Sampdoria'da birlikte oynayan Pazzini ile Cassano şimdi birbiri için yem oldu ve takasta kullanıldılar. İlk bakışta karlı olan taraf Inter olarak görünüyor ama futbol işte çok belli olmadığı için seviyoruz zaten. Transferin üstünden biraz zaman geçmiş olsa da Inter - Milan hattında gel gitler yaşayan efsaneleri unutmak olmazdı.
1975 : Nevio Scala
1978 - 1991 : Aldo Serena, Giancarlo Pasinato
2000 : Taribo West
2001 : Christian Brochhi, Cyril Domoraud, Maurizio Ganz,
Andres Guglielminpietro, Andrea Pirlo
2002 : Dario Simic, Clarence Seedorf
2003 : Thomas Helveg
2004 : Hernan Jorge Crespo
2005 : Christian Vieri
2007 : Ronaldo
2011 : Zlatan Ibrahimovic
Öncelikle belirtmek gerekir ki aralarında direkt geçiş yapmayan iki isim var : Ronaldo ve Ibra.
Apayrı parantez açılması gereken isimler ise Aldo Serena ve Giancarlo Pasinato. Aldo Serena herhalde dünyanın kafası en karışık futbolcusuydu. 1978-1979 sezonunda Inter forması giyen ama tutunamayan Serena, 19818-1982 sezonunda Inter'e geri döndükten sonra 1982-1983 sezonunda ise Milan'a geçiş yapıyor ama içi yine rahat etmemiş olacak ki 1983-1984 sezonunda Inter'e 3. kez geliyor. Belki uslanmıştır diye düşünüyorsunuz şu an ama ertesi sezonu Torino'da geçiren İtalyan oyuncu bu sefer de o şehri karıştırıp bir sonraki sezon Juventus forması giyiyor. Malesef iş bununla da bitmiyor ... 1987 - 1991 yılları arasında 4 sezon boyunca 4. kez geldiği Inter'de kalan Aldo Serena futbolu Milan forması altında bırakıyor :)
Giancarlo Pasinato ise Aldo Serena'nın yanında adeta bir melek. 1978 - 1982 yılları arasında Inter forması giyen İtalyan oyuncunun aklına şeytan giriyor ve sadece 1 sene Milan forması giyip Inter'e geri dönüyor.
Hernan Jorge Crespo ise Inter'den sonra 5 sene formasını giydiği Chelsea'den İtalya'ya kiralık olarak döndüğü ilk sene Milan, ertesi sezon Inter forması giyen isimlerden.
Hiç şüphesiz Inter cephesinde en çok yara bırakan geçişler, 2001 yılında Andrea Pirlo ve 2002 yılında Clarence Seedorf ile yaşanmıştır.
(Unuttuklarımız olduysa şimdiden affola.)
Transferler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Transferler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Inter - Milan Geçiş Hattı
Gönderen
Nerazzurri
zaman:
22:52
27 Ağustos 2012 Pazartesi
Etiketler:
ac milan,
inter,
Serie A,
Transferler
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Juventus'un Transfer Gündemi
Gönderen
Nerazzurri
zaman:
09:36
25 Mayıs 2012 Cuma
Etiketler:
Futbol,
Futbolcular,
Juventus,
Matri,
Serie A,
Transferler
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Uzun bir aradan sonra namağlup olarak Serie A şampiyonu olan Juventus, bu sezon için transferde önceliği forvet bölgesine vermiş durumda. Alessandro Del Piero'nun takımdan ayrılması, Vucinic ve Borriello'nun yetersiz kalması, Quagliarella'nın istikrarsızlığı sebebiyle Juventus'un elinde adam akıllı golcü olarak bir tek Matri var dersek sanırım abartmış olmayız.
Bu durum nedeniyle de İtalya basını neredeyse boşa çıkan ya da performansı üst düzey olan bütün forvet oyuncularını Juventus için yazmaya başladı. Bunun üzerine de Juventus'un en yetkili isimlerinden olan Genel Direktör Beppe Marotta açıklamalarda bulundu. Gündemdeki Drogba haberlerini kesin bir dille yalanlayarak " oyuncuyla kesinlikle bir ilgimiz yok " diyerek bir diğer gündem maddesi olan Cavani'ye geçti ve " takımda görmeyi elbette isteriz ama o Napoli'ye müthiş bir aidiyet hissediyor ve başkan De Laurentiis'in de onu bırakacağını düşünmüyorum. " diyerek bu transfer için umutlarının olmadığını da belli etmiş oldu.
İtalya'nın genç yeteneklerinden olan Marco Verratti'den övgüyle söz eden Marotta, oyuncunun henüz çok genç olmasına rağmen müthiş bir yetenek olduğunu ama tecrübe eksikliği nedeniyle belki daha sonraki sezonlarda daha ciddi bir şekilde ilgilenebileceklerini fakat bu sezon için önceliklerinin Verratti olmadığını açıkladı. Beppe'nin açıklamalarına dikkat edecek olursak aslında açık kapı bıraktığını da anlamak zor değil.
Gelelim bütün iddiaları boşa çıkartmasına rağmen doğruladığı tek isim olan Destro'ya ... Inter altyapısı'nda yetişen ve Siena forması ile yıldızını parlatan genç golcü için Juventus Genel Direktörü Beppe Marotta " Destro için girişimlerimiz sürüyor ve Juventus'a katılmasını çok istiyoruz " diyerek en sonunda baklayı ağzından çıkarttı.
Destro gerçekten çok kaliteli bir oyuncu ve elde Matri gibi de standart üstü olarak sayılabilecek bir golcüleri daha var. Bana kalırsa hazır Juventus'un kasası oldukça doluyken Destro'nun yanına bir de daha tecrübeli ve ismi olan bir forvet daha alabilirler.
Bu durum nedeniyle de İtalya basını neredeyse boşa çıkan ya da performansı üst düzey olan bütün forvet oyuncularını Juventus için yazmaya başladı. Bunun üzerine de Juventus'un en yetkili isimlerinden olan Genel Direktör Beppe Marotta açıklamalarda bulundu. Gündemdeki Drogba haberlerini kesin bir dille yalanlayarak " oyuncuyla kesinlikle bir ilgimiz yok " diyerek bir diğer gündem maddesi olan Cavani'ye geçti ve " takımda görmeyi elbette isteriz ama o Napoli'ye müthiş bir aidiyet hissediyor ve başkan De Laurentiis'in de onu bırakacağını düşünmüyorum. " diyerek bu transfer için umutlarının olmadığını da belli etmiş oldu.
İtalya'nın genç yeteneklerinden olan Marco Verratti'den övgüyle söz eden Marotta, oyuncunun henüz çok genç olmasına rağmen müthiş bir yetenek olduğunu ama tecrübe eksikliği nedeniyle belki daha sonraki sezonlarda daha ciddi bir şekilde ilgilenebileceklerini fakat bu sezon için önceliklerinin Verratti olmadığını açıkladı. Beppe'nin açıklamalarına dikkat edecek olursak aslında açık kapı bıraktığını da anlamak zor değil.
Gelelim bütün iddiaları boşa çıkartmasına rağmen doğruladığı tek isim olan Destro'ya ... Inter altyapısı'nda yetişen ve Siena forması ile yıldızını parlatan genç golcü için Juventus Genel Direktörü Beppe Marotta " Destro için girişimlerimiz sürüyor ve Juventus'a katılmasını çok istiyoruz " diyerek en sonunda baklayı ağzından çıkarttı.
Destro gerçekten çok kaliteli bir oyuncu ve elde Matri gibi de standart üstü olarak sayılabilecek bir golcüleri daha var. Bana kalırsa hazır Juventus'un kasası oldukça doluyken Destro'nun yanına bir de daha tecrübeli ve ismi olan bir forvet daha alabilirler.
Kwadwo Asamoah
Gönderen
Nerazzurri
zaman:
10:03
19 Nisan 2012 Perşembe
Etiketler:
Futbol,
Futbolcular,
Serie A,
Transferler,
Udinese
1 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Uzun zamandır fırsat bulup yazamıyordum ancak Sabah Gazetesi'nde Fenerbahçe'nin ilgilendiği ismin Kwadwo Asamoah olup paylaşılan resmin Asamoah Gyan olduğunu görünce dayanamadım ve 23 yaşındaki oyuncudan biraz bahsetmek istedim.
Daha önce burada Udinese ile ilgili yazdıklarımızda siyah beyazlıların scout ekibinin başarılarından ve kulübe büyük ekonomik fayda sağladıklarından epey bahsettik. Genoa ve Udinese buldukları yetenekleri geliştirip İtalya veya İtalya dışındaki takımlara satarak çarkını döndüren iki güzel ekip. Kwadwo Asamoah da bu çalışmanın bir ürünüdür. Futbol hayatına kendi ülkesinde Asamoah Gyan, Sulley Muntari ve Michael Essien gibi ünlü oyuncuların forma giydiği Liberty Professionals F.C.'de başlayan Asamoah'ı Gana sınırlarının dışına çıkartan ilk ekip İsviçre'nin Bellinzona takımı olmasına rağmen 23 yaşındaki oyuncu o formayı hiç giymedi ve Torino'nun yolunu tuttu. Her ne kadar Udinese de Gana'lı oyuncu için bastırsa da İtalya'daki AB statüsü ile ilgili transfer kuralından dolayı ilk raundu Torino kazandı.
Torino'da forma şansı bulamamasına rağmen Udinese vazgeçmedi ve ertesi sezon Kwadwo Asamoah'ı önce kiraladı sonra da bonservisini satın aldı. İtalyan ekibinin genç oyuncuya ne kadar güven duyduğunu ve ne kadar istediğini siz düşünün. Udinese'deki ilk sezonunda 20 maçta forma giyen Asamoah 2 de gol attı. Bu sezon 25 maçta 3 gol atan 23 yaşındaki oyuncu oynamış olduğu bütün maçlarda sahaya ilk 11'de çıktı. Gana Milli Takımı'nda da forma giyen Kwadwo'nun en önemli özelliği çok fazla top çalması. Muazzam bir tekniği belki yok ama çaldığı topları oyuna düzgün sokma oranı da oldukça yüksek olan bir isim ve genel olarak her Afrika kökenli oyuncu gibi direnci yüksek bir isim. 23 yaşında olması ve Avrupa'da pazarı olması genç isim için büyük avantaj ki sezon başında Manchester United ve Liverpool için gündeme gelmiş, Udinese'nin tok satıcı tavrı yüzünden bu transfer gerçekleşmemişti.
Inter ve Parma'nın Transfer Paslaşması
Gönderen
Nerazzurri
zaman:
11:46
24 Ocak 2012 Salı
Etiketler:
Futbol,
inter,
Parma,
Serie A,
Transferler
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Yıllardır İtalya içindeki transferlerde Inter'in en haşı neşir olduğu takım Genoa'ydı ancak bu yıl Parma yeni sevgilisi oldu Nerazzurrilerin. İşte yeni aşkın reçetesi :
- Cicero Moreira Jonathan : Parma'ya kiralandı.
- Joel Obi : Inter oyuncunun bonservisinin tamamını Parma'dan satın aldı.
- Lorenzo Crisetig : Oyuncunun haklarının %50'si co-ownership yöntemi ile Parma'dan alındı ve Crisetig, sezon sonuna kadar Inter'de kiralık olarak forma giyecek.
- Diego Mella : 1993 doğumlu forvet oyuncusu co-ownership anlaşması ile Parma'ya transfer oldu.
- Jacopo Galimberti : 1993 doğumlu defans oyuncusu co-ownership anlaşması ile Parma'ya transfer oldu.
- Gaetano Monachello : 1994 doğumlu forvet oyuncusu Parma'ya kiralandı.
- Yao Guy Eloge Koffi : 1996 doğumlu Fil Dişi Sahili menşeili oyuncu co-ownership anlaşması ile Parma'dan Inter'e transfer oldu ancak sezon sonuna kadar Parma'da kiralık olarak kalacak.
Gelson Tavares Fernandes Udinese'de
Gönderen
Nerazzurri
zaman:
13:23
6 Ocak 2012 Cuma
Etiketler:
Futbol,
Futbolcular,
Serie A,
Transferler,
Udinese
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Serie A'da 2011-2012 sezonunun ilk yarısının flaş takımı olan Udinese, İsviçreli oyuncu Gerson Fernandes'i satın alma opsiyonu kendilerinde olmak üzere St.Etienne'den kiralık olarak transfer etti.
Futbol yaşantısına 1995 yılında, bu aralar adı UEFA ile girdiği hukuki mücadeleden dolayı sıkça duyulan Sion'un altyapısında başlayan Fernandes, 9 yıllık bir sürecin ardından 2004 yılında A Takım'a yükselerek 3 sene boyunca ilk 11'in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.
Manchester City'nin yavaş yavaş transfer piyasasına ağırlık koymaya başlaması ile 2007 yılında 6 milyon euro bonservis bedeli ile İngiltere'nin yolunu tutan 25 yaşındaki orta saha oyuncusu, bu astronomik bedelle İsviçre dışına transfer olan en pahalı oyuncu olma ünvanının da sahibi olmuştu. Yaptığı abartılı transferlerle geniş bir kadroya sahip olan Manchester City'de 2 sezonda 43 resmi müsabakaya çıkan Gerson Fernandes, beklenilen patlamayı yapamadığı gerekçesi ile 2009 yılında St.Etienne'ye transfer oldu.
1 yıl Fransa'da kalan İsviçreli oyuncu önce Chievo'ya ardından da bu sezon başında Leicester City'e kiralandı. Zirveden dibe doğru inmeye başlayan bir kariyere rağmen Fernandes için Udinese'ye satın alma opsiyonlu olarak kiralanmak çok önemli. Fizik yapısı itibarı ile Patrick Vieira'ya benzeyen İsviçreli oyuncu aynı zamanda Beşiktaş forması giyen Manuel Fernandes'in de kuzenidir. Orta sahanın ortasında defansif ve ofansif olarak görev yapabilen İsviçreli oyuncunun bana göre top tekniği her ne kadar iyi olsa da defansif açıdan daha fazla verim alınabilecek bir potansiyele sahip. Çok fazla bindirme yapmayıp genellikle top kesebilen ama kestiği topları da oyuna gayet iyi sokabilen Fernandes'i, Guidolin'in nasıl işleyeceği de merak konusu.
Agon Mehmeti Palermo'da
Gönderen
Nerazzurri
zaman:
08:51
5 Ocak 2012 Perşembe
Etiketler:
Futbol,
Futbolcular,
Palermo,
Serie A,
Transferler
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Kosova'nın 88.000 nüfuslu Podujevo kentinde 20 Kasım 1989'da dünyaya gelen Agon Mehmeti, ülkesinde yaşanan sorunlar nedeniyle ailesi birlikte henüz 2 yaşındayken İsveç'e göç etmek zorunda kaldı. 2001 yılında IFK Malmö'de futbol hayatına başlayan Mehmeti, 1 sene sonra Malmö FF'ye geçerek 6 sene boyunca gelişimini buranın altyapısında sürdürdü.
Hava toplarında etkili olan Mehmeti, ayrıca topla iyi dripling yapabilme özelliğine de sahip. Agon Mehmeti ile ilgili en ilginç argüman ise kendisinin çok iyi bir yedek oyuncu oluşu (!). Genellikle oyuna sonradan girdiği maçlarda damga vuran genç golcünün bu yüzden ülkesindeki lakabı "Süper Yedek". Palermo forması altında bu lakabını unutturmak istediğini söyleyen Mehmeti'nin idolü ise Milan forması giyen Bosna asıllı İsveçli golcü Zlatan Ibrahimoviç.
3 sezon formasını giydiği Malmö'de resmi olarak 106 maça çıkan Agon Mehmeti 25 kez fileleri havalandırdı. Palermo Sportif Direktörü Luca Cattani ile görüşen ve 9 Kasım 2011'de prensip anlaşmasına varılan genç oyuncu Serie A'nın ikinci yarısından itibaren 24 numaralı Palermo forması ile mücadele edecek.
Agon Mehmeti'nin videosu için tıklayın.
Inter'in Yeni Transferi : Juan Guilhermo Nunes Jesus
Gönderen
Nerazzurri
zaman:
11:42
4 Ocak 2012 Çarşamba
Etiketler:
Futbol,
Futbolcular,
inter,
Serie A,
Transferler
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Sezon başından itibaren yavaş yavaş yaşlanan kadroyu gençleştirme çabasına giren Inter'in 2012'deki ilk transferi Internacional'in 20 yaşındaki savunma oyuncusu Juan oldu. 7 veya 8 Ocak'ta Milano'ya gelerek resmi imzayı atacak olan Brezilyalı oyuncunun bonservis bedeli 4 milyon euro.
Üç hafta önce adı daha çok Milan ile anılan genç oyuncunun Inter'i tercih etmesi açıkçası büyük sürpriz oldu. Fluminense'den Thiago Silva'yı alan ve defansın göbeğinde yaşadığı sorunları çözen Milan, Silva'nın yerini tamamlayacak oyuncuyu bulduğunu düşünürken ezeli rakibi Inter elini çabuk tuttu ve belki de Lucio-Ranocchia tandemine kaliteli bir alternatif yaratmış oldu.
Internacional alt yapısından yetişen genç oyuncu 2010 yılından bu yana takımı adına profesyonel olarak futbol yaşantısını sürdürüyor. Defansın ortasında ve solunda görev yapabilen Juan, Brezilya 20 Yaş Altı Milli Takımı'nın da vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Libertadores Kupası'nda da görev yapan Brezilyalı oyuncunun kariyerinde sadece 1 kırmızı kart bulunuyor ancak Juan, ortalama olarak 3-4 maçta bir sarı kart görerek İtalya'da sertlik konusunda sıkıntı yaşamayacağını da belli ediyor.
Juan'ın videosunu izlemek için tıklayabilirsiniz. Özellikle de videonun başında attığı gol inanılmaz.
Fiorentina'da Mihajlovic Dönemi Sona Erdi
Gönderen
Nerazzurri
zaman:
22:12
7 Kasım 2011 Pazartesi
Etiketler:
Fiorentina,
Futbol,
Serie A,
Teknik Direktörler,
Transferler
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Cesare Prandelli'nin İtalya Milli Takımı'nın başına getirilmesinin ardından 3 Haziran 2010 tarihinde Fiorentina'nın teknik direktörü olarak ilan edilen Sinisa Mihajlovic'in görevine son verildi.
Floransa'da 16 ay geçiren 42 yaşındaki teknik adamın Fiorentina kariyerini iç saha maçları ve deplasman kariyeri olarak iki ana başlık altında değerlendirmek gerekiyor. Artemio Franchi'de oynanan maçlarda bir şekilde rakiplerine karşı genel anlamda üstün oynamayı başaran Mor Menekşelerin deplasman karnesi ise Mihajlovic dönemimde adeta faciaydı. Her hafta yazmaya çalıştığımız maç öncesi analizlerde Fiorentina'dan her zaman deplasman fakiri olarak bahsetmemiz boşa değildi. Çünkü Sırp teknik adam Fiorentina'nın başında toplam 48 lig maçına çıktı ve deplasmanda sadece 3 kez galibiyet sevinci yaşayabildi.
Deplasman maçlarında istikrarı bir türlü sağlayamayan Fiorentina doğal olarak lig yarışında da zirvenin bir hayli uzağında kalıyordu ve ortaya koyulan başarısız tablo bu sezon da devam edince Fiorentina taraftarları son 2 haftadır büyük bir ayaklanma başlattılar. Mor Menekşeli taraftarlara ait olan Corriere Fiorentino sitesinde yapılan ankette oy kullanan 10.000 kişiden % 94'ü Mihajlovic'i takımın başında görmek istemeyince Sportif Direktör Pantaleo Corvino, kulübün iletişim sorumlusu Gianfranco Teotino ve Genel Menajer Vincenzo Guerini, Sırp teknik adamı görüşme odasına çağırarak istifa etmesi gerektiğini söylediler. Sinisa Mihajlovic ise bu talebi reddedince yapılması gereken tek işlem vardı : "Kovmak".
Fiorentina yönetimi bu olayı uzun zamandır düşünüyor olmalı ki Mihajlovic'in ardından hiç vakit kaybetmeden takımın başına Atalanta ve Lazio'da başarılı bir grafik çizen 51 yaşındaki Delio Rossi'yi getirdiler.
Serie A Tarihinin 2. İsraillisi : Eran ZAHAVİ
Gönderen
Nerazzurri
zaman:
14:54
13 Ekim 2011 Perşembe
Etiketler:
Palermo,
Serie A,
Transferler
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

25 Temmuz 1987'de Tel Aviv'e 12 kilometre uzaklıkta bulunan 220.000 civarı nüfusa sahip olan Rishon'da dünyaya gelen Zahavi, profesyonel futbol kariyerine Hapoel Tel Aviv'de başladı ve sadece bir sezon Ironi Ramat Hasharon takımında kiralık olarak forma giydi.
Ayrıca Fransız vatandaşı da olan genç oyuncu, geçtiğimiz sezon Şampiyonlar Ligi'nde Benfica ve Lyon'a attığı gollerle adını İsrail dışında duyurmayı başarmıştı. Hapoel Tel Aviv forması ile çıktığı 91 maçta 27 gol atıp 20 asist yapan Zahavi, 1 milyon 750 euro bonservis bedeli ile 2016 yılına kadar kendisini Palermo'ya bağlayan sözleşmeye imza atarak İtalya'da 1997-2000 yılları arasında Brescia'da oynayan Tal Banin'in ardından 2. İsrailli futbolcu oldu.
Ofansif bir orta saha oyuncusu olan Zahavi, ilk basın toplantısında oyun yapısının İtalya'ya gayet uygun olduğunu ve ilk sezonunda 8 ila 10 gol arasında skor üretebileceğini iddia etmişti. Fenerbahçe'nin sezon başı hazırlık kampı kapsamında İtalya'da Palermo ile oynadığı hazırlık maçının 15. dakikasında Sicilya temsilcisinin golünü atmıştı.
Eran ZAHAVİ'nin şık hareketleri için önce buraya tıklayın.
Zahavi'nin Lyon'a attığı enfes gol.
Bologna'da Kan Değişikliği
Gönderen
Nerazzurri
zaman:
17:50
4 Ekim 2011 Salı
Etiketler:
Bologna,
Futbol,
Teknik Direktörler,
Transferler
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Serie A'da çıktığı 5 maçta sadece 1 puan almayı başaran Bologna'da 44 yaşındaki teknik direktör Pierpaolo Bisoli'nin görevine son verildi. İtalyan teknik adam, Gasperini'nin ardından 2011-2012 sezonunda Serie A'da kovulan ikinci antrenör oldu.
Bologna ile sezon başında 1 yıllık anlaşma imzalayan Pierpaolo Bisoli'nin yerine 1999-2002 yılları arasında Bologna Genç Takımı'nı çalıştıran ve bu sezon hazırlık kampı dönemi boyunca Palermo'nun teknik direktörü olan fakat 1 Eylül'de ani bir kararla kovulan Stefano Pioli'nin getirilmesi gündemde. Bologna'nın diğer teknik direktör adayları ise Delio Rossi ve Davide Ballardini. Gündemde olan üç teknik direktörün de ortak özelliği ise hepsinin günün birinde Palermo'yu çalıştırmış olması.
Inter'in Yeni Hocası Claudio Ranieri
Gönderen
Nerazzurri
zaman:
10:47
22 Eylül 2011 Perşembe
Etiketler:
Futbol,
inter,
Serie A,
Teknik Direktörler,
Transferler
1 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Carlo Ancelotti, Luis Figo, Flores ve malesef Ranieri Inter'in yeni teknik direktör adayları olurken aradan seçilen isim ''Looser Ranieri'' oldu. En sonda söylemem gerekeni baştan söylemem gerekirse, bu kadar başarısız bir adamın muhtemelen menajeri o kadar iyi ki adam her zaman potansiyeli yüksek takımları çalıştırma imkanı bulabiliyor.
Massimo Moratti, Novara yenilgisin ardından ilk teklifi Milano'nun diğer ekibi Milan ile büyük başarılara imza atan ve Chelsea ile İngiltere'de lig şampiyonluğu da yaşamış olan Carlo Ancelotti'ye yaptı ancak İtalyan teknik adam başkandan hem en az 4 yıllık sözleşme talep etmiş hem de önüne kapı gibi bir sözleşme koyunca zaten maddi sıkıntıları bu sene bir hayli büyük olan Inter, geri adım atmak zorunda kalınca önünde diğer 3 isim kaldı.
Luis Figo, Mourinho döneminden beri üstünden çıkarmadığı takım elbiseleri ile önümüzdeki yıllarda bir gün çok büyük bir ihtimalle Inter'de kritik bir görev yapacak ama böylesine büyük bir kaos ortamında Figo'yu çok seven Moratti, cenazeyi Portekizlinin üstüne bırakmak istemedi. Bir diğer aday olan Flores için belki de en büyük engel Forlan'dı. Atletico Madrid forması giyerken hocası Flores ile pek çok kez karşı karşıya gelen ve restleşen Forlan'ın varlığı Flores'in gelmesi halinde İtalyan basını için müthiş bir malzeme olacaktı.
Bütün bu karmaşanın ardından beliren isim son kupasını 1996 yılında kazanan ve kariyerinde daha önce 11 takım çalıştıran Yılmaz Vural, pardon (!) Claudio Ranieri oldu. Kendisini asla başarılı bulmayan birisi olarak Inter'de yeni gelmesinin etkisiyle muhakkak bir kıpırdanma yaşatır ama asla uzun vadeli olarak güvenilecek ve planlama yapılacak bir isim değildir. Muhtemelen Moratti de kısa sürede çamura saplanan takımının düze çıkması için acele bir karar vermek zorundaydı ve buna göre davrandı. Eğer onunla uzun süre çalışmak istiyorsa aklına Chelsea örneğini getirmek zorunda. İngilizler kendisine çok güvenmiş ve ona tam 4 sene ayırmıştı peki ya sonuç ?
Atalanta'nın Genç Kurtarıcısı : Maximiliano MORALEZ
Gönderen
Nerazzurri
zaman:
11:19
14 Eylül 2011 Çarşamba
Etiketler:
Atalanta,
Futbol,
Serie A,
Transferler
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Elimizden geldiği kadar bu sezon İtalya'da mücadele edecek olan yeni genç transferleri blogda sizlere tanıtmaya çalışacağız. Gabriel Torje'nin ardından adından en çok söz ettireceğini düşündüğüm ikinci adam, Arjantin'in son yıllarda yetiştirdiği önemli bücürlerinden birisi olan "Frasquito" (Özgür Adam) lakabı ile anılan Atalanta'nın yeni transferi Maximiliano Moralez.
Profesyonel futbol yaşantısına 2005 yılında Arjantin'in Racing kulübünde başlayan 1.60 boyundaki genç oyuncu, 2 sezon bu formayı giydikten sonra büyük bir risk alarak Rusya'nın yolunu tuttu ve FC Moskova'ya transfer oldu. Sadece yarım sezon Rusya'da kalmaya tahammül edebilen bücür, eski kulübüne dönmek için adeta yalvarınca yurtdışındaki ilk macerası kısa sürdü ve kiralık olarak tekrar Racing Club'ın yolunu tuttu. Kötü geçen ayları geride bırakmak için futbola dört elle sarılan Moralez, Arjantin'in köklü kulüplerinden Velez'e transfer oldu ve ilk sezonunda 19 resmi maçın 14'ün forma giyip 5 gol atarak şampiyonlukta önemli bir rol oynadı. Şampiyonluğun tadını almış olan bücür, ertesi sezon da önemli bir performans göstererek Velez Sarsfield'ın geçtiğimiz sezon elde ettiği Clausura şampiyonluğunun da mimarlarından oldu. Ligde 19 maçın 15'inde oynayan Arjantinli oyuncu Libertadores Kupası'nda da takımı ile 12 maçın 11'inde boy gösterdi.
2007 yılında Arjantin 20 Yaş Altı Milli Takımı'nda Sergio Agüero ve Mauro Zarate ile birlikte forma giyen Moralez, o jenerasyonda göze batan bir oyuncu olmasına rağmen Arjantin dışına sağlam adımlarla biraz geç adım attı. Tangocular gibi Güney Amerikalı pek çok futbolcunun ülke sınırlarındaki ilk durakları genellikle İspanya veya İtalya olur. Maximiliano Moralez bu genel geçer düzene aykırı davranıp Rusya'ya gitmiş olsa da tilkinin dönüp dolaşacağı yer genel düzene uyan İtalya oldu. 1987 doğumlu genç oyuncu beklenildiği gibi çok büyük bir kulübe değil de Serie A'ya bu sezon yükselen Atalanta'ya transfer olabildi ama bu Moralez'in gözünü daha yükseklere dikmesine asla engel değil. Uzaktan sert şutlar atabilen ve üstün bir tekniğe sahip olan genç oyuncu, Serie A'da çıktığı ilk resmi maçında Atalanta'nın Genoa ile deplasmanda 2-2 berabere kaldığı maçta takımının 2 golüne de imza attı. Kariyerinde oynadığı liglerde ve turnuvalarda en fazla 5 gol atan Moralez'in ilk haftadan 2 gol atması, kendisi için kariyer rekorunu kırması adına ekstra bir motivasyon olacaktır.
Uyum sürecini çabuk atlatacak gibi görünüyor ve bu sefer asla Rusya'da olduğu gibi erken pes edeceğe benzemiyor. İlk haftadan arzusunu, hırsını ve kaltesini belli eden Moralez, lige eksi puanla başlayan takımını sırtlayacaktır; hele ki Atalanta bu sene Serie A'da kalmayı başarırsa bunda genç oyuncunun payı olacağından zerre şüphem yok.
Udinese'nin En Yeni Silahı : Gabriel TORJE
Gönderen
Nerazzurri
zaman:
09:00
13 Eylül 2011 Salı
Etiketler:
Futbol,
Serie A,
Transferler,
Udinese
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Eğer siyahi bir genç forvet piyasaya çıkarsa yeni Drogba'dır, Fransa'dan genç bir yetenek çıkarsa yeni Zidane'dır, Arjantin'den çıkarsa yeni Maradona'ydı ama son dönemde adını yeni Messi'ye bıraktı. Bu liste böyle uzar gider yani yeni nesil bu arenaya çıkarken hep kıyas yolu ile çıkıyor artık. Gabriel Torje için sonda söylememiz gerekeni başta söyleyelim bu çocuk bir kaç sene sonra tozu dumana katabilir.
Romanya'da yıldızını parlatmaya başladığı an yeni Hagi olarak görülen 21 yaşındaki genç oyuncu İtalya'ya transferi gündeme gelince yeni Messi olarak lanse edildi, Udinese'ye imza atınca yeni Sanchez olan Torje, siyah beyazlı takıma 7 milyon euro bonservis bedeli ile Dinamo Bükreş'ten transfer edildikten sonraki ilk basın toplantısında '' kesinlikle yeni Alexis Sanchez değilim '' dedi. Peki kim bu Torje ?
22 Kasım 1989 yılında Timişoara'da doğan Torje, profesyonel futbol hayatına da doğduğu yerin takımı olan Poli Timisoara'da başladı. 2005-2006 sezonunda henüz 16 yaşındayken ilk resmi müsabakasına çıkan Gabriel, forma giydiği 2. maç olan Farul Constanta karşısında takımının ilk golünü atarak manşetleri süslemeyi başardı. 2 sezon boyunca Poli Timisoara'da forma giyerken her geçen gün kendini geliştirmeyi başaran Torje, 2008 yılının Ocak ayında Romanya'nın güçlü ekiplerinden Dinamo Bükreş'e 1.5 milyon euro karşılığında transfer oldu. Yeni takımında sezonun ikinci yarısını genellikle kulübede geçiren genç oyuncu, forma giydiği 15 maça rağmen takımının kötü bir yıl geçirmesine engel olamadı. 6 Mayıs 2011 tarihinde Dinamo Bükreş forması altında 100. maça çıkan Torje, o maçtan önce adının şimdilik kendisinde saklı kalmasını istediği bir takımdan resmi teklif aldığını açıkladı.
Ofansif yönü kuvvetli bir oyuncu olan ve her iki ayağını da kullanabilen Gabriel Torje, orta sahanın her bölgesinde oynayabilmesine rağmen, orta sahanın sağında kendini daha iyi gösteriyor. Topla çabuk hızlanan ve harika bir tekniği olan Torje'nin göze batan en büyük eksiklikleri ise arkasında oynayan bek oyuncusunun canının çıkmasına neden olması ve hava toplarındaki etkisizliği. Dinamo Bükreş'ten takım arkadaşı Arjantinli Juan Pablo Garat ise Torje'ye Messi yakıştırması yapan ilk isimdir : '' Topla öyle hareketler yapıp o kadar hızlı davranıyor ki Messi'yi anımsamamınız imkansız. ''

Bu kadar teknik kapasitesi yüksek bir oyuncunun frikiklerinden bahsetmemek olmaz. Gerçi çok fazla duran toplardan gol atmış bir oyuncu değil ama geçtiğimiz sezon Romanya derbisinde Rapid Bükreş'e 25 metreden gönderdiği füze yılın golleri arasına girmişti.
Genç ve şöhretli bir isim olmasından dolayı kanı bir hayli hızlı akan Torje'nin adı Romanya'da spor sayfaları kadar magazin sayfalarını da süsledi. Alkollü araba sürmeden tutun, seks partilerine kadar pek çok vukuatı olan ve bu yüzden rakip takım taraftarları tarafından adına besteler yapılan Gabriel'in sırf bu yüzden Borussia Dortmund'a transfer olamadığı dahi yazılmıştı.
Torje ile ilgilenen ilk kulüp Borussia Dortmund oldu. Almanlar en fazla 5 milyon euroluk bir teklifte bulunmuş, genç oyuncunun da adı o sıralar gazetelerin magazin sayfalarını bir hayli süsleyince transfer gerçekleşmemişti. Bu görüşmelerin ardından Dinamo Bükreş forması altında Fiorentina'ya hazırlık maçında rakip olan Gabriel Torje, o dönem Mor Menekşelerin başında olan Prandelli'nin aklını başından almıştı. Maç sonrası Rumen oyuncuyu öven İtalyan teknik adam onun için '' büyüleyici bir yeteneğe sahip '' demişti.
İlk kez George Hagi döneminde adı Galatasaray ile anılan ve Fatih Terim'in de sezon başı kampından önce izlediği iddia edilen Torje için yaz döneminde Dinamo Bükreş'in kapısını aşındıran kulüpler ise son yıllarda scout sistemini İtalya'da en verimli olarak kullanan iki kulüp, Genoa ve Udinese olurken bu savaştan galip ayrılan takım Alexis Sanchez'in yerini dolduran Udinese oldu.
Palermo'nun Yeni Transferi : Matias Aguirregaray
Gönderen
Nerazzurri
zaman:
12:08
25 Ağustos 2011 Perşembe
Etiketler:
Futbolcular,
Palermo,
Serie A,
Transferler
0
Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Sicilya ekibi Palermo, Mattia Cassani'yi Fiorentina'ya kiraladıktan sonra 22 yaşında Brezilya doğumlu Uruguay'lı sağ bek Aguirregaray'ı sezon sonunda satın alma opsiyonu kendilerinde olacak şekilde Montevideo Wanderers'dan 1 yıllığına kiraladı. Panerol'un efsane oyuncularından Oscar Aguirregaray'ın oğlu olan Matias, Penarol forması ile A Takım'daki ilk maçına Cerro Largo deplasmanında ilk 11 olarak çıkmış ve Penarol o maçı 2-1 kazanmıştı. Ayrıca 2009 yılında Güney Amerika Gençler Şampiyonası'nda ve FIFA 20 Yaş Altı Dünya Şampiyonasında forma giyerek ulusal takımdaki kariyerine başlangıç yaptı.
Maicon'un Inter'den ayrılma ihtimaline karşılık bir ara Nerazzurrilerin de gündemine giren İspanyol pasaportuna da sahip olan genç oyuncu, Maicon gibi 13 numarayı tercih ediyor ve Palermo'da da 13 numaralı formayı giyecek. Güçlüğü fiziği ile dikkat çeken Matias'ın göze batan en ciddi sorunu ise tıpkı Maicon gibi, zaman zaman pozisyon almada yaşadığı sıkıntılar. Şayet bu isim Genoa'ya transfer olmuş olsaydı bir kaç sene sonra Inter'de forma giyebileceğine emin olabilirdik keza iki kulüp arasındaki transfer sirkülasyonu herhalde dünyanın hiçbir yerinde yoktur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

