-5-2'yi Cavani'nin yokluğunda 3-6-1'e çeviren Mazzari aslında bu hamlesiyle maça 1-0 önde başlayacağını tahmin etmiş olmalı. Biri forveti destekleyen dört orta saha oyuncusuna sahip Inter ve tek forvet Lavezzi'yi destekleyen ikisi hücumcu toplam altı orta saha elemanına sahip Napoli. Bu tanımlamalar üstünlüğü kimin kurduğu konusuna rahatça açıklık getirmiş olmalı.

Buna rağmen yine de maç ilk yarının ortalarına dek iki takımdan birinin belirgin baskısına sahne olmadı. Napoli bu diziliş avantajını tam olarak avantaja çevirememişti. Biraz da Lavezzi'nin arkasındaki adamların Cavani'yi arıyor olmalarına kurban gittiler diyebilir. Bu noktada bireysel performanslar öne çıkmalıydı ancak öne çıkan şey önce sertlik, sonra ise bu sertliğin dozunu ayarlamakta epeyce amatör davranan hakem oldular. Hakem Rocchi sertliğe önce izin verdi, baktı ki herkes bu akıma kapıldı, dur demek istedi ancak Inter gibi bir takım buna kulak asmadı. Napoli de altta kalmamak için sert faullere başvurunca oyun hem sık durdu hem de ciddi atakların çoğu başlama evresinde düdüğe ve faullere kurban gitti.

Napoli ilk yarının son 15 dakikasında yavaş yavaş Inter'i -aslında en baştan beri olması gerektiği gibi- tehdit etmeye başlamışken sertlik aynı tempoda sürüyordu. Maçın 9. dakikasında ilk sarı kartını gören Obi'ye hakem ceza sahası dışında olan pozisyonda ikinci sarıyı verirken Inter'e de son zamanların en saçma ve anlamsız penaltı cezasını veriyordu. Bu dakika Inter'in çöktüğü dakika olarak kayıtlara geçti. Ceza sahası dışında gerçekleştiği tartışılmayacak kadar net olan bir olay sonrası gelen penaltı için topun başına Hamsik geçti. Tuhaf saçlı adam topa vurdu ve Julio Cesar'a nişanladı ancak vuruş sonrası içeriye ok gibi fırlayan Campagnaro skoru Napoli adına 1-0 yaptı. Napoli ilk yarıyı kazasız belasız atlatayım derken bir de sürpriz bir avantaj yakaladı yani hakem sayesinde. İlk yarıda Pazzini'nin sayılmayan golü denebilecek bir pozisyon vardı ancak net ofsayt olduğu için en sonda değinmeyi doğru buldum. Öyle bir şey duyarsanız inanmayın, sayılmayan gol diye bir şey yok. Yani var da, gol değil, karar doğru. Saçmalıyorum sanırım yavaştan, hemen ikinci yarıya geçelim biz.

Ha bir de, ilk yarı bitmeden Julio Cesar sarı kart gördü ancak kartın üzerine öyle bir itiraz etti ki tarif etmem gerekirse en azından iki üç sarı kartlık bir itirazdı diyebilirim. Ağzını sonuna kadar açtı, hakemin üstüne yürüyüp el kol hareketini kesmeden en az 30 saniye bağırdı ancak hakem tribün tepkisinden korkmuş olacak hemen ikinci sarıyı çıkarıp atamadı. Bu da hakemin diğer bir ayıbı olarak kayıtlara geçmeli.
İlk yarı kırmızı kart sonrası Chivu çıktı ve yerine Nagatomo girdi ki isabetli olan karar da buydu. Chivu her ne kadar sol bek oynayabilme yetisine sahip olsa da karşısında benim gözümde ligin en iyi İtalyan sağ kanadı Maggio varken çok zordu tutunabilmesi. Zira tutunamadı da zaten ancak yerine giren Nagatomo da karşı koyamadı. Inter, Maggio konusunda zorlanacaktı, bu belli bir şeydi ilk dakikadan itibaren. Maggio bunun karşılığını da golle aldı zaten.

Napoli hegemonyasında geçecek olan ikinci yarı başladığında Inter daha ilk dakikada ikinci bir dezavantaj ile karşılaştı. Ranieri atıldı, tribüne yollandı yani. Zaten yarım yamalak bir strateji ile çıktığı maçta bir kişi de eksilmişken bu itirazı ve sonrasındaki cezası akıl alır gibi değil. Inter yeni hoca seçiminde çuvalladı diye düşünüyordum ve tahminlerim şimdilik doğru gidiyor. Ranieri'nin atılması Napoli'nin galibiyeti tescillendi adeta. Maçın devamında Gasperini döneminde bile bu kadar çaresiz durumda kalmayan Inter'e Napoli'nin kaç atabileceğini merak etmekle geçti.

Eski seyircisi önünde baskı altında kalan Pandev'e daha fazla dayanamayan Napoli kenar yönetiminin Pandev-Mascara değişikliği Inter'i tamamen bitiren hamle oldu. Önce savunmanın hatasını değerlendiren Maggio araya girdi golü buldu. Ne top sürdü, ne düzeltti ne de kontrol etti, sadece topa dokundu ve güzel bir aşırtma golle Napoli'yi rahatlattı, olası bir kaza kurşununun telafisini yarattı. Devamında yedi dakika arayla gelen Alvarez-Stankovic ve Forlan-Zarate değişiklikleri çözüm olamayacaktı Inter için. Geç kalınmış hamleler değildi zamanlama olarak ama panik halinde yapılan değişiklikler oldukları için etkisiz kaldılar.

Maç boyu ileride Cavani'nin yokluğunu hisseden Lavezzi asist beklemek yerine asisti yapan adam oldu ve Hamsik'i Julio Cesar ile karşı karşıya bıraktı, Hamsik ise Julio Cesar ile ikinci kez karşı karşıya geldi ve penaltıdaki gibi başarısız değildi.

Napoli, Milano'da bu sezonun ilk deplasmanında şehrin diğerine nazaran epeyce zayıf durumdaki ekibine karşı hakem sayesinde yakaladığı avantajı kaybetmedi ve Serie A'da 2010/11 sezonunda başladığı yürüyüşünü devam ettirdi. Büyükleri her ne kadar sorunlu/sıkıntılı da olsa deplasmanda yenebilmek, sürpriz takımlar için başarının temel anahtarı oldu son senelerde. Küçüklerin hepsini yenip büyüklere iyi kötü direnip birer puan almak bizim ülkede daha geçer bir yol oluyor bazen ancak dışarıda işler büyükleri de cüsselerine aldırmadan devirebilmekten geçiyor.

İtalya'da üç ciddi maçın olduğu 6. haftada ilk maç sıcak geçti, gerilim ve olaylar hiç kesilmedi. İtalya Ligi bu ligi defansif ve keyifsiz sananlara inat bol gollü geçmeye ve izleyenleri futbola doyurmaya devam ediyor.

Serie A Nostalji: Inter vs Napoli / Juventus vs Milan

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Bu hafta kallavi maçlara sahne olacak madem Serie A biz de o maçların nostaljisini yapalım. Inter'in Calciopoli'ye kadar şampiyonluktan uzak kalacağı o kara dönemden evvel ki son şampiyonluğunu yaşadığı 88/89 sezonunun 30. hafta maçı: Inter-Napoli. Inter'in başında Trapattoni var. 83. dakikada Matthaus'un golüyle Napoli'yi yenip evinde şampiyonluğu kutluyor Inter. Videoda önce maçın son anları ve gelen şampiyonluk sonra ise maçın golleri var. Inter'de Matthaus gibi bir komutan varken Napoli tarafı da boş değil tabi. 10 numaraları Maradona.

Juventus-Milan nostaljisi ise Milan'ın sezonu ikinci Juventus'un 8 puan ve + 30 averaj üzerinde bitireceği 91/92 sezonunun hemen başından, 3. haftasından. Juventus maçın başlarında Casiraghi ile buluyor golü. Van Basten'den ziyade Gullit'in topla yardırma çabaları göze çarpıyor. 1 puan ise ancak maçın duraklama anlarında Massimo Carrera'nın kendi kalesine attığı gol ile geliyor Milan'a. Juventus'un başında Trapattoni, Milan'ın başında ise "genç" Capello var.

Serie A'da 6. Haftanın Önemli Maçları

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
INTER - NAPOLİ :


Sezona kabus gibi başlayan ve oynadığı 5. resmi maçın ardından Gasperini ile yollarını ayırarak takımın başına Ranieri'yi geçiren Moratti'nin bu hamlesi çok eleştirilmişti ama geçen hafta da yazdığımız gibi İtalyan teknik adamın emanet aldığı takımlara yaptığı ilk etkiler genel anlamda olumlu sonuçlar doğurmuştur. Nitekim Inter, önce Bologna deplasmanında ardından da CSKA Moskova deplasmanlarında kazanarak derin bir oh çekti.

Ligde ilk iki maçını kazandıktan sonra düşüşe geçen Napoli'de hesapları alt üst eden isim Edinson Cavani oldu. Şampiyonlar Ligi'nde oynanan Villarreal maçında sakatlanan Uruguaylı oyuncu bu önemli deplasmanda takımını yalnız bırakacak. Sezon başında Inter'in gündeminde olan Lavezzi'ye bu maçta eşlik edecek olan oyuncunun eski Inter'li Goran Pandev olma ihtimali bir hayli yüksek görünüyor.

Ev sahibi ekipte ise sakatlıkları devam eden Sneijder ve Maicon kesin olarak forma giyemeyecek, takım ile antrenmanlara çıkmaya başlayan Stankoviç ve CSKA Moskova maçında sakatlanan Pazzini'nin durumu ise maç saatinde belli olacak. Giuseppe Meazza'da 1994 yılının Aralık ayından beri kazanamayan Napoli için bu maç Cavani'nin yokluğunda bir hayli zor geçecek gibi görünüyor.

JUVENTUS - AC MİLAN :



Yıllardır süren şampiyonluk hasretine son vererek efsane günlerine geri dönmek isteyen Juventus, yeni mabedinde geçen sezonun şampiyonu Milan'ı ağırlayacak. Eski oyuncusu Conte'nin yönetiminde iddialı bir kadro kuran ve bunu skora da yansıtmaya başlayan Torino ekibinin, sezona sancılı bir başlangıç yapan ve pek çok sakat oyuncusu bulunan Milan karşısında ne yapacağı merak konusu.

Sahalara geri dönen Zlatan İbrahimoviç, bu takım için ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu haftaiçinde oynanan V.Plezen karşılaşmasında ortaya koyduğu performansla gösterdi. Milano temsilcisinde Zlatan'ın yanı sıra Luca Antonini, Daniele Bonera ve Alberto Aquilani de iyileşen isimler arasında.

Juventus'un sakatlık mağduru olan tek oyuncusu Vincenzo Iaquinta. Herhangi bir mucize olmazsa bu bu maçta forma giyemeyecek olan Iaquinta'nın yerine kırmızı kart cezası sona eren Mirko Vucinic sahada olacaktır.

Benim nazarımda maçın iki kilit oyuncusu olacaktır: Andrea Pirlo ve Zlatan İbrahimoviç. 10 yıl boyunca Milan'a büyük hizmet veren Pirlo ile Calciopoli döneminden önce Juventus'un başarılarında katkı sağlayıp kriz olunca Inter'e geçen İbrahimoviç'in yapacakları iki takımın bu maçtaki akıbetini belirleyecektir. İsveçli oyuncunun büyük tepki alacağı es geçilmemeli çünkü Juventus taraftarı onu halen daha unutamadı (!).

FIORENTINA - LAZIO :


Lazio'da forma giydiği 6 senede 7 kupa kazanan Sinisa Mihajloviç, Fiorentina teknik direktörü olarak geçen sezon Artemio Franchi'de 2-1 mağlup olduğu Lazio ile rövanş maçına çıkacak. Göreve başladığı ilk zamanlar Floransa'da tartışılan Sırp teknik adam, Inter'den gelen teklifi reddedince taraftarların gönlünde taht kuran isim olmuştu.

Lazio teknik direktörü Edy Reja için aynı şeyleri söylemek biraz zor. 2 hafta önce görevi bırakma noktasına gelen ancak istifası başkan tarafından reddedilen İtalyan teknik adam ateşten gömleğini sırtından çıkarma fırsatı arıyor ve bu zorlu deplasman sıkıntılardan kurtulmak için ideal görünüyor.

Per Kroldrup ve Alberto Gilardino ev sahibi ekipte forma giyemeyecek olan isimler. Lazio'nun bu maçta oynayamayacak olan oyuncuları ise Matuzalem, Mauri, Giuseppe Biava ve Simone Del Nero. Kendi evinde Lazio'yu en son 2009 yılının Şubat ayında mağlup eden Fiorentina'nın üst sıralara tırmanmak için bu maçı kayıpsız atlatması gerekiyor.

ROMA - ATALANTA :



Salı Roma için hareketli bir gün oldu. Önce kaptan Totti'nin 35. yaş günü kutlandı ardından Thomas Di Benedetto'nun başkanlığı ilan edildi. Son maçta zaten nihayet galibiyet sevincini elde eden başkent ekibinde moraller yerinde diyebiliriz. Lamela, Greco ve Fernando Gago'nun sakatlıkları devam ediyor.

Atalanta ise bu sezon Serie A'ya yeni yükselmesine ve lige -6 puan ile başlamasına rağmen ilk 4 maçta 1 beraberlik ve 3 galibiyet alarak müthiş bir başlangıç yaptı. Roma için bulundukları duruma rağmen moralleri yerinde dediğimize göre Atalanta'nın moralini Stefano Lucchini, Leonardo Pettinari ve Cristiano Doni gibi eksikliklerine rağmen varın siz düşünün.

Unutmuştuk

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Pazzini'nin klasik haline gelen gol sevincini...


Milito'nun gollerden sonra Rocky Balboa'nın "Edriıyınn" tarzı koşturması


Milan'ın ve Inter'in kazanmasını...


Seedorf'un muhteşem gollerini..

Napoli'nin maç kazanamadığı günleri..

İtalya'da dün gece herşey normale döndü sanki..

Serie A'da 5. Haftanın Önemli Maçları

2 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
BOLOGNA - INTER :


Futbolla alakasız birisi şu anda puan cetveline baksa iki takım için küme düşmeme mücadelesi veriyor zanneder. Çarşamba akşamı 2011-2012 sezonunun ilk golünü atarak ilk puanını Juventus karşısında elde eden Bologna, ligin yeni ekiplerinden Novara'ya deplasmanda 3-1 mağlup olunca Gasperini'yi kovup yerine Ranieri'yi getiren Inter'i kendi evinde ağırlayacak.

Ev sahibi Bologna'da Çarşamba günü sakatlanan kaleci Francois Gillet, Andrea Raggi, Simone Loria, Cherubin ve Saphir Taider kesin olarak forma giyemeyecek. Hafif sakatlığı bulunan Serie A fenomenlerinden Marco Di Vaio ise büyük bir aksilik olmazsa Inter karşısında ilk 11'de sahaya çıkacak. Inter'den co-owner yöntemi ile transfer edilen 21 yaşındaki genç oyuncu Rene Krhin de ilk kez eski takımına karşı mücadele edecek olmanın heyecanını yaşayacak.

Inter'in sakatlıklar ordusu ise yavaş yavaş iyileşmeye başladı. Bu hafta takımla birlikte idmanlara çıkan Ivan Cordoba'nın kadroda olma ihtimalleri varken Sneijder ve Stankoviç'in durumu şüpheli ayrıca Maicon, Motta ve Poli ise kesin olarak Bologna deplasmanında forma giyemeyecek olan isimler. Ayrıca Novara maçında kırmızı kart gören defans oyuncusu Ranocchia da bu hafta dinlenecek.

Teknik direktör değişikliklerinin takımlar üzerinde pozitif etkisi yadsınamaz bir gerçek ve bana göre kötü bir hoca olsa bile Ranieri'nin emanetçi pozisyonu genelde ilk hamlelerini olumlu vermiştir. Bologna'ya karşı oynadığı son 9 maçta 8 galibiyet elde eden Inter, kan değişikliğinin ardından haftalardır aradığı galibiyete bu sefer ulaşabilir.


AC MİLAN - CESENA :


Luca Antonini, Daniele Bonera, Philippe Mexes, Massimo Ambrosini, Ivan Gennaro Gattuso, Matthieu Flamini, Zlatan Ibrahimovic, Robinho ve Kevin-Prince Boateng ile 9 kişilik sakatlar kadrosunu oluşturan Milan'da bu kervana Pato da katılınca 10 numara Brezilyalı oyuncuya teslim edilmiş oldu.

Allegri'nin elinde golcü olarak kalan isimler Şampiyonlar Ligi kadrosuna alınmayan Inzaghi, sezona sorunlu başlayan Cassano ve ilk golünü Çarşamba günü Udinese ağlarına gönderen 18 yaşındaki Stephan El Shaarawy. Ancak bütün bu eksikliklere rağmen ligde henüz puanla tanışamayan Cesena karşısında San Siro'da maçın tek favorisi var, o da ev sahibi Milan.

İki takım arasında göze batan ilginç notlar da yok değil. Milan ligde attığı 6 golün 5'ini ilk yarılarda bulurken, Cesena ise attığı 6 golün 4'ünü ikinci yarılarda buldu. Yani futbolseverlerin her iki yarıda da gol izleme şansı bir hayli yüksek.


NAPOLI - FIORENTINA



San Paolo'nun nasıl bir cehennem olduğunu anlatmaya pek gerek yok ve bu yangın yerinde Mor Menekşeleri sırtlama görevi Gilardino ile Miguel Britos'un yokluğunda Stevan Jovetic'in omuzlarında olacak. Fiorentina kendi evinde Parma'yı güzel futbol ve 3 puanla uğurlayıp moral depoladıktan sonra Avrupa hedefinde aslında ne kadar da inançlı olduğunu ligin başlarında herkese göstermiş oldu. Şampiyonlar Ligi'nde mücadele eden Napoli ise deplasmanda süpriz bir şekilde Chievo'ya tek golle boyun eğmenin şokunu yaşadı ve ligde birbirine yakın olan, Avrupa kupaları için de bu sene muhtemelen birbirleriyle kapışacak olan bu iki takımın ilk hedefi maçı kaybetmemek olacak.

Napoli 2007 yılında Serie A'ya çıktığından beri Fiorentina'nın San Paolo'da 1 galibiyeti, 1 beraberliği ve 2 mağlubiyeti var. Açıkçası bu haftanın sonucunu kestirmekte en zorlanılacak maç bu olacak ama sanırım rüzgar biraz Napoli'nin arkasından esecek gibi.

LAZIO - PALERMO :


Ligde şu zamana kadar galibiyet, beraberlik ve mağlubiyetlerin tadına varan Lazio'da hafta başında teknik direktör krizi yaşandı. Reja'nın kendisine gösterilen olağanüstü tepkilerden rahatsız olduğu ve görevine devam etmek istemediğini belirtmesine rağmen başkent ekibinin başkanı Lotito hocasına sahip çıkmış ve istifa düşüncesini aklından çıkartmasını istemişti.

Stefano Mauri, Giuseppe Biava, Stefan Radu ve Simone Del Nero'nun Palermo karşısında forma giyemeyeceği kesin. Lulic ve Konko ise ilk 11'e geri dönüş yapabilecek isimler olabilir fakat takımın yıldızlarından Stankevicius'un Cesena maçında aldığı darbeler oyuncunun canını bir hayli sıkmış durumda.

Ligin başlamasına 10 gün kala Pioli'yi kovup yerine alt yapıdan Mangia'yı getirip Inter karşısında 4-3'lük galibiyetle lige başlayan Palermo'nun yaşanılan olumsuzluklara rağmen ortaya koyduğu mücadele takdiri hakediyor. Sicilya cephesinde resmi olarak oynamayacağı açıklanan tek oyuncu Edgar Alvarez. Durumu maç saati belli olacak olan Cetto ve Acquah için oynayabilirler yorumu yapılabilir.

PARMA - ROMA :


İtalya'da ligin başlamasının üstünden 5 hafta geçmesine rağmen topun ağzına gelen hocalar Gasperini, Reja ve Luis Enrique olmuştu ve ilk kurban hafta içinde Gasperini olarak ilan edildi. Herhangi bir mucize olmazsa oltaya takılacak ikinci balık Roma teknik direktörü Luis Enrique olacaktır. Roma'da uzun süreli kalmak istiyorsanız taraftarlardan önce anlaşmanız gereken isim Totti'dir. İspanyol teknik adam daha destur demeden Totti'ye posta koymaya kalkınca önce Avrupa macerası son buldu ardından da ligde tozu dumana kattılar (!).

Kendisi ile ilgili yapılan eleştirilere cevap verirken Barcelona B Takımı'ndaki durumunu referans göstererek Roma'yı kıyaslaması zaten mantık olarak Luis Enrique'nin Roma macerasını bitirmiştir. En fazla 4-5 maç sonra da bu deneyimin resmi olarak son bulduğu açıklanacaktır.

Yıllardır yetersiz kadrolarla lige başlayan ve öyle devam eden Parma geleneğini bu sene de bozmayarak lige Juventus mağlubiyeti ile başlamasına rağmen 1 galibiyet almayı başarmışken Roma daha o günleri bile göremedi. Bu sezon Parma'nın attığı bütün gollerde imzası olan Giovinco cezasını tamamladı ve Stadio Tardini'de oynanacak bu kritik maçta forma giyecek. Roma'da ise çok büyük bir ihtimalle Lamela ve Stekelenburg kadroda olmayacak. Evet Roma'nın büyük sıkıntıları var ama başkent ekibi 8 Mayıs 2005 tarihinden beri Parma deplasmanında asla mağlup olmadı ve 14 gol atıp kalesinde sadece 3 gol gördü.

CATANIA - JUVENTUS :


Calciopoli skandalından sonra eski günlerine dönmesi bir hayli zaman alan Juventus, yıllardır özlemini duyduğu şampiyonluğa kavuşmak için sezon başı 100 milyon euroya yakın harcama yaparak ciddi transferler yaptı ve sezona 4-1'lik Parma galibiyeti ile başlayarak bu yarışta sonuna kadar varım mesajını ilk haftadan iletmek istedi. Bologna ile hafta içinde yeni yapılan stadında 1-1 berabere kalarak süpriz bir puan kaybı yaşayan Bianconeriler moral bozukluğunu atlatmak için Catania deplasmanından 3 puan ile çıkmak zorunda. Eljero Elia, Arturo Vidal ve Marcelo Estigarribia'nın da hazır durumu gelmelerinin ardından Conte'nin kadro derinliği kendisini tatmin edecek kıvama gelmiş durumda.

Eski Roma efsanesi Vincenzo Montella'nın çalıştırdığı Catania'da eski Juventus oyuncusu Legrottaglie ve Cristian Llama sakatlıkları nedeniyle bu önemli maçta forma giyemeyecekler. İlk 3 maçta istikrarsız bir görüntü çizen ve her skorun tadına varan Sicilya temsilcisinin açıkçası bu maçı kazanma ihtimali bir hayli düşük. Hele ki Juventus'un 1964 yılından beri bu deplasmanda kaybetmiyor olması ev sahibi ekibi için bir hayli can sıkıcı.

Napoli - Milan / 1985-1990

1 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Eğer aynı şehirden olmayan iki takım arasında az veya çok bir rekabet varsa bu sadece toplumsal düşmanlıklarla ilgili değildir. Bunun yeşil sahada yaşanmış bir geçmişi illa vardır.

Birazdan anlatacaklarımızın sosyopolitik ve toplumsal nedenleri vardır ama saha içinde de birşeyler yaşanmıştır ve eğer saha içinde bir rekabet olmasa bu rekabet büyümezdi. Yani ne olursa olsun, bir rekabet için iki takımın bir zamanlar aynı hedefler için mücadele etmiş olması gerekir. Mesela Türkiye'ye baktığımız zaman Trabzonspor'un İstanbul kulüpleri arasından Fenerbahçe ile daha gergin bir rekabete girişmesi, şampiyonluk mücadelelerinde birbirlerine daha fazla rakip olmasındandır. Bu sıkıcı giriş bölümünü geçelim, ana konuya dönelim.

Bu akşam Napoli ile Milan oynuyor. Bu, 1980'lerin sonundan Serie A'ya miras kalan bir rekabettir.

Herkesin malumu olan cümle; zengin ve güçlü İtalyanlar tarafından ezik bırakılan güneyin başarısız takımı Napoli'nin çehresi ve talihi 1984 yazında değişir. Maradona, Napoli'ye gelir ve güneyliler artık şampiyonluğa oynayan bir takım olur.

Keza, 1987 baharında, yani Maradona'nın efsane olduğu Dünya Kupası'ndan birkaç ay sonra Napoli artık Scudetto'yu kazanan bir takımdır. Bir zamanların yetersiz, hedefsiz, zayıf güney takımı, artık "şampiyon" sıfatına sahipti. Bu şampiyonlukta Napoli'nin çekiştiği takım Platini'nin Juventus'uydu.

Kuzeyli, Torinolu Juventus şampiyon ama o sıralar sessiz ve derinden gelen, şampiyonluk yarışlarına hasret bir Milan da var. Yeni bir oluşum. Başkan Berlusconi, teknik direktör Sacchi, 3 Hollandalı, Maldini, Ancelotti, Baresi gibi İtalyanlar..

Keza bir sezon sonra Milan, son şampiyon Napoli'nin 3 puan önünde şampiyon olur. 1989'da ise Napoli, iki Milanolu'nun arasında kalır. Inter şampiyon olur, Milan 3.sırada yer alır. Napoli ile Milan, Inter'in arayı açmasından sonra ikincilik için çekişir. İkinci Napoli olur. Fakat kırmızı siyahlı takımın İtalya topraklarına getirdiği bir Avrupa Kupası olur.

1989-90 sezonunda, yani Napoli ile Milan'ın hem Serie A'da hem İtalya Kupası yarı finalinde karşılaştığı sezonda iki takım arasındaki rekabet had safhaya dayanır. Sahada filizlenen rekabet, kuzey-güney ayrımından beslenen cümlelerle de doruğa ulaşır, ilgi çeker.

Ve işte bu günlerde, Napoli yine bir kuzey deplasmanına gider. Rakip, Milanolular kadar güçlü olmasa da, güneylileri sevmeme konusunda (ya da Napoli'yi diyelim sadece) onlarla yarışabilecek Atalanta'dır. Yukarıdaki video işte bu maça aittir.

Atalanta - Napoli maçı sert başlar ve öyle devam eder. Sahadaki sertlik kısır bir futbola sebep olur ve maç 0-0 sona erer. Tribündeki sertlik ise bir çok olaya gebe olur. Napoli stoperlerinden Alemao'nun kafasına bir bozuk para gelir ve oyundan çıkmak zorunda kalır. Bu arada, dip not olarak Alemao yerine oyuna giren isim de genç Gianfranco Zola'dır.

Yazının başında verdiğimiz Trabzonspor-Fenerbahçe örneğinden yola çıkarsak, Otto Bariç'in sırtına taş gelen maça çok benzer.

Fakat daha sonra yaşanan gelişmeler Napoli'nin kaybettiği puanı geri almasını sağlar. Tahkim Kurulu Napoli'yi hükmen 2-0 galip ilan eder. Bu andan itibaren bu iki takım arasında yaşananlara Milan da ortak olur.

Şu an İtalya'nın başbakanı olan, o yıllarda Kuzey'in iyi iş adamlarından biri olan ve Milan'ın başında bulunan Berlusconi ise çok ilginç bir iddia ortaya atar: Alemao numara yaptı.

Yıllarca Kuzeyliler tarafından numaracı ve hilebaz olarak adlandıran güneyliler için bu yeni bir şey değildi. Ama yıllarca kendilerini aldatılmayacak kadar akıllı gören kuzeyliler için (çünkü her zaman üstün olan taraf onlardı ve akıllı olmasalar üstün olmazlardı) bu yeni bir şeydi. Ve aslında baş sorumlu güneyliler değil, 1986 yılında İngilizler'e yaptığı gibi oyuna hile sokan Arjantinliydi.

Kısacası 1985-1990 arası Napoli - Milan gerginliğinin zirve yaptığı dönemdir. Nedeni ise sadece kuzey-güney ayrımı değil, iki takımın da güçlü ve hedeflerinin ortak olmasından kaynaklanır.

Bunu rekabeti yaratan baş aktör ise tabi ki kuzeye meydan okuyan Maradona'dır. Alttaki video biraz daha değişiktir




1990 Dünya Kupası finali. Aslından hepimizin bildiği hikayeler. Arjantin, Napoli'de İtalya'yı yenerken San Paolo tribünleri kendi ülkelerinden çok, kendilerine 1 ay önce Scudetto hediye eden Arjantinli'yi destekliyordu. Bunun Roma'ya ve Milano'ya yansıması sert oldu.

Roma'daki final maçında tribünleri dolduran onbinler Arjantin Milli Marşı'nı duyunca ıslıklamaya başlar. Bu aslında Arjantin için yapılan bir protesto değildi. Güney'in askeri, komutanı, lideri olan bir adama duydukları nefretti. Fakat aynı nefreti o Arjantinli de taşıyordu.

Maradona'nın Dünya futbolunun zirvesinde yer aldığı son maçta yaşadığı duygusal patlamalar bu dakikada başlar. Videoda iyice görülür. Maradona milli marşını ıslıklayan Romalılar'a Hijos de Puta yani orospu çocukları der. Yaşananlar sanki bir film karesi gibidir, tüyleri diken diken eden bir sahne. Şakın futbolcular, sinirli bir kaptan, gergin tribünler, ıslıklar, milli marşlar ve hiçbir şey olmamış gibi devam eden Almanlar. Carlos Bilardo'nun şaşkın bakışları aslında birçok kişinin surat ifadesinin yansımasıdır.

Maradona duygusal yoğunluğunu maçın sonunda ağlayarak taçlandırır. Bu da aslında İlyas Salman'ın Ya ya ya şa şa şa filmine benzer. Kimsenin ilk başlarda çok da ciddiye almadığı genç zamanla zirveye çıkar. Bir topluluğun sesi olur. Diğerleriyle çarpışır. Bugün efsane olarak adlandırılmasında en büyük katkıyı veren Napoli'de, evinde, sahasında, kendi mahallesinde diğerlerini yener.

Son büyük maçı olduğunu bilmeden final maçına çıkar. Roma'da, bir imparatorluğun başkentinde, kuzey birliğinin kalesinde, diğerlerinin sahasında. Ve kaybeder. Maçın başında titreyerek orospu çocukları der, maçın sonunda ağlayarak sahayı terk eder.

Ve aslında o gün sadece Maradona'nın kazandığı kupalar değil, Güney-Kuzey / Napoli-Milan rekabeti de sona erer. Ve rakipsiz, tehditsiz kalan Milan, sadece İtalya'da değil, Avrupa'daki hakimiyet kurmaya başlar.

Napoli - Milan maçları, bugün artık bu kadar gergin değil. Çünkü Maradona gibi karakterler yok. Napoli de zirveden uzak. Ama yavaş yavaş yukarıya tırmanıyor güneyliler. Belki 2-3 sene sonra yeniden bir kıvılcım kopar. Bu akşam bu maçta ve ya sezon sonunda bunun başlangıçlarını görebiliriz.

Serie A'da 20111-2012 Sezonunun Transferleri

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

AC MILAN : Antonio Nocerino (Palermo), Taye Taiwo (Marsilya), Stephan El Shaarawy (Genoa), Krisztian Tamas (Illes), Alberto Aquilani (Liverpool), Philippe Mexes (Roma), Gianmarco Zigoni (Genoa), Marco Amelia (Genoa) .

ATALANTA : Stefano Lucchini (Sampdoria), Luca Cigarini (Napoli), Matteo Brighi (Roma), German Denis (Udinese), Maximiliano Moralez (Velez), Manolo Gabbiadini (Cittadella), Andrea Masiello (Bari),

BOLOGNA : Panagiotis Kone (Brescia), Simone Loria (Roma), Andrea Raggi (Palermo), Saphir Taider (Grenoble), Alessandro Diamanti (Brescia), Dejan Stojanovic (Lustenau), Robert Acquafresca (Genoa), Daniele Vantaggiato (Padova), Federico Agliardi (Padova) Jose Angel Crespo (Padova), Luigi Vitale (Napoli), Kadir Caidi (Cesena), Mikael Antonsson (Kobenhavn), Cesare Rickler (Chievo), Jean-Francois Gillet (Bari), Nico Pulzetti (Livorno), Federico Rodriguez (Genoa), Massimo Coda (Cremonese), Riccardo Pasi (Parma).

CAGLIARI : Rui Sampaio (Beira-Mar), Sebastian Eriksson (Göteborg), Albin Ekdal (Juventus), Thiago Ribeiro (Rentistas), Oumar Diop (Sambonifaces), Simone Gozzi (Modena), Vlada Avramov (Fiorentina), Victor Ibarbo (Nacional), Andrea Cocco (Albinoleffe), Marco Mancosu (Siracusa), Enrico Verachi (San Marino), Moestafa El Kabir (Mjallby).

CATANIA :
Sergio Almiron (Juventus), Nicola Legrottaglie (Milan), Gonzalo Bergessio (Saint-Etienne), David Suazo (Inter), Mario Paglialunga (Rosario), Davide Lanzafame (Palermo), Mario Angel Paglialunga (Rosario), Keko (Atletico Madrid), Pietro Terracciano (Nocerina), Federico Moretti (Ascoli) .

CESENA : Abdelkader Ghezzal (Bari), Damjan Djokovic (Monza), Jorge Martinez (Juventus), Guillermo Rodriguez (Penarol), Marko Livaja (Inter), Raphael Martinho (Catania), Roberto Guana (Palermo), Antonio Candreva (Udinese), Eder (Brescia), Gianluca Comotto (Fiorentina), Alessio Briglia (Bellaria Igea Marina), Giacomo Bassoli (Bologna), Luigi Palumbo (Parma), Alessio Ambrogetti (Como), Alessio Petti (Bellaria Igea Marina), Luca Caldirola (Inter), Luca Garritano (Inter), Andrea Rossini (Foligno), Marco Rossi (Parma), Adrian Mutu (Fiorentina), Vincenzo Rennella (Genoa) .

CHIEVO :
Francesco Grandolfo (Bari), Ivan Fatic (Genoa), Marco Gallozzi (Padova), Michael Bradley (Borussia Monchengladbach), Francesco Sabatucci (Lumezzane), Kamil Vacek (Sparta Prag),Sergio Viotti (Triestina), Boukary Drame (Sochaux), Paolo Sammarco (Sampdoria), Christian Puggioni (Reggina), Marcello Falzerano (Salernitana), Alberto Paloschi (Milan), Rinaldo Cruzado (Juan Aurich), Domenico Zampaglione (Valle Grecanica), Alessandro Longhi (Triestina), Mirko Carretta (Andria), Francesco Acerbi (Genoa), Alessandro Bassoli (Bologna), Perparim Hetemaj (Brescia), Antimo Iunco (Torino), Filippo Tanaglia (Giacomense), Filippo Fondi (Foligno), Francesco Checcucci (Lumezzane), Giovanni Madiotto (Bassano), Marco Silvestri (Modena) .

FIORENTINA : Gustavo (Juventude), Santiago Silva (Velez), Kelechi Francis Ibekwe (Campobasso), Mattia Cassani (Palermo), Houssine Kharja (Genoa), Andrea Lazzari (Cagliari), Gianni Munari (Palermo), Samuel Di Carmine (Cittadella), Romulo (Cruzeiro), Edoardo Pazzagli (Prato), Lorenzo Tafi (Prato), Matija Nastasic (Partizan), Niccolo Manfredini (Reggiana), Paolo Rozzio (Canavese), Samuele Bettoni (Reggiana) .

GENOA : Andrea Caracciolo (Brescia), Cesare Bovo (Palermo), Sebastien Frey (Fiorentina), Nicola Pasini (Milan), Cristiano Lupatelli (Bologna), Mattia Bottani (Lugano), Francesco Bega (Brescia), Kevin Constant (Chievo), Mattia Destro (Inter), Danilo Russo (Vicenza), Fernando Forestieri (Udinese), Riccardo Meggiorini (Bologna), Alexander Merkel (Milan), Cristobal Jorquera (Colo Colo), Kevin Vinetot (Crotone), Lucas Pratto (Boca Juniors), Andreas Granqvist (Groningen), Giacomo Beretta (Milan), Sebastian Ribas (Dijon), Felipe Seymour (Universidad Chile), Valter Birsa (Auxerre), Ze Eduardo (Santos) .

INTER : Andres Ona (Independiente), Mauro Zarate (Lazio), Andrea Poli (Sampdoria), Diego Forlan (Atletico Madrid), Jonathan (Santos), Ricky Alvarez (Velez Sarsfield), Rodrigo Alborno (Libertad), Emiliano Viviano (Bologna), Luca Tremolada (Piacenza), Dennis Esposito (Monza), Yuto Nagatomo (Cesena), Luc Castaignos (Feyenoord) .

JUVENTUS :
Eljero Elia (Hamburg), Marcelo Estigarribia (Maldonaldo), Emanuele Giaccherini (Cesena), Mirko Vucinic (Roma), Arturo Vidal (Bayer Leverkusen), Stephan Lichtsteiner (Lazio), Matteo Trini (Lumezzane), Alessandro Matri (Cagliari), Fabio Quagliarella (Napoli), Marco Motta (Udinese), Simone Pepe (Udinese), Andrea Pirlo (Milan), Frederik Sorensen (Lyngby), Michele Pazienza (Napoli) .

LAZIO :
Djibril Cisse (Panathinaikos), Marius Stankevicius (Sampdoria), Federico Marchetti (Cagliari), Lorik Cana (Galatasaray), Abdoulay Konko (Genoa), Antony Iannarilli (Isola Liri), Senad Lulic (Young Boys), Miroslav Klose (Bayern Münih) .

LECCE : Cristian Pasquato (Juventus), Manuel Giandonato (Juventus), Massimo Oddo (Milan), Luis Muriel (Udinese), Cosimo Chirico (Virtus Casarano), Christian Obodo (Udinese), Juan Cuadrado (Udinese), Julio Sergio (Roma), Matteo Legittimo (Salernitana), Rodney Strasser (Milan), Moris Carrozzieri (Palermo), Nenad Tomovic (Genoa), Daniele Cacia (Piacenza), Andrea Bertolacci (Roma) .

NAPOLI :
Ignacio Fideleff (Newell's Old Boys), Cristian Chavez (San Lorenzo), Goran Pandev (Inter), Umberto Varriale(Aversa), Gökhan İnler (Udinese), Mario Santana (Fiorentina), Miguel Angel Britos (Bologna), Roberto Colombo (Triestinaina), Antonio Rosati (Lecce), Blerim Dzemaili (Parma), Lorenzo Insigne (Foggia), Marco Donadel (Fiorentina), Nicolao Dumitru (Empoli), Federico Fernandez (Estudiantes) .

NOVARA : Jeda (Lecce), Paolo Hernan Dellafiore (Parma), Ivan Radovanovic (Atalanta), Lorenzo Galassi (Parma), Luigi Giorgi (Ascoli), Santiago Garcia (Palermo), Achille Coser (Ascoli), Mattia Marchi (South Tyrol), Pablo Granoche (Chievo), Simone Pesce (Ascoli), Takayuki Morimoto (Catania), Andrea Mazzarani (Udinese), Riccardo Meggiorini (Genoa), Massimo Paci (Parma) .

PALERMO : Edgar Alvarez (Bari), Edgar Barreto (Atalanta), Francesco Della Rocca (Bologna), Franco Vazquez (Belgrano),Alexandros Tzorvas (Panathinaikos), Matias Aguirregaray (Terrassa), Matias Silvestre (Catania), Ignacio Lores (Defensor),Andrea Mantovani (Chievo), Mauro Cetto (Toulouse), Luca Di Matteo (Vicenza), Eros Pisano (Varese), Adam Simon (Szombathely), Carlos Labrin (Huachipato), Eran Zahavi (Hapoel Tel Aviv) .

PARMA :
Sergio Floccari (Lazio), Gianluca Musacci (Empoli), Alberto Gallinetta (Inter), Angelo Bencivenga (Lumezzane), Matteo Rubin (Torino), Mateus Fonseca (Sporting), Raffaele Schiavi (Vicenza), Alberto Galuppo (Cesena), Jaime Valdes (Sporting), Thomas Fabbri (Cesena), Mario Rui (Benfica), Nicola Sansone (Bayern Münih-2), Fabiano Santacroce (Napoli), Manuele Blasi (Napoli), Alessandro Elia (Bologna), Daniel Ciofani (Atletico Roma), Francesco Pambianchi (Pergocrema), Marinho (Benfica), Niccolo Galli (Pergocrema), Goncalo Brandao (Siena), Jonathan Biabiany (Sampdoria), Sebastian Giovinco (Juventus), Graziano Pelle (AZ Alkmaar), Mauricio Pereyra (Nacional) .

ROMA : Forward Fabio Borini (Parma), Fernando Gago (Real Madrid), Miralem Pjanic (Lyon), Simon Kjaer (Wolfsburg), Pablo Osvaldo (Espanyol), Koffi (Napoli), Alain Pierre Mendy (Parma), Alessandro Malomo (Prato), Maarten Stekelenburg (Ajax), Bojan Krkic (Barcelona), Gabriel Heinze (Marsilya), Jose Angel (Gijon), Loic Nego (Nantes), Erik Lamela (River Plate), Emiliano Massimo (Aversa), Enrico Citro (Cavese), Gianluca Curci (Sampdoria), Stefano Guberti (Sampdoria) .

SIENA : Enrico Pepe (Salernitana), Joel Acosta (Boca Juniors), Milan Milanovic (Palermo), Pablo Gonzalez (Palermo), Alessandro Gazzi (Bari), Matteo Contini (Real Zaragoza), Daniele Mannini (Napoli), Zeljko Brkic (Udinese), Gabriele Angella (Udinese), Gaetano D'Agostino (Udinese), Angelo (Parma), Nicola Belmonte (Bari) .

UDINESE :
Daniele Padelli (Sampdoria), Roberto Pereyra (River Plate), Gabriel Torje (Dinamo Bükreş), Neuton (Gremio), Zeljko Brkic (Vojvodina), Abdoul Sissoko (Troyes), Thierry Doubai (Young Boys), Barreto (Bari), Danilo (Palmeiras) .
Copyright © AZZURRI - Blogger Theme by BloggerThemes