as roma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
as roma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sustu

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız



Sezona çok iyi başladı Osvaldo. Oynadığı bütün maçlarda gol atmıştı. Aralarında Inter ve Juventus da vardı. Bu hafta sustu. Onun yerine Lamela 2 tane attı, yetmedi. 2-0'dan 3-2 oldu maç, iç sahada eksik Udinese'ye yenildiler. 

Osvaldo geçen sezonu da iyi bitirmişti. 90 dakika sahada kaldığı son 5 maçın 4 tanesinde golü vardı. Geçen sezonu 12 golle tamamladı, bu sezon şimdiden 5'i gördü.

Garip bir tarzı ve istatistiği var. Sanki fenomen olacakmış gibi geliyor. Bütün maçlarda gol atabilmek nedir? Atamadığı maçta takımının yenilmesi. Derbilerde ve büyük maçlarda gol atabilmek. Bir taraftarın kafasındaki forvet tipi. Attığı goller genelde - hatta sayılmayan golleri bile - jeneriklik oluyor. Uzun saçları, Arjantin doğumlu olması, geçmişinde Fiorentina bulunması ister istemen Batistuta'yı akıllara getiriyor.

Bu arada ilk paragraf da Lamela demişken: ilk defa Serie A'da bir maçta 2 gol birden attı. Maçı kısa süre içinde 2-0'a getirdi ama yenilen taraf onun takımı oldu. Aynı gece eski takımı River, Boca ile derbiye çıktı. Son oynanan River-Boca maçında, hatta River'ın küme düştüğü Belgrano maçlarında takımdaydı. İşte Lamela 2-0'den 3-2'yi yaşadığı dakikalarda, River 2-0 üstünlüğü koruyamadı, derbi 2-2 sona erdi. Onun için berbat bir gece olmuştur.


Totti, Meazza'yı Geçti

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız



İtalya futbolunun efsane isimlerinden biri olan, adı stadyumlara verilen Giuseppe Meazza, futbolservelerin büyük kısmı tarafından sevilmeyen, antipatik efsane Francesco Totti'ye geçildi.

Serie A'da tüm zamanların en golcü isimleri sıralamasında, Meazza 3.sırada bulunuyordu. Totti, bu hafta sonu Genoa'ya attığı golle Meazza'yı geride bıraktı. Meazza 367 maçta 216 gol atmıştı. Futbol kariyerinin bir kısmı İkinci Dünya Savaşı'na denk gelen Meazza, bu müthiş ortalamaya rağmen 508 maçlık Totti'nin gerisinde kaldı.

Totti'nin önündeki ilk isim ise, daha müthiş bir gol ortalamasına sahip. Milan'ın efsanelerinden İsveçli Gunnar Nordahl. 10 sene oynadığı Serie A'da, 291 maça çıktı, 225 gole imza attı. Totti'nin önünde atması gereken 9 gol daha var. Roma'nın bu sezon 8 maçta 18 gol attığını (maç başına 2'den fazla) Totti'nin 7 maçta 2 gol attığını düşünürsek, bu rakama ulaşması imkansız gibi gözükmüyor. Üstelik Totti, forma giydiği bütün maçlara ilk 11'de başlayarak Zeman'ın güvenini arkasına aldı. O forma sıkıntısı çekmiyor, takım gol sıkıntısı çekmiyor. Nordahl, bu sezon Serie A golcüleri listesinde 3'e düşebilir.

Totti'nin ilk sırada yer alan ismi ise geçmesi çok zor. 1940 ve 50'li yıllarda, Lazio ve Juventus gibi takımlarda oynayan ve 537 maçta 274 gol atan Silvio Piola'nın rekorunun kırılması biraz zor. Totti'nin 5-6 sene daha oynaması gerekiyor ki bu da zaten hayal ürünü olur.

Aktif futbolcular arasında Totti'den sonra en çok gol atan isim ise Antonio Di Natale. Di Natale, iki gol daha atarsa 157 gole ulaşacak ve Roberto Mancini, Flippo İnzaghi, Luigi Riva gibi isimleri geride bırakıp16.sıraya yerleşecek. Gilardino'nun ise 151 golü var.


TOTTİ'NİN GOLÜ



 

Derbiden Kareler

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Çok taraf değilim. Her takım eşit uzaklıktayım ama yalan yok renklerden dolayı Roma'ya yakınım. Bir de Totti'yi de severiz. Totti maçtan önce galibiyet yeminini yaptırıyor.

Maçtan sonra kaptanın hali bu. 85 dakika 10 kişi oynamak kolay değil. Son senelerde derbide Lazio daha üstün olmaya başladı sanki.

Hernanes'in gol sevinci. Taklasını atıyor Olimpico'da. Arka planda onu izleyen Romalılar.

Penaltıyı yaptıran, Roma'yı 10 kişi bıraktıran Alman Klose. Bence kendini attı, ona yakışmadı. Maçtan sonra Lazio tribününe...

Tribünün önüne sadece futbolcular gitmedi. Edoardo Reja da verdi selamını. Lazio'yu baştan yaratan adam. Maç sonrası "kalecilerin kırmızı kart görmesine karşıyım" diyerek kafaları karıştırdı. Takibindeyiz.

Rekorların Adamı Totti'nin Hatırlattığı Efsane

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Roma'nın bayrak adamı, İtalyan futbolunun son 15 yılına damga vuran efsane diyebileceğimiz adamlar sınıfındandır Totti. Bu hafta Cesena'ya attığı 2 gol ile Roma forması ile 211. golüne imza attı ve Milan efsanesi Gunnar Nordahl'in 210 gollük rekorunu kırarak aynı kulübün forması ile Serie A'da en çok gol atan futbolcu oldu. Milan forması ile 210 golü olan Nordahl'in Serie A'da attığı toplam gol sayısı ise 225 (Roma formasıyla da 15 golü var). Totti toplam sıralamada ise ligin en golcü beşinci ismi. 274 gol ile zirvede olan efsane Silvio Piola'ya yetişmesi imkansız olsa da emekli olmadan 15 gol atmayı daha başarırsa Altafini, Guiseppe Meazza ve Nordahl gibi efsaneleri geçerek toplam sıralamada 2. olma şerefine erişecek. Rekorun şerefine rekorun eski sahibi Gunnar Nordahl'i analım ve Totti'nin yeni rekorları için geri sayıma başlayalım.

Serie A'da Haftanın Değerlendirmesi

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
EN FARKLI GALİBİYET INTER'DEN :


Önümüzdeki hafta Milan ile dev derbiye çıkacak olan Inter'de durumu kritik bütün oyuncuların dinlendirildiği ikinci yarının ilk maçında Nerazzurriler Parma'yı gole boğarak gönderdi. Yılın bidonlarından olan Diego Milito'nun 2 gol, Motta, Pazzini ve genç Faraoni'nin golleri ile Milano derbisi öncesi moral kazanan Inter artık rakibi Milan'ı bekliyor.

FIORENTINA ŞEYTANIN BACAĞINI KIRDI :


Gilardino'yu Genoa'ya gönderen ve sakat oyuncuların varlığında Fiorentina'nın yükünü Jovetic'in çekeceğini yazmıştık ve nitekim beklendiği gibi Jovetic'in biri penaltıdan olmak üzere attığı 2 gol Fiorentina'nın bu sezon ilk kez deplasmanda 3 puan almasını sağladı. Ligin ilk yarısında dörtlü savunma ile oynayan Mor Menekşeler Novara deplasmanında ilk kez 3-5-2'yi denedi, 3 puanı 3 golle alarak deplasman fobisine nokta koydu.

HAFTANIN SÜRPRİZİ SIENA'DAN:


Serie A'da haftanın en büyük sürprizi küme düşme korkusu yaşayan Siena'nın kendi evinde ligde zirve iddiası bulunan Lazio'yu 4-0 gibi farklı bir skorla yenmesi oldu. Stadio Artemio Franchi'de oynanan maça damga vuran isimse 2 penaltı veren ve Lazio aleyhinde 1 kırmızı kart çıkartan Gervasoni oldu. Ümit Milli Takımımızın İtalya Ümit Milli Takımı ile oynadığı karşılaşmada harika bir oyun sergileyen ve bunu skora da yansıtan Destro'nun takımını sırtladığı bu maç başkent ekibi Lazio'nun moralini altüst etti.

MILAN SERİYİ BOZDU :


Ligin ilk yarısında Milan, Juventus ve Udinese'nin ardından kendi evinde mağlubiyet yüzü görmeyen Atalanta'nın fişini 1 gol 1 asistle oynayan Zlatan Ibrahimoviç çekti. Sakat ve cezalı oyuncularından neredeyse 11 kuracak olan Milan, Doni'nin tutuklanması ile şok geçiren Atalanta'ya acımadı. Milano derbisi öncesi iki takımın da formda olması harika bir derbi izleyeceğimiz için bizleri heyecanlandırıyor.

TOTTI GERİ DÖNDÜ :



Gerek hocasıyla yaşadığı sorunlar gerekse sakatlık belası yüzünden ligin ilk yarısında parmağını ağzına alarak gol sevincini yaşayamayan Totti, 2011-2012 sezonun ilk gollerini Chievo'ya atarak Roma'ya 3 puanı getirdi.

DI NATALE EFSANELEŞMEYE DEVAM EDİYOR :


Stadio Friuli'de sadece Juventus'a puan kaybeden Udinese, zayıf rakibi Cesena'yı 4-1 mağlup ederek zirve yürüyüşüne kaldığı yerden devam etti. Yeniden milli takıma çağrılan ve son yıllarda gösterdiği performansla adından sıkça söz ettiren kaptan Di Natale'nin attığı 2 gol ayrıca Udinese tarihi açısından çok önemli. Stadio Fruli'de oynanan son 27 maçta 26. golüne imza atan Di Natale, her geçen hafta taraftarların gönlünde taht kurmaya devam ediyor.

DİĞER MAÇLAR :


Ligde kalmak için kendi evindeki maçları en az hasarla atlatmak isteyen Bologna, Avrupa Kupalarında mücadele etmek isteyen Catania'yı Cherubin ve Di Vaio'nun golleri ile 2-0 mağlup ederek 2012'ye iyi bir başlangıç yaptı.

Yeni teknik direktör (Pasquale Marino) ve yeni golcüsü (Gilardino) ile ikinci yarının startını veren Genoa, puan cetvelinde nefesini ensesinde hissettiği Cagliari'ye deplasmanda 3 golle boyun eğerek rakibinin bir basamak altında kaldı. Miguel Veloso, Kaladze ve Palacio'dan yoksun olarak sahaya çıkan Genoa'nın son maçta Napoli karşısında aldığı 6-1'lik farklı mağlubiyetin şokunu atlatamadığı açıkça belli oluyor. Savunmaya acil çözüm şart.

Kümede kalması artık tamamen Allah'a kalan Lecce, ligin namağlup ekibi Juventus karşısında dirense bile Matri'nin golüne engel olamayarak ligin dibindeki yerini perçinledi.

Inter'in 5-0'lık galibiyetini Napoli bu hafta Palermo deplasmanında biraz daha dikkatli olsaydı gölgede bırakabilirdi. 90 dakika boyunca oyunun tek hakimi olan misafir ekibin bu sezonki performansı ilk yarı itibarı ile geçen seneyi mumla aratmıştı ancak güzel oyun ve deplasmanda alınan 3-1'lik galibiyet Napoli'nin daha üst sıralara çıkması için moral olacaktır. Palermo'nun başında Zamparini gibi kıyımcı bir teknik direktör varken bu potansiyele rağmen onları başarılı görmek sanırım zor olacak.

Serie A'da İkinci Yarı Başlıyor

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
ATALANTA - AC MİLAN :


Kendi evinde namağlup olan ancak deplasmanda oynadığı 8 maçın 6'sında puan kaybeden Atalanta, kendi evinde yenilgi yüzü görmeyen son şampiyon Milan'ın konuğu olacak.

Mario Yepes, Mathieu Flamini, Antonio Cassano ve Ignazio Abate'nin sakat, Ambrossini'nin ise cezası nedeniyle forma giyemeyeceği maçta Milan'ın hücum gücünü Boateng, Zlatan ve Robinho'nun üstlenmesi bekleniyor. Lige -6 puanla başlayan Atalanta'da geçtiğim günlerde kulübün efsane oyuncularından olan Doni'nin de şike ve bahis nedeniyle tutuklanmış olması moralleri altüst etmiş olsa da kolay kolay teslim olmayacaklardır. Matteo Brighi ve Daniele Capelli'den yoksun Atalanta'nın en önemli kozu Udinese forması giyerken San Siro'da oynanan 4-4'lük maçın kahramanı olan Arjantinli golcü German Denis.

Bergamo'da oynanan son 4 maçta 2 mağlubiyet, 1 beraberlik ve 1 galibiyet elde eden Milan'ı tribün açısından oldukça zor bir maç bekliyor. Takımın yaşadığı kötü günleri geride bırakması için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan Atalanta taraftarları bizlere bu maçta görsel açıdan büyük keyif verebilir.

INTER - PARMA :


Sezona haddinden kötü başlayan Inter'de Gasperini'nin ardından Ranieri göreve gelmiş, takımda biraz kıpırdanma olmuş ancak beklenen oyun ve skorlar sahaya tam anlamıyla yansıtılamamıştı.

Bir yanda son 4 lig maçını da kazanan Inter, diğer yanda ise son 4 lig maçında da sahadan beraberlikle ayrılan Parma ... Önümüzdeki hafta Milano derbisi olduğu için ben Ranieri'nin tam anlamıyla iyileşmeyen Zarate, Sneijder ve Forlan'ı riske edeceğini düşünmüyorum. Son yıllarda küme düşme potasının müdavimlerinden olan ve yaşadığı ekonomik sorunları çözmekte zorlanan Parma, bu sefer yeni yıla potanın 7 puan üstünde olduğu için biraz daha rahat başlıyor ve Milan maçını düşünecek olan Inter için sürpriz yapabilirler diye düşünülse de artık en azından kendi evinde puan kaybetme lüksü olmayan Nerazzurriler bir şekilde bu maçı kazanmaya daha yakın taraf.

PALERMO - NAPOLİ :



Devis Mangia'nın kovulup yerine Mutti'yi getiren ve ara transfer döneminde Agon Mehmeti ile Franco Vazquez'i transfer eden Palermo, Stadio Renzo Barbera'da özellikle deplasmanda oynadığı maçlarda gol sıkıntısı çeken Napoli'yi konuk edecek. Gol sıkıntısının farkında olan Napoli'nin Eduardo Vargas'ı kadrosuna kattığını da hatırlatalım.

İki takımın arasındaki puan farkı sadece 3 ve Palermo kendi evinde oldukça açık oynayan bir ekip. Sicilya ekibindeki eksiklikler oldukça can sıkıcı. Cezası nedeniyle oynamayacak olan Josip Ilicic'in yanı sıra Abel Hernandez, Eros Pisano, Eran Zahavi ve Mauricio Pinilla gibi önemli isimler de bu maçta takımlarını yalnız bırakacak. Napoli'de ise Arjantinli golcü Ezequiel Lavezzi haricinde eksik yok.

Yeni Pastore olarak Palermo'ya transfer edilen Vazquez de tıpkı Pastore gibi Cordoba doğumlu ve çok büyük ihtimalle Napoli maçına ilk 11'de başlayacak.

NOVARA - FIORENTINA :



Küme düşme korkusunu yakından hisseden iki takımın mücadelesinde baskıyı biraz daha fazla hissedecek olan taraf Fiorentina. Ligde henüz deplasmanda galibiyet elde edemeyen Mor Menekşeliler kendi evinde attığının bir fazlasını yiyen Novara önünde siftah yapmanın peşinde olacak.

Novara, ikinci yarıya Fiorentina galibiyeti ile başlarsa hem rakibi ile arasındaki puan farkını 3'e indirmiş olacak hem de ligdeki 3. galibiyetini elde ederek moral kazanmış olacak. Devre arasında Gilardino'yu Genoa'ya gönderen Fiorentina'da yük bir kez daha Stevan Jovetic'in omuzlarına yüklenmiş durumda.

ROMA - CHIEVO :


Inter ile birlikte sezona kötü başlayan bir başka büyük kulüp de başkent ekibi Roma'ydı. Taktik düzeni değiştirdikten sonra olumlu bir futbol sahaya yansıtmaya başlayan Roma'nın en büyük sıkıntısı Luis Enrique ile kaptan Totti arasındaki bitmek bilmeyen gerginlik. Savunmada yaşanılan sıkıntıların ardından herkes transferde Casemiro ve Lugano isimlerini beklerken Roma hiç beklenmedik bir işe imza atarak Marco Borriello'yu lider Juventus'a kiraladı.

16 maçta 13 gol atarak gol yollarında büyük sıkıntı çeken Chievo'nun en büyük hedefi Caracciolo'yu renklerine katmaktı ama İtalyan oyuncuyu Novara'ya kiralandı. Şartlar her ne kadar Roma lehine görünse de başkent ekibi 2003 yılından bu yana Serie A'da Chievo'yu mağlup edemiyor.

UDİNESE - CESENA :



Stadio Friuli'de sadece Juventus ile oynadığı maçta 2 puan bırakan Udinese, küme düşme hattında yer alan Cesena'yı konuk ediyor. En son 1998-1999 sezonunda ligin ilk yarısını 3. sırada bitiren Udinese'de 2011 yılında elde edilen başarıları 2012'ye taşımak en büyük hayal ve bu açıdan oynayacakları ilk 3 maç, siyah beyazlı ekibin rotası açısından oldukça önemli.

Cesena'nın en büyük kozu, Juventus ve Milan'ın yanı sıra Udinese'nin de gündeminde olan 1985 doğumlu Marco Parolo. Giuseppe Colucci, Jorge Martinez ve Raphael Martinho'nun yokluğunda bir hayli zorlanacak olan Cesena özellikle ilk 45 dakikada çok dikkatli olmak zorunda. Çünkü Udinese bu sezon Serie A'da attığı 20 golün 11'ini ilk yarılarda buldu ve bunun neticesinde 29 puan kazandı.

LECCE - JUVENTUS :



Krasic ve Amauri'yi gözden çıkartan, Roma'dan Borriello'yu kiralayan Conte'nin takımı Juventus, ligin dibinde olan ve kendi evinde dahi galip gelemeyen Lecce'nin konuğu olacak.

Daha uzun bir süre var ancak bana göre Lecce'nin bir mucize gerçekleştirme şansı kesinlikle yok. Serie B'nin ilk yolcusu sarı kırmızılılar olacaktır. Aslında Juventus'un deplasman karnesi çok parlak değil. Evet henüz mağlup olmadılar ama şampiyon olmak istiyorlarsa deplasman performanslarını kesinlikle 3 galibiyet 5 beraberlikten daha üste çıkartmak zorundalar. Kendi evinde 18 gol atıp 5 gol yiyen Juventus, deplasmanda ise 9 gol atıp 6 tane yedi. Sezon başında Conte kendi evimizdeki maçları en az hasarla atlatırsak istediğimizi elde edebiliriz demişti ama Milan'ın gerilerden gelip averajla da olsa liderliği ellerinden alması sanırım İtalyan teknik adam için iyi bir tecrübe olmuştur.

Gamberini Roma Sever

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Bir savunma oyuncusu kariyeri boyunca kaç gol atabilir? Ve bu gollerinin kaçını aynı takıma denk getirebilir?

Alessandro Gamberini bunu yapıyor. O Roma'yı çok seviyor. Geçen hafta oynanan bol vukatlı maçta, 44. dakikada attığı golle skoru 2-0 yaptı. Bu sezon attığı ilk goldü. Zaten bunda şaşılacak bir şey yok, adam defansta oynuyor. Mesela geçen sezonu da 1 golle tamamlamıştı. Rakip yine Roma'ydı. Kaleci Doni'ydi. O gol boş geçen 2 sezondan sonra attığı ilk goldü.

2 sezon önce 2007-2008'de attığı golde kaleci yine Doni'ydi. Haliyle rakip yine Roma'ydı.

Gamberini 30 yaşında, Serie A kariyerinde rakip filelere 5 gol atabildi. 3 tanesi Roma'ya. 5 senedir Roma dışında hiçbir takıma gol atamıyor.

***

Maç neden bol vukatlı, ona da kısaca değinelim.

Fiorentina'nın Gamberini ile bulduğu gol atılan tek pozisyon golüydü. Diğer 2 gol (maç 3-0 bitti) penaltı atışlarından geldi. Penaltı kararları doğruydu.

Roma'nın kırmızı alarm verdiğinin kanıtı ise çıkan kırmızı kartlardı. Juan'ın son adam olarak gördüğü kırmızı kart normaldir denilebilir ama Gago'nun çift sarıdan, Krkiç'in ise gole giden topa elle dokunması konsantrasyon bozukluğunun ve gerginliğin göstergesiydi sanki.

Luis Enrique için 2012'yi göremez diyordum ama bu maçtan sonra bile hala takımdaysa sanırım yanılan ben oldum. Yıl başında Noel'de olacak ama Roma'da bahar göreceğinden hala kuşkuluyum.

Verilmeyen Muhteşem Gol

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Bugün belki birçok yerde izlediniz ama yine de koyalımç Bu pozisyonun burada da olması gerekir.

Roma-Lecce maçında Osvaldo muhteşem bir gol atıyor. Seviniyor ama sonradan anlıyor ki gol ofsayt gerekçesiyle verilmemiş. Daha da kötüsü, pozisyonun tekrarını izleyince ofsayt olmadığını görüyoruz. Hani bazen ofsayt veya faul gerekçesiyle verilmeyen goller için "bu güzellik için vermek gerekirdi" denir ya; bu gol için buna da gerek yoktu. Gol zaten golmüş.

Kısaca maçtan da bahsedelim. Roma 2-1 kazandı, 5. sıraya yerleşti. Lecce ise 18. sırada kaldı. Luis Enrique'nin ilk mağlubiyeti onun için tehlikeli olacaktır. Milan mağlubiyetinden sonra kaybetmediler, İspanyol hocanın Roma'daki günleri uzadı.

Roma'nın gollerini Pjanic ve Gago attı. İkisi de Roma formasıyla ilk defa gol attı. Lecce'nin golünü atan Andrea Bertolacci ise 20 yaşında ve Roma altyapısından.

Serie A'da 9. Haftanın Önemli Maçları

1 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
INTER - JUVENTUS :


Yıllar sonra şampiyonluk için sağlam adımlar atan Juventus, Derby d’Italia'da Giuseppe Meazza'da Inter'e konuk oluyor.

Hafta içinde Juventus'a karşı psikolojik baskı kurmak isteyen Nerazzurrilerde başkan Massimo Moratti ve eski Juventus, yeni Inter teknik direktörü Ranieri, siyah beyazlıların bu sezon kazanmış olduğu ve aleyhinlerinde verilmeyen penaltı kararlarını irdeleyerek 8 puan gerisinde bulundukları Juventus'a ilk darbeyi böyle vurmak istediler.

Geçtiğimiz sezon Milano'da golsüz eşitlikle sonuçlanan Derby d'Italia'da Juventus, rakibinden 28 gol daha fazla atmış ve 38 maç daha fazla kazanmış durumda. Ranieri'nin ip ucu verdiği tek husus orta sahada yine 3 futbolcu ile oynayacağı. Muhtemel taktik 4-3-1-2 olacaktır. Inter'in lige havlu atmaması için kendi evinde oynayacağı bu maçtan kesinlikle 3 puanla ayrılmak zorunda.

FİORENTİNA - GENOA :


Sinisa Mihajloviç'in Floransa'daki geleceği özellikle her deplasman maçından sonra daha fazla tartışılıyor. Hafta içinde bu sefer deplasmanda Juventus'a mağlup olan Mor Menekşelerde yönetim kademesinin sabrının taştığı sıkça dile getirilmeye başlandı.

Sakatlık sürecini atlatarak Juventus maçında forma giyebilen Gilardino'nun en büyük koz olduğu Fiorentina'da yükü sırtlayacak bir diğer isim ise Stevan Jovetic. 2008-2009 sezonunda ligi 5. bitererek UEFA Avrupa Ligi'nde mücadele etmeye hak kazanan Genoa'nın bu sezon da hedefi bir kez daha Avrupa kupalarında mücadele etmek.

Genoa kendine bu hedefi koymuş olabilir ama sanırım Artemio Franchi'de bu hakkından bir kez daha feragat etmek zorunda kalacak çünkü, misafir takımın deplasmanda Fiorentina'ya karşı tarihinde tek bir galibiyeti bile yok !

ROMA - AC MILAN :


Serie A'ya istikrarsız bir başlangıç yapan son şampiyon Milan, son haftalarda yavaş yavaş eski formunu yakalamaya başladı. Özellikle Lecce deplasmanında 3-0 geriden gelerek 4-3 kazanılan maçtan sonra müthiş bir motivasyon yakalayan Rossoneriler bu hafta 3 puan önde olduklar Roma'ya konuk oluyor.

Sezonun ilk derbisinde Roma'da son dakika golüyle ezeli rakibi Lazio'ya 2-1 mağlup olan sarı kırmızılılar için bu derbi en çok Luis Enrique'nın kariyeri açısından önem taşıyor. İspanyol teknik adam alınan başarısız sonuçlara rağmen her ne kadar takımımdan memnunum dese de taraftarların ve yöneticilerin Luis Enrique'den memnun olmadıkları aşikar.

Başkent ekibinde yaşanan sakatlık krizi Milan için en büyük avantaj. Totti, Rosi, Bogdan Lobont ve Simon Kjaer'in forma giyemeyeceği maçta Milan'da da Pato, Rino Gattuso, Flamini ve Luca Antonini forma giyemeyecek durumda ama Milano ekibi zaten uzun süredir bu isimlerden yoksun olduğu için herhangi bir sıkıntı yaşayamacaklardır çünkü bu duruma oldukça alışkınlar.

UDİNESE - PALERMO :


İtalya'da scout sistemini son yıllarda başarılı şekilde uygulayan ve bunun sonucu sahada elde etmeyi başaran Udinese, hiç kuşkusuz bu sezon İtalya'da sahaya yansıttıkları futbolla izleyenlere en çok zevk veren takımlardan biri. Lider Juventus'un 1 puan gerisinde 2. sırada yer alan siyah beyazlıların Stadio Friuli'de bu hafta konuğu sistem takımlardan olan Palermo.

Belki de Inter-Juventus ve Roma-Milan derbilerinden daha keyifli bir maç olacağına inandığım bu mücadelede, hafta içinde Napoli'ye 2-0 mağlup olarak yenilmezlik ünvanını kaptıran Udinese için çok önemli bir sınav. Genellikle uzun süre mağlubiyet yaşamayan takımlar, kaybedilen ilk 3 puanın ardından oynanan maça biraz demoralize olmuş şekilde çıkar.

Sakatlıktan kurtulan Miccoli ve son haftalarda Sicilya temsilcisi için önemli bir koz haline gelen Hernandez ile Pinilla, Palermo'nun en önemli kozları. Bu dünyada Palermo teknik direktörü olmak dünyanın en zor işlerinden biridir çünkü başınızda Maurizio Zamparini gibi enteresan bir başkan vardır ve sizden her hafta rapor alır. Başkanın hoşuna gitmediği için ligin başlamasına 10 gün kala takımın başına geçen Devis Mangia, kendisine gelen ultimatomun ardından klasik 4-4-2'den 4-3-1-2'ye geçmek zorunda kaldı. Gerçi 4-3-1-2 de 4-4-2'nin bir versiyonu olduğu için taktik anlamda Palermo'da çok fazla bir şey değişmedi ama bunun psikolojik sonuçları elbette olacaktır.

Bir zamanlar Palermo'da görev yapan ve başkan Zamparini ile anlaşamadığı için yollarını ayırmak zorunda kalan Udinese teknik direktörü Francesco Guidolin, bu durumu en iyi bilen isimlerden ve avantajını muhakkak kullanacaktır. Di Natele gibi muhteşem bir golcüye sahip olan Udinese'nin bu maçtaki bir diğer avantajı da Palermo'nun kendilerine karşı Fruli'de 2007 yılının Mayıs ayından beri galibiyet elde edememesi. Ancak Sicilya temsilcisi Udinese'ye karşı her maçta gol atma başarısını gösterdiği için ben bu maçın bol gollü geçeceğine inanıyorum.

Derbinin Son Sözü KLOSE'den (Lazio : 2 - 1 : Roma)

1 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Serie A'da gol bakımından kısır geçen haftada Lazio - Roma derbisi resmen nefesleri kesti. Maç öncesi ve sonrası taraftarların karşılıklı atışmalarına sahne olan bu dev derbide ilk gol Osvaldo'nun ayağından Roma lehine gelse de önce penaltıdan Hernanes ile ardından 93. dakikada Klose'nin golleriyle ev sahibi olarak oynayan Lazio, 2 sene aradan sonra ezeli rakibi Roma'yı yenerek taraftarlarını sevinçten sokaklara döktü.

Kaptan Totti'nin yokluğunda Luis Enrique, Osvaldo ve Krkic'i beslemesi için Miralem Pjanic'i sahaya sürdü. Derbilerin çok farklı atomsferde oynandığını ve bu derbinin gerilim hattının ne denli yüksek olduğunu herhalde bilmeyen yoktur. Tecrübenin sabit olduğu İtalya'da Roma'nın bu akşam maça çıktığı ilk 11'de yer alan 9 oyuncu daha önce kariyerlerinde hiçbir derbiye ilk 11'de başlamamıştı. Zaten sezon başından beri kaotik ortamla yatıp kalkan Roma'da istikrarın sağlanması için canla başla verilen mücadeleye rağmen İspanyol teknik adamın diğer süpriz hamleleri, Heinze ve Kjaer'i ilk kez defansın göbeğinde beraber oynatması ve Pizarro'nun yerine orta sahada Fernando Gago'ya yer vermesi oldu.

Herkes gibi Lazio teknik direktörü Edy Reja da rakibinin sahaya çıkan kadrosuna ve yayılışına bir hayli şaşırmış olacak ki Lazio resmen ölü toprağı serpilmiş gibi ruhsuz ve ne yaptığını bilmeyen bir başlangıç yaptı derbiye. Maçın henüz 5. dakikasında Totti'nin görevini üstlenen Miralem Pjanic'in yarattığı pozisyonda Osvaldo'nun da golü gelince Lazio'nun derbi hasretinin devam edeceğinin sinyalleri geldi.


Soyunma odasında Lazio'ya nasıl bir motivasyon aşılandığını bilmemiz imkansız ama ikinci yarının başlama düdüğü ile birlikte Maviler sahada basmadık yer bırakmamaya yemin etmiş gibiydi. İlk yarının 5. dakikasında kalesinde golü gören Lazio, ikinci yarının 5. dakikasında hem penaltı kazandı hem de Kjaer'in oyundan atılması ile avantajı da eline geçirdi. Sezon başından beri bekleneni veremeyen Hernanes'in penaltı golüyle oyuna denge getiren Lazio karşısında Luis Enrique bu sefer şaşırtmadı ve orta sahayı da geriye çekerek oyunu kendi yarı sahasında kabul etti.

Cisse ve Klose ile 2 önemli pozisyondan faydalanamayan ev sahibi ekipte tribünleri dağıtan isim Alman golcü Klose oldu. 93. dakikada bir mucizeye imza atan ve Lazio'ya 2009 yılının Nisan ayından sonra ilk kez Roma galibiyetini armağan eden Klose, 2000 yılının Ocak ayında Bierhoff'un ardından İtalya'da Roma'ya gol atan ilk Alman oyuncu olarak da tarihteki yerini almış oldu.

Serie A'da 6. Haftanın Önemli Maçları

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
LAZİO - ROMA :


Tansiyon, gerilim, ses bombası, meşale, sopalı bez pankartlar, konfetilerin sık sık görüleceği, megafonlar ile tezahüratların kulakları sağır edeceği dünyanın en önemli derbilerinden olan Lazio - Roma maçı belki de bu sefer hocaların kaderini belirleyecek. Bir yanda sezona çalkantılı bir başlangıç yapıp süpriz bir şekilde Avrupa'ya erken veda eden Luis Enrique, diğer yanda taraftarlar ile arası bir hayli bozuk olan Edy Reja ...

2009 yılının Nisan ayından beri Roma'ya karşı galibiyeti olmayan Lazio'da Francelino Matuzalem ve Simone Del Nero kesin olarak forma giyemeyecek. Roma'da ise derbilerin aranan adamı kaptan Totti oynayamayacak. Sakatlıkları devam eden David Pizarro, Leandro Greco, Bogdan Lobont ve Stefano Okaka'nın durumları ise maç saatinde belli olacak.

1929 yılında başlayan bu amansız mücadelede ilk düdük Aralık ayında çalındı ve Lazio ile Roma 167 defa birbirleri ile mücadele ettiler. Bu müsabakalarda Roma'nın 62, Lazio'nun 45 galibiyeti bulunurken 60 müsabakada ise eşitlik bozulmadı.

Kaptan Totti'nin yokluğunda Roma'nın en büyük kozu hiç şüphesiz Daniele De Rossi olacak. Daha genç bir oyuncuyken bu derbiden önce uyku uyuma ihtimalim hiçbir zaman olmadı çünkü kalp atışlarımın sesi beni hep rahatsız etti ancak şu an daha sakinim çünkü olgunlaştım desem de maç içerisinde ruh halim ne olur onu kestirmem imkansız diyerek maçın kendisi açısından ne kadar büyük bir öneme sahip olduğunu belirtti.

Lazio cephesinde ise Edy Reja'nın en önemli silahı Miroslav Klose. Bunun yanı sıra derbilerin adamı olan Cisse ve orta sahanın beyni olan Hernanes 2 yıllık galibiyet hasretine son vermek için Lazio'nun en önemli kozları olacak.

ATALANTA - UDİNESE :


Serie A'ya -6 puan ile başlamasına rağmen başarılı bir performans gösteren ve 4 puana çıkan Atalanta, lige normal başlamış olsaydı bugün puan cetvelinde zirve ekiplerden birisi olacaktı. Kendi evinde oynadığı 2 maçı da kazanan Bergamolular, hem içeride hem dışarıda oldukça sert oynayan bir ekip. Sezon başından beri oynadıkları 5 karşılaşmada 20 sarı kart görmüş olmaları da bunun en önemli göstergesi.

Udinese'de sakat ve cezalı oyuncu olmaması moralleri üst seviyede tutuyor. Siyah beyazlılar da rakibi Atalanta gibi bu sezon kendi evinde oynadığı 2 maçtan da galip ayrılmayı başardı ve deplasmanda henüz mağlubiyetleri yok. İki takımın karşı karşıya geldiği son 4 maçta fileler 10 kez sarsılmış ancak Stadio Azzurri d'Italia'da 2010 yılının Mart ayındaki son mücadelede 0-0'lık eşitlik bozulmamış.

Atalanta, Moralez ve German Denis gibi hücum gücü yüksek ve sorumluluk alabilen çok önemli iki oyuncuya sahip ve özellikle Denis için bu maçın ayrı bir önemi var. Udinese'de Di Natale olduğu müddetçe forma şansı bulman çok zor cevabını aldıktan sonra takımdan ayrılmak istediğini açıklayan ve Atalanta'ya kiralanan Denis, bu maçta kendisini takımda düşünmeyenlere cevap vermek için elinden geleni yapacaktır. Udinese'nin boş bir takım olduğunu söylemek kesinlikle mümkün değil. Genoa ile birlikte scout sistemini İtalya'da en iyi uygulayan kulüp olan siyah beyazlıların hem oturmuş bir kadrosu var hem de ligin en iyi orta saha kurgusuna sahip ekiplerinden biri. Udinese'nin yenilmeme ihtimali bana göre biraz daha ağır basıyor.

CESENA - FİORENTİNA :


Sezon başında İtalyan basını tarafından yapılan tahminlerde Cesena, küme düşme potansiyeli en yüksek takım olarak görüldü ve ilk 5 maç itibarı ile bu düşünceyi de ispatlamak için ellerinden geleni yaptılar. Ligde henüz galibiyeti olmayan ve elde edebildiği 1 puan ile 19. sırada yer alan Cesena'da başkan Igor Campedelli, teknik direktör Marco Giampaolo için onun her zaman arkasındayız dediğine göre varın sıkıntının boyutunu bir de siz düşünün.

Artemio Franchi'de oynadığı 3 maçın 2'sini kazanan Fiorentina ise uzun zamandır deplasman fakiri bir takım. Bu sezon deplasmanda oynadığı 2 maçtan da galibiyet elde edemeyen Mor Menekşeler'de büyük ihtimal uğursuzluk teknik direktör Mihajloviç'ten kaynaklanıyor. Takımının başında 21 deplasman maçında sadece 3 kez galibiyet alınmışsa hatayı başka yerde aramamak lazım.

Sezon başında Fiorentina'dan Cesena'ya geçerek takımın bütün yükünü omuzlarına alan Adrian Mutu, bu maçta şans bulup Fiorentina'ya gol atarsam asla sevinmeyeceğim açıklamasını yaptı. Cesena taraftarı tepki verecek mi ?

CATANIA - INTER :



Roma efsanelerinden Montella'nın çalıştırdığı Catania'da Inter maçı için adeta seferberlik ilan edilmiş durumda. Haftaiçinde yapılan son taktik antrenmanından önce tesislere akın eden 3.000 Catania taraftarı futbolcuları ve teknik heyeti adeta şoka soktular ve takımlarına Inter karşılaşması öncesinde büyük moral aşıladılar.

Inter'de ise son lig maçında Napoli'ye farklı yenildikten sonra hakemlere karşı duyulan öfke dinmek bilmiyor. Eto'o'nun devre arasında Inter'e 2 aylığına geri döneceği iddia edilse de başkan Massimo Moratti dedikodulara son noktayı koydu ve Kamerunlu oyuncu ile ilgilenmediklerini, böyle bir transferin de gündemlerinde olmadığını belirtti.

Stadio Massimino'da son 5 maçta 4 galibiyet elde eden Inter'de kaleci Julio Cesar, Andrea Ranocchia, Joel Obi, Andrea Poli, Emiliano Viviano ve Diego Forlan bu maçta forma giyemeyecek olan isimler. Ligde sadece 8 puanı bulunun Inter bu maçtan 3 puanla ayrılıp Lille maçına hazırlanmak için elinden geleni yapacaktır.

AC MİLAN - PALERMO :


Milan, Juventus ve Inter gibi zirveye oynayan ekipler için Palermo her zaman ters bir takım olmuştur. Sicilya'nın ağırlığından mı bilinmez ama Palermo ile kendi evinizde de oynasanız, deplasmana da gitseniz kafanızdan 3 puanı şak diye kağıda yazamazsınız. Ligin başlamasına 10 gün kala teknik direktör değiştirmesine, takımın önemli silahları olan Javier Pastore, Salvatore Sirigu, Cesare Bovo, Mattia Cassani ve Antonio Nocerino'yu satmasına rağmen 5 maçta topladıkları 10 puanla ligde 4. sırada olmaları bana göre gerçekten büyük başarı.

Yukarıda yazdıklarımıza rağmen Palermo'nun şansı, özellikle de San Siro'da Milan'a karşı son zamanlarda pek gülmüyor. Kırmızı siyahlılar Palermo karşısında oynadıkları son 4 maçtan 3 galibiyet çıkardılar. Cumartesi akşamı oynanacak olan bu zorlu mücadelede Milan'da Abate, Gattuso, Flamini, Ambrosini ve Pato forma giyemeyecek olan isimler. Palermo'nun tek eksiği ise Luca Di Matteo.

NAPOLİ - PARMA :


Giuseppe Meazza'da Inter'i 3-0 gibi farklı bir skorla yenerek yıllar sonra Milano'da galibiyet sevinci yaşayan Inter, kadro kalitesi bakımından kendisinden çok altta olan Parma'yı konuk edecek.

Misafir takımın önemli isimlerinden efsanevi oyuncu Arjantinli Hernan Crespo'nun yerine bu maçta görev yapacak olan isim Floccari. Napoli'de ise Inter maçında sakatlığı sebebiyle forma giyemeyen Edinson Cavani bu maç için hazır hale gelmiş durumda ama ev sahibi ekipte Pandev, Britos ve Donadel sakatlıkları sebebiyle forma giyemeyecek.

Parma şu ana kadar San Paolo'dan 2 kere zaferle çıktı ve en yakın tarihli olan 2010 ayının Nisan ayında aldıkları 3-2'lik galibiyet. Napoli ise evinde sarı lacivertlileri 9 kez mağlup etmeyi başarırken 6 karşılaşmada eşitlik bozulmadı.

CHİEVO - JUVENTUS :


Uzun yılların ardından bu sezon İtalya'da şampiyonluğun favorileri arasında gösterilen Juventus, son yıllarda büyük sıkıntılar çektiği Stadio Bentegodi'de Chievo'ya konuk olacak.

2006 yılına kadar iki ekibin karşılaştığı bütün maçları kazanan takım Juventus olmuştu ama 2006 yılı Chievo için resmen dönüm noktası oldu. Siyah beyazlılardan tarihteki ilk puanını o sene elde eden Cihevo, bunun ardından Juve ile oynadığı her maçı rakibi içib adeta zindan olarak ilan etti.

Milan'ı 2-0 yendikten sonra kendine güveni hat safhaya çıkaran Juventus'un orta sahasındaki Andrea Pirlo, Claudio Marchisio ve Arturo Vidal üçlüsü bu maçta da Torino ekibinin en büyük güvencesi. Milan'da olduğu gibi yeni takımı Juventus'ta da takımın beyni olan Pirlo'yu durdurmak isteyen Parma teknik direktörü Di Carlo takımının sahaya 4-3-1-2 düzeni ile çıkartacağını, orta sahayı kalabalık ve sert oyunculardan kurarak Pirlo'yu etkisiz hale getirmek istediklerini açıkladı.

Serie A'da 6. Haftanın Önemli Maçları

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
INTER - NAPOLİ :


Sezona kabus gibi başlayan ve oynadığı 5. resmi maçın ardından Gasperini ile yollarını ayırarak takımın başına Ranieri'yi geçiren Moratti'nin bu hamlesi çok eleştirilmişti ama geçen hafta da yazdığımız gibi İtalyan teknik adamın emanet aldığı takımlara yaptığı ilk etkiler genel anlamda olumlu sonuçlar doğurmuştur. Nitekim Inter, önce Bologna deplasmanında ardından da CSKA Moskova deplasmanlarında kazanarak derin bir oh çekti.

Ligde ilk iki maçını kazandıktan sonra düşüşe geçen Napoli'de hesapları alt üst eden isim Edinson Cavani oldu. Şampiyonlar Ligi'nde oynanan Villarreal maçında sakatlanan Uruguaylı oyuncu bu önemli deplasmanda takımını yalnız bırakacak. Sezon başında Inter'in gündeminde olan Lavezzi'ye bu maçta eşlik edecek olan oyuncunun eski Inter'li Goran Pandev olma ihtimali bir hayli yüksek görünüyor.

Ev sahibi ekipte ise sakatlıkları devam eden Sneijder ve Maicon kesin olarak forma giyemeyecek, takım ile antrenmanlara çıkmaya başlayan Stankoviç ve CSKA Moskova maçında sakatlanan Pazzini'nin durumu ise maç saatinde belli olacak. Giuseppe Meazza'da 1994 yılının Aralık ayından beri kazanamayan Napoli için bu maç Cavani'nin yokluğunda bir hayli zor geçecek gibi görünüyor.

JUVENTUS - AC MİLAN :



Yıllardır süren şampiyonluk hasretine son vererek efsane günlerine geri dönmek isteyen Juventus, yeni mabedinde geçen sezonun şampiyonu Milan'ı ağırlayacak. Eski oyuncusu Conte'nin yönetiminde iddialı bir kadro kuran ve bunu skora da yansıtmaya başlayan Torino ekibinin, sezona sancılı bir başlangıç yapan ve pek çok sakat oyuncusu bulunan Milan karşısında ne yapacağı merak konusu.

Sahalara geri dönen Zlatan İbrahimoviç, bu takım için ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu haftaiçinde oynanan V.Plezen karşılaşmasında ortaya koyduğu performansla gösterdi. Milano temsilcisinde Zlatan'ın yanı sıra Luca Antonini, Daniele Bonera ve Alberto Aquilani de iyileşen isimler arasında.

Juventus'un sakatlık mağduru olan tek oyuncusu Vincenzo Iaquinta. Herhangi bir mucize olmazsa bu bu maçta forma giyemeyecek olan Iaquinta'nın yerine kırmızı kart cezası sona eren Mirko Vucinic sahada olacaktır.

Benim nazarımda maçın iki kilit oyuncusu olacaktır: Andrea Pirlo ve Zlatan İbrahimoviç. 10 yıl boyunca Milan'a büyük hizmet veren Pirlo ile Calciopoli döneminden önce Juventus'un başarılarında katkı sağlayıp kriz olunca Inter'e geçen İbrahimoviç'in yapacakları iki takımın bu maçtaki akıbetini belirleyecektir. İsveçli oyuncunun büyük tepki alacağı es geçilmemeli çünkü Juventus taraftarı onu halen daha unutamadı (!).

FIORENTINA - LAZIO :


Lazio'da forma giydiği 6 senede 7 kupa kazanan Sinisa Mihajloviç, Fiorentina teknik direktörü olarak geçen sezon Artemio Franchi'de 2-1 mağlup olduğu Lazio ile rövanş maçına çıkacak. Göreve başladığı ilk zamanlar Floransa'da tartışılan Sırp teknik adam, Inter'den gelen teklifi reddedince taraftarların gönlünde taht kuran isim olmuştu.

Lazio teknik direktörü Edy Reja için aynı şeyleri söylemek biraz zor. 2 hafta önce görevi bırakma noktasına gelen ancak istifası başkan tarafından reddedilen İtalyan teknik adam ateşten gömleğini sırtından çıkarma fırsatı arıyor ve bu zorlu deplasman sıkıntılardan kurtulmak için ideal görünüyor.

Per Kroldrup ve Alberto Gilardino ev sahibi ekipte forma giyemeyecek olan isimler. Lazio'nun bu maçta oynayamayacak olan oyuncuları ise Matuzalem, Mauri, Giuseppe Biava ve Simone Del Nero. Kendi evinde Lazio'yu en son 2009 yılının Şubat ayında mağlup eden Fiorentina'nın üst sıralara tırmanmak için bu maçı kayıpsız atlatması gerekiyor.

ROMA - ATALANTA :



Salı Roma için hareketli bir gün oldu. Önce kaptan Totti'nin 35. yaş günü kutlandı ardından Thomas Di Benedetto'nun başkanlığı ilan edildi. Son maçta zaten nihayet galibiyet sevincini elde eden başkent ekibinde moraller yerinde diyebiliriz. Lamela, Greco ve Fernando Gago'nun sakatlıkları devam ediyor.

Atalanta ise bu sezon Serie A'ya yeni yükselmesine ve lige -6 puan ile başlamasına rağmen ilk 4 maçta 1 beraberlik ve 3 galibiyet alarak müthiş bir başlangıç yaptı. Roma için bulundukları duruma rağmen moralleri yerinde dediğimize göre Atalanta'nın moralini Stefano Lucchini, Leonardo Pettinari ve Cristiano Doni gibi eksikliklerine rağmen varın siz düşünün.

Serie A'da 5. Haftanın Önemli Maçları

2 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
BOLOGNA - INTER :


Futbolla alakasız birisi şu anda puan cetveline baksa iki takım için küme düşmeme mücadelesi veriyor zanneder. Çarşamba akşamı 2011-2012 sezonunun ilk golünü atarak ilk puanını Juventus karşısında elde eden Bologna, ligin yeni ekiplerinden Novara'ya deplasmanda 3-1 mağlup olunca Gasperini'yi kovup yerine Ranieri'yi getiren Inter'i kendi evinde ağırlayacak.

Ev sahibi Bologna'da Çarşamba günü sakatlanan kaleci Francois Gillet, Andrea Raggi, Simone Loria, Cherubin ve Saphir Taider kesin olarak forma giyemeyecek. Hafif sakatlığı bulunan Serie A fenomenlerinden Marco Di Vaio ise büyük bir aksilik olmazsa Inter karşısında ilk 11'de sahaya çıkacak. Inter'den co-owner yöntemi ile transfer edilen 21 yaşındaki genç oyuncu Rene Krhin de ilk kez eski takımına karşı mücadele edecek olmanın heyecanını yaşayacak.

Inter'in sakatlıklar ordusu ise yavaş yavaş iyileşmeye başladı. Bu hafta takımla birlikte idmanlara çıkan Ivan Cordoba'nın kadroda olma ihtimalleri varken Sneijder ve Stankoviç'in durumu şüpheli ayrıca Maicon, Motta ve Poli ise kesin olarak Bologna deplasmanında forma giyemeyecek olan isimler. Ayrıca Novara maçında kırmızı kart gören defans oyuncusu Ranocchia da bu hafta dinlenecek.

Teknik direktör değişikliklerinin takımlar üzerinde pozitif etkisi yadsınamaz bir gerçek ve bana göre kötü bir hoca olsa bile Ranieri'nin emanetçi pozisyonu genelde ilk hamlelerini olumlu vermiştir. Bologna'ya karşı oynadığı son 9 maçta 8 galibiyet elde eden Inter, kan değişikliğinin ardından haftalardır aradığı galibiyete bu sefer ulaşabilir.


AC MİLAN - CESENA :


Luca Antonini, Daniele Bonera, Philippe Mexes, Massimo Ambrosini, Ivan Gennaro Gattuso, Matthieu Flamini, Zlatan Ibrahimovic, Robinho ve Kevin-Prince Boateng ile 9 kişilik sakatlar kadrosunu oluşturan Milan'da bu kervana Pato da katılınca 10 numara Brezilyalı oyuncuya teslim edilmiş oldu.

Allegri'nin elinde golcü olarak kalan isimler Şampiyonlar Ligi kadrosuna alınmayan Inzaghi, sezona sorunlu başlayan Cassano ve ilk golünü Çarşamba günü Udinese ağlarına gönderen 18 yaşındaki Stephan El Shaarawy. Ancak bütün bu eksikliklere rağmen ligde henüz puanla tanışamayan Cesena karşısında San Siro'da maçın tek favorisi var, o da ev sahibi Milan.

İki takım arasında göze batan ilginç notlar da yok değil. Milan ligde attığı 6 golün 5'ini ilk yarılarda bulurken, Cesena ise attığı 6 golün 4'ünü ikinci yarılarda buldu. Yani futbolseverlerin her iki yarıda da gol izleme şansı bir hayli yüksek.


NAPOLI - FIORENTINA



San Paolo'nun nasıl bir cehennem olduğunu anlatmaya pek gerek yok ve bu yangın yerinde Mor Menekşeleri sırtlama görevi Gilardino ile Miguel Britos'un yokluğunda Stevan Jovetic'in omuzlarında olacak. Fiorentina kendi evinde Parma'yı güzel futbol ve 3 puanla uğurlayıp moral depoladıktan sonra Avrupa hedefinde aslında ne kadar da inançlı olduğunu ligin başlarında herkese göstermiş oldu. Şampiyonlar Ligi'nde mücadele eden Napoli ise deplasmanda süpriz bir şekilde Chievo'ya tek golle boyun eğmenin şokunu yaşadı ve ligde birbirine yakın olan, Avrupa kupaları için de bu sene muhtemelen birbirleriyle kapışacak olan bu iki takımın ilk hedefi maçı kaybetmemek olacak.

Napoli 2007 yılında Serie A'ya çıktığından beri Fiorentina'nın San Paolo'da 1 galibiyeti, 1 beraberliği ve 2 mağlubiyeti var. Açıkçası bu haftanın sonucunu kestirmekte en zorlanılacak maç bu olacak ama sanırım rüzgar biraz Napoli'nin arkasından esecek gibi.

LAZIO - PALERMO :


Ligde şu zamana kadar galibiyet, beraberlik ve mağlubiyetlerin tadına varan Lazio'da hafta başında teknik direktör krizi yaşandı. Reja'nın kendisine gösterilen olağanüstü tepkilerden rahatsız olduğu ve görevine devam etmek istemediğini belirtmesine rağmen başkent ekibinin başkanı Lotito hocasına sahip çıkmış ve istifa düşüncesini aklından çıkartmasını istemişti.

Stefano Mauri, Giuseppe Biava, Stefan Radu ve Simone Del Nero'nun Palermo karşısında forma giyemeyeceği kesin. Lulic ve Konko ise ilk 11'e geri dönüş yapabilecek isimler olabilir fakat takımın yıldızlarından Stankevicius'un Cesena maçında aldığı darbeler oyuncunun canını bir hayli sıkmış durumda.

Ligin başlamasına 10 gün kala Pioli'yi kovup yerine alt yapıdan Mangia'yı getirip Inter karşısında 4-3'lük galibiyetle lige başlayan Palermo'nun yaşanılan olumsuzluklara rağmen ortaya koyduğu mücadele takdiri hakediyor. Sicilya cephesinde resmi olarak oynamayacağı açıklanan tek oyuncu Edgar Alvarez. Durumu maç saati belli olacak olan Cetto ve Acquah için oynayabilirler yorumu yapılabilir.

PARMA - ROMA :


İtalya'da ligin başlamasının üstünden 5 hafta geçmesine rağmen topun ağzına gelen hocalar Gasperini, Reja ve Luis Enrique olmuştu ve ilk kurban hafta içinde Gasperini olarak ilan edildi. Herhangi bir mucize olmazsa oltaya takılacak ikinci balık Roma teknik direktörü Luis Enrique olacaktır. Roma'da uzun süreli kalmak istiyorsanız taraftarlardan önce anlaşmanız gereken isim Totti'dir. İspanyol teknik adam daha destur demeden Totti'ye posta koymaya kalkınca önce Avrupa macerası son buldu ardından da ligde tozu dumana kattılar (!).

Kendisi ile ilgili yapılan eleştirilere cevap verirken Barcelona B Takımı'ndaki durumunu referans göstererek Roma'yı kıyaslaması zaten mantık olarak Luis Enrique'nin Roma macerasını bitirmiştir. En fazla 4-5 maç sonra da bu deneyimin resmi olarak son bulduğu açıklanacaktır.

Yıllardır yetersiz kadrolarla lige başlayan ve öyle devam eden Parma geleneğini bu sene de bozmayarak lige Juventus mağlubiyeti ile başlamasına rağmen 1 galibiyet almayı başarmışken Roma daha o günleri bile göremedi. Bu sezon Parma'nın attığı bütün gollerde imzası olan Giovinco cezasını tamamladı ve Stadio Tardini'de oynanacak bu kritik maçta forma giyecek. Roma'da ise çok büyük bir ihtimalle Lamela ve Stekelenburg kadroda olmayacak. Evet Roma'nın büyük sıkıntıları var ama başkent ekibi 8 Mayıs 2005 tarihinden beri Parma deplasmanında asla mağlup olmadı ve 14 gol atıp kalesinde sadece 3 gol gördü.

CATANIA - JUVENTUS :


Calciopoli skandalından sonra eski günlerine dönmesi bir hayli zaman alan Juventus, yıllardır özlemini duyduğu şampiyonluğa kavuşmak için sezon başı 100 milyon euroya yakın harcama yaparak ciddi transferler yaptı ve sezona 4-1'lik Parma galibiyeti ile başlayarak bu yarışta sonuna kadar varım mesajını ilk haftadan iletmek istedi. Bologna ile hafta içinde yeni yapılan stadında 1-1 berabere kalarak süpriz bir puan kaybı yaşayan Bianconeriler moral bozukluğunu atlatmak için Catania deplasmanından 3 puan ile çıkmak zorunda. Eljero Elia, Arturo Vidal ve Marcelo Estigarribia'nın da hazır durumu gelmelerinin ardından Conte'nin kadro derinliği kendisini tatmin edecek kıvama gelmiş durumda.

Eski Roma efsanesi Vincenzo Montella'nın çalıştırdığı Catania'da eski Juventus oyuncusu Legrottaglie ve Cristian Llama sakatlıkları nedeniyle bu önemli maçta forma giyemeyecekler. İlk 3 maçta istikrarsız bir görüntü çizen ve her skorun tadına varan Sicilya temsilcisinin açıkçası bu maçı kazanma ihtimali bir hayli düşük. Hele ki Juventus'un 1964 yılından beri bu deplasmanda kaybetmiyor olması ev sahibi ekibi için bir hayli can sıkıcı.

Çanlar Çalıyor

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
İtalya'da resmi maç kazanamayan takımlardan biri Roma. Diğeri İnter. Inter Gasperini'yi gönderip Roma eski teknik direktörü Ranieri'yi getiriken, Roma, Avrupa Ligi fiyaskosuna, ligi de ekledi.

Roma, Cagliari'ye yenilerek Serie A'ya başlamıştı. Ardından diğer kötü İnter karşısında alınan beraberlik. Dün Olimpico'da lige bu sene yeniden yükselen Siena karşısında beraberlik.

Oysa herşey güzel başlamıştı. İlk golü Roma atmıştı. Fakat 2 dakika daha sabredemediler. 88'de stoper Vitiello attı, puanlar paylaşıldı.

Roma yanıyor. Sıkıntı büyük. Harcanan para büyük. Galibiyet hala yok. Gasperini kovuldu, İtalya'da "hocamızla yolları ayırıyoruz mevisimi" başladı. O yüzden başlıktaki tamlamanın kime yönelik olduğu az çok belli..




Ne yaptın sen hoca!

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Bugün maçı beklerken yazdıklarımın bir kısmının üzerini çok hızlı şekilde çizdim ilk düdükten sonra... Sneijder son dönemde oynadığından farklı bir rolde ve paylaşımcı, taraftar da Trabzonspor maçının aksine deli gibi istekli başlamıştı maça... Tamam, belki sadece 35-40 bin kişi vardı tribünde, standart Roma randevularının aksine; fakat bugün şehre yağan yağmuru düşününce her bir bireyin kıymeti beşle onla katlanmalı...

Yağmuru tek cümleyle anlatmak imkansız, ama kısa keseyim; bugün Milano'da elverişli bir çukur olsaydı muhtemelen bir Küçükçekmece Gölü elde edebilirdik; şehre öyle bir şey yağdı işte... Trabzon maçında zemin sürekli azizlik yaptığından maçın da kötü sahada oynanacağını düşünüyordum, yanılmışım... Yağmur zemine iyi gelmişti.

Maçtan önce tribünlerde Moratti ve futbolculara sitem vardı. Açılan pankartlarda Moratti'ye seslenen taraftar "Gasperini'yi getirip, ona dörtlü savunma oynatmasını tavsiye etmek de ne demek??" mesajı iletirken ve Gasperini'yi koruma altına alırken, futbolculara da "Ne grevi? Biz aç kalmamak için, siz servetiniz için"diyerek ağır bir tepki verdiler... İtalya gibi AB ortalamasının altında ortalama ücret ödenen ve grev kültürü güçlü olan bir ülkede futbolcu grevi "küstahlık" olarak algılanıyor. Tabii taraftar her futbolcunun büyük servet karşılığı oynamadığını da unutmamalı.

Yağmur, Sneijder ve Forlan etkisi Inter'i isteklendirdiyse de ilk tehlikeli atak Roma'dan geldi. Özellikle rakip baskının arttığı dakikalarda üçlü savunma oynayan takım ziyade beşli savunma oynamaya başladı. Önlerinde il Capitano, Sneijder ve Cambiasso olan beşli blok Forlan ve Milito'dan bir hayli kopuktu. Nagatomo'nun Zanetti'den kuvvet alarak yaptığı zorlamaları ve bindirmeleri ve Obi'nin zaman zaman parlamaları takıma hareket kazandırdıysa da çok etkili olmadı. Sanırım ilk yarıdaki tek gerçek pozisyon da Sneijder'in yine sağdan bindiren Nagatomo'yu görmesi ve onun da topu dışarı vurması oldu... Skatelenburg'un sakatlığını tribünden gözlemleyemedim. Dışarı sedyeyle çıkarken alkışlandı fakat bilincinin kapandığını anlayamadım... Onun sakatlığı sonrası oyunun temposu ilk 20 dakikaya göre daha düşüktü.

İkinci yarı Inter berbat başladı. Tıpkı Trabzonspor maçında olduğu gibi devre başından itibaren rakip sahaya topu geçirmekte zorlandılar ve defalarca kale vuruşlarında problem yaşadılar. Maicon'un yokluğunda topu ileri çıkarmakta zorlanmaları normal belki ama gerideki üçlü kaleci Cesar'la birlikte her topta büyük panik yaşadı ve bu seviyedeki bir takıma yakışmayacak hatalar yaptı... Özellikle sakatlıktan çıkan Samuel ve Julio Cesar toplu oyunda çok zayıf göründüler...

Inter kale vuruşu ve ceza sahası bölgesinde topu oyuna sokamadığı için ikinci yarının toplamda 25 dakikasını mahkum oynadı. Hiç bir baskı yokken dahi yapılan hatalar forvetlerin de top almak için kendilerini normalden fazla yormalarına yol açtı ve beklenen değişiklik geldi... Milito çıktı ve Zarate girdi. En azından topu taşıyacak ve Forlan'a getirecek bir oyuncu girmişti. Zarate etkili de oldu... Milito oyundan çıkmayı ikinci yarının başlarında kale önünde bomboş dışarı vurduğu kafayla hak etmişti zaten! Zarate ayağına gelen her topu olumlu kullandı, golsüz biten maçta iyi not aldı. Ancak bu defa da Forlan yorulmuştu... İşte o an olanlar oldu... Hoca Forlan'ı kenara alırken oyuna Muntari'yi soktu!!! Öyle ki, yedeklerde en son okunan isim olan Muntari'nin 18'deki varlığı zaten seyirciyi şok etmişti; üzerine hocanın ikinci gerçek golcüsünü de çıkarıp Muntari'yi alması ve neredeyse 0-0'a yatması taraftarı çileden çıkarıverdi... Oradan itibaren de Gasperini tepki almaya başladı. Bu maçtan da muhtemelen yırtacakken hocanın adeta kendi ayağına sıkmasıyla tepkiler yön değiştirdi!!

Son on dakikada ise Inter'in özellikle Zarate ve Sneijder odaklı müthiş baskısı vardı. İmkanınız olursa Sneijder'in maçın sonunda sağ kanattan yarattığı akını izlemenizi tavsiye ederim. Sonucunda penaltı da beklediği pozisyonda kazanma isteğini en güzel şekilde gözler önüne döktü...

Neticede iki takım da beraberlikle beraber yaralanmış şekilde sahayı terk ettiler. Roma maça beraberlik için çıkmıştı, onu da alıp gitii... İki takım da Şampiyonlar Ligi mücadelesi verdikleri dönemde bu beş puanı çok arayacaklardır...

Inter ve Roma Dertlerini Paylaştı

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız


Dünyanın önemli liglerinde sezona berbat başlayan ilk 3 takımı sayın deseler sanırım büyük çoğunluğumuzun listesi Inter, Roma ve Arsenal'den oluşur. İşte bugün bu listede yer alan iki takımın karşılaşmasından gol sesi bile çıkmadı. Koskoca 90 dakika boyunca hem de derbi olmasına rağmen sahada yer alan oyunculardan sadece Inter'den Lucio, Roma'dan da Kjaer'in sarı kart görmesi dahi derbinin futbolcular üzerindeki tansiyonunun ne aşamada olduğunu gösteriyor bize.

Lige 3-4-3 ile başlayıp Şampiyonlar Ligi'nde Trabzonspor karşısında 4-2-3-1 oynayan Inter'in, bu maça da 3-5-2 ile çıkması nasıl bir karakter karmaşası yaşandığının en büyük kanıtı. Maçın en önemli olayı, büyük kaptan Javier Zanetti'nin Inter forması ile 756. lig maçına çıkarak Inter efsanesi Giuseppe Bergomi'yi yakalaması. Maçı yerinde izleyen arkadaşımız Fevzi daha detayları bilgileri aktaracaktır bizlere.

Hangisi Kendini Kurtaracak?

1 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Bu akşam Inter ligin üçüncü, fakat efektif anlamda ikinci haftasında Roma karşısına Gasperini icin artık neredeyse "ya tamam, ya devam" maçına çıkacak! Normalde sezonun ortalarına doğru gelişmesi beklenen bu süreç taraftarin tepkisini Moratti'ye yöneltmesi nedeniyle alınacak kellenin adresini çoktan belli etti... Nitekim hepimiz biliyoruz ki şimdiden gelinen yerde, tek başına Etoo'nun varlığı takımı Trabzonspor ve Palermo karşısında futbol olmasa da en azından skor olarak daha iyi yerlere çekebilirdi...

İşin bu noktaya gelmesi patron Moratti'nin işini zora soktu. Etoo'yu "unuttursun" diye alınan Forlan'ın Şampiyonlar Ligi'nde oynayamayacağı ortaya çıkınca, kayıplar da üst üste gelince, Etoo'nun boşluğunda açılan delik daha da belirginleşti... Etoo gidince ve taraftar reaksiyon verince gitmek istediği konuşulan ve iyi bir nakit girdisi beklenen Sneijder'in EPL'e transferi de gerçekleşmedi.

Açıkçası kendi adıma bazı futbolcuların hareket etmesinin futbol takımlarının lehine sonuçlanacağını düşünürüm... Sneijder yıldızlarla dolu bir takımın en büyük yıldızına dönüşebiliyor; ama bugün yaş ortalaması tavana vurmuş, sahadaki en yetenekli futbolcusundan takım arkadaşlarını da oyuna sokmasını bekleyen bir takım için fazlasıyla bencil oynuyor... Maçın içindeki bencilliğini takım arkadaşlarından çok kendine güvenmesine bağlayabiliriz, haksız da sayılmaz... Fakat örneğin Trabzonspor maçında kazanılan çok sayıda frikiği olumsuz kullandığını, hava toplarında hiç de fena sayılmayacak üstünlüğü olan bu takımın potansiyelini kullanmasını engellediğini de söyleyebiliriz... Kanımca, takım başaramadıkça Sneijder daha fazla deneyecek ve görüntü o ki motivasyonunu da hızla kaybetmeye devam edecek...

Neticede Inter için hiç bir şey yolunda gitmiyor... Bugün de kazanılamazsa işler iyice sarpa saracak...

Roma tarafında da olumlu şeyler söylemek mümkün değil... Geçen hafta daha ziyade kazanacakmış gibi oynadıkları maçta geri düşüp on kişi kalınca kalan zamanı maçı kurtarmaya ayırdılar... Bu sefer ikinci gol geldi... Attıkları tek golün santrası bile yapılmayınca filelerden topu alıp santraya koşan takım Avrupa Ligi düş kırıklığı sonrası lige de çok kötü başlamış oldu... Yine de benim izlediğim kadarıyla, Inter'den daha ağır basıyorlar... Kazanamazlarsa basın Luis Enrique'ye yaşama hakkı tanımayacaktır...


Akşama Giuseppe Meazza'da kaç kişi olacağı da başka bir soru tabii... Trabzon maçına gelmeyen Inter taraftarı Totti'nin karşısında takımını yalnız bırakmak istemeyecektir... Onu da maça gidince göreceğiz artık...
Copyright © AZZURRI - Blogger Theme by BloggerThemes