Serie A etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Serie A etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Torino'da Seri Sonu ( Juventus : 1 - 3 : Inter )

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

15 Mayıs 2011'de Parma'ya 1-0 mağlup olduktan sonra oynadığı 49 maçta yenilgi yüzü görmeyen ve 32 galibiyet, 17 beraberlik elde eden son şampiyon Juventus, dün gece kendi sahasında maçın henüz başında bu sezon, hemen hemen her hafta olduğu gibi bir kez daha hakem hatasıyla öne geçmesine rağmen Inter'e 3-1 mağlup olmaktan kurtulamadı.

Sneijder, Coutinho, Stankovic, Chivu, Jonathan ve Joel Obi'den yoksun olarak 3-4-3 düzeni ile sahaya çıkan Inter, sakatlıktan sonra formasına kavuşan Vidal'ın maçın başında ofsayttan attığı golle 1-0 mağlup duruma düşmesine rağmen ikinci yarıdaki 45 dakikaya 3 gol sığdırarak hem puan farkını 1'e indirdi hem de siyah beyazlıların 49 maçlık yenilmezlik serisine son verdi.

30 Ocak 2008'den beri Juventus deplasmanında kazanamayan Inter, bu şansızlığını dün akşam 2 gol birden atarak ligdeki gol sayısını 7'ye yükselten Diego Milito'nun büyük katkısı ile kırdı. Inter forması altında 143. maçında 71. golünü atan Diego Milito gençleşmeye çalışan Inter'de Javier Zanetti ve Cambiasso ile birlikte tecrübesi ve hırsını takım arkadaşlarına en iyi şekilde aktaran oyunculardan.

36 yaşındaki Andrea Stramaccioni, Inter'deki ilk 20 maçında elde ettiği 14. galibiyeti ile Jose Mourinho'yu yakalamış durumda. Portekizli teknik adam da Inter'de görev yaptığı ilk 20 maçta 14 galibiyet elde etmişti.


(Diego Milito'dan 3 tane attık daha atalım mı pozu - fotoğraf Yiğit YILMAZ'dan)


Juventus: Cadılar Bayramınız Kutlu Olsun

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Yazıyı kendi bloguma koymuştum ama esas olması gereken yere koymayı unuttum. (Gerçi bu sırayla haftada 1 kere hatırlasak her gün yazı çıkarırız ama tembelliğimize doymadık, doyamadık) Neyse, aynı yazıyı ve görselleri buradan da sunayım hemen:

Juventus'tan Cadılar Bayramı için harika bir kutlama gelmiş. Oyuncuları birer birer efsane film karakterlerine dönüştürmüşler. En hayran kaldığımı ilk sıraya koydum: Andrea "The Joker" Pirlo.

Diğerlerinin ise hangi oyuncular olup hangi karakterlere dönüştüklerini dosya isminden görebilirsiniz. Direkt yazmıyorum ki isteyenler ilk bakışta futbolcuları ve karakterleri kendileri bulmaya çalışsınlar.

Inter - Milan Geçiş Hattı

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Sampdoria'da birlikte oynayan Pazzini ile Cassano şimdi birbiri için yem oldu ve takasta kullanıldılar. İlk bakışta karlı olan taraf Inter olarak görünüyor ama futbol işte çok belli olmadığı için seviyoruz zaten. Transferin üstünden biraz zaman geçmiş olsa da Inter - Milan hattında gel gitler yaşayan efsaneleri unutmak olmazdı.

1975 : Nevio Scala

1978 - 1991 : Aldo Serena, Giancarlo Pasinato

2000 : Taribo West

2001 : Christian Brochhi, Cyril Domoraud, Maurizio Ganz,
Andres Guglielminpietro, Andrea Pirlo

2002 : Dario Simic, Clarence Seedorf

2003 : Thomas Helveg

2004 : Hernan Jorge Crespo

2005 : Christian Vieri

2007 : Ronaldo

2011 : Zlatan Ibrahimovic

Öncelikle belirtmek gerekir ki aralarında direkt geçiş yapmayan iki isim var : Ronaldo ve Ibra.

Apayrı parantez açılması gereken isimler ise Aldo Serena ve Giancarlo Pasinato. Aldo Serena herhalde dünyanın kafası en karışık futbolcusuydu. 1978-1979 sezonunda Inter forması giyen ama tutunamayan Serena, 19818-1982 sezonunda Inter'e geri döndükten sonra 1982-1983 sezonunda ise Milan'a geçiş yapıyor ama içi yine rahat etmemiş olacak ki 1983-1984 sezonunda Inter'e 3. kez geliyor. Belki uslanmıştır diye düşünüyorsunuz şu an ama ertesi sezonu Torino'da geçiren İtalyan oyuncu bu sefer de o şehri karıştırıp bir sonraki sezon Juventus forması giyiyor. Malesef iş bununla da bitmiyor ... 1987 - 1991 yılları arasında 4 sezon boyunca 4. kez geldiği Inter'de kalan Aldo Serena futbolu Milan forması altında bırakıyor :)

Giancarlo Pasinato ise Aldo Serena'nın yanında adeta bir melek. 1978 - 1982 yılları arasında Inter forması giyen İtalyan oyuncunun aklına şeytan giriyor ve sadece 1 sene Milan forması giyip Inter'e geri dönüyor.

Hernan Jorge Crespo ise Inter'den sonra 5 sene formasını giydiği Chelsea'den İtalya'ya kiralık olarak döndüğü ilk sene Milan, ertesi sezon Inter forması giyen isimlerden.

Hiç şüphesiz Inter cephesinde en çok yara bırakan geçişler, 2001 yılında Andrea Pirlo ve 2002 yılında Clarence Seedorf ile yaşanmıştır.

(Unuttuklarımız olduysa şimdiden affola.)

Juventus'un Transfer Gündemi

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Uzun bir aradan sonra namağlup olarak Serie A şampiyonu olan Juventus, bu sezon için transferde önceliği forvet bölgesine vermiş durumda. Alessandro Del Piero'nun takımdan ayrılması, Vucinic ve Borriello'nun yetersiz kalması, Quagliarella'nın istikrarsızlığı sebebiyle Juventus'un elinde adam akıllı golcü olarak bir tek Matri var dersek sanırım abartmış olmayız.

Bu durum nedeniyle de İtalya basını neredeyse boşa çıkan ya da performansı üst düzey olan bütün forvet oyuncularını Juventus için yazmaya başladı. Bunun üzerine de Juventus'un en yetkili isimlerinden olan Genel Direktör Beppe Marotta açıklamalarda bulundu. Gündemdeki Drogba haberlerini kesin bir dille yalanlayarak " oyuncuyla kesinlikle bir ilgimiz yok " diyerek bir diğer gündem maddesi olan Cavani'ye geçti ve " takımda görmeyi elbette isteriz ama o Napoli'ye müthiş bir aidiyet hissediyor ve başkan De Laurentiis'in de onu bırakacağını düşünmüyorum. " diyerek bu transfer için umutlarının olmadığını da belli etmiş oldu.

İtalya'nın genç yeteneklerinden olan Marco Verratti'den övgüyle söz eden Marotta, oyuncunun henüz çok genç olmasına rağmen müthiş bir yetenek olduğunu ama tecrübe eksikliği nedeniyle belki daha sonraki sezonlarda daha ciddi bir şekilde ilgilenebileceklerini fakat bu sezon için önceliklerinin Verratti olmadığını açıkladı. Beppe'nin açıklamalarına dikkat edecek olursak aslında açık kapı bıraktığını da anlamak zor değil.

Gelelim bütün iddiaları boşa çıkartmasına rağmen doğruladığı tek isim olan Destro'ya ... Inter altyapısı'nda yetişen ve Siena forması ile yıldızını parlatan genç golcü için Juventus Genel Direktörü Beppe Marotta " Destro için girişimlerimiz sürüyor ve Juventus'a katılmasını çok istiyoruz " diyerek en sonunda baklayı ağzından çıkarttı.

Destro gerçekten çok kaliteli bir oyuncu ve elde Matri gibi de standart üstü olarak sayılabilecek bir golcüleri daha var. Bana kalırsa hazır Juventus'un kasası oldukça doluyken Destro'nun yanına bir de daha tecrübeli ve ismi olan bir forvet daha alabilirler.

Kupa Canavarı : Clarance SEEDORF

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Ajax'ın dillere destan altyapısından çıkan efsane orta saha oyuncusu Clarence Seedorf da Milan'a veda edenlerden oldu. 3 yıllık Hollanda macerasının ardından soluğu Sampdoria'da alan ve burada bir sezon oynadıktan sonra dünya devi Real Madrid'e transfer olan Surinam asıllı Hollandalı oyuncu, Ajax'ın ardından Real Madrid ile de Şampiyonlar Ligi şampiyonu oldu. Seedorf, 1998-1999 sezonunun sonunda Zinedine Zidane transferi için Juventus'a gönderilmek istenmiş ancak o, Torino'ya gitmeyi reddederek Fransız oyuncunun Madrid seferini ertelemesine neden olmuştur.

Los Galacticos serüveninden sonra ünlü oyuncunun ikinci İtalya seferine başlamasını sağlayan takım Inter oldu. Mavi siyahlıların değirmen gibi oyuncu öğüttü yıllara denk gelen Seedorf'un en çok akıllarda kalan sezonu 5 Şampiyonlar Ligi maçında 3 gol attığı 2000-2001 sezonudur. Inter'de kıymeti bilinmeyen Hollandalı oyuncu 2002 yılında Milano şehrinin diğer takımı olan Milan'a transfer oldu ve hafızalardan asla silinmeyecek algısını da oluşturmaya başladı.

2003 yılı Seedorf ve Milan için oldukça verimli geçti. 26 senedir kazanılamayan İtalya Kupası ve buna ek olarak kazanılan Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu Surinam asıllı oyuncunun dünya futbol tarihine geçmesini sağladı çünkü üç farklı takımla üç defa Şampiyonlar Ligi şampiyonu olan başka bir oyuncu yoktu. Hollanda ve İspanya'da lig şampiyonlukları kazanan Seedorf, ertesi sezon da İtalya'da şampiyonluk ünvanı kazanarak bu eksiğini de kapatmayı başardı. 2002 - 2003 sezonunda Gattuso ve Pirlo ile birlikte bermuda şeytan üçgenini kuran Seedorf, Milan'ı bileği bükülmesi güç bir takım haline getirdi ve Kaka, Ronaldinho, Rui Costa gibi önemli oyuncuların transfer edilmesine rağmen onun tarzı çok başkaydı. Hani iğne deliğinden geçirme lafı var ya işte Seedorf'un neredeyse attığı her pas için bu tabiri kullanmak mümkün.

Seedorf'un elde ettiği başarıları görünce karşısında önünüzü iliklemeniz gerçekten şart. Özellikle Milan'da geçirdiği 10 sezonda UEFA Kupası hariç bütün kupaları kazanan 36 yaşındaki oyuncu futbol yaşantısına büyük bir aksilik olmazsa eşi Luviana'nın memleketi olan Brezilya'da Botafogo forması ile devam edecek.

Milan'ın Duvarına Bir Çizik Daha : Alessandro NESTA

3 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
İtalya'nın başkentinde dünyaya geldiyseniz ve mucizelere inanmıyorsanız önünüzde sadece iki seçenek vardır : ya Lazio'ya gönül vereceksiniz ya da Roma'ya ... Aileden gelen Lazio hayranlığı Nesta'nın da kanına işlemiş olacak ki 1985 yılında altyapısına katıldığı Lazio'da 2003 yılına kadar forma giyen İtalyan defans oyuncusu, 19 yıllık profesyonel futbolculuk kariyerine şu ana kadar sadece iki takım sığdırdı ve son dakikada fikrini değiştirmezse 36 yaşındaki oyuncunun bir sonraki durağı Amerika Birleşik Devletleri olacak.

Nesta'nın babası fanatik bir Lazio taraftarı olmasaydı belki Totti ile beraber Roma bünyesinde özdeşleşen biri olacaktı ama şans Lazio'nun yanında olmuş. Lazio altyapısında kariyerine önce santrafor olarak başlayan daha sonra orta saha olarak devam eden Nesta'nın son durağı defans bölgesi olmuş. Yani altyapıda 2-3 sene daha harcasa bugün belki de Buffon'un rakibi olacaktı kim bilir ? 1993 yılında yükseldiği A Takım'da kaptanlık pazubandını 1997 yılında koluna takan İtalyan oyuncu, Lazio ile elde ettiği başarılara rağmen başkent ekibinin içinde bulunduğu ekonomik kriz nedeniyle 2003 yılında Milan'a satıldı.

Milan ile ilk iki sezonunda Şampiyonlar Ligi, İtalya şampiyonluğu, İtalya Kupası ve Süper Kupa şampiyonluğu yaşayan Nesta'nın 2006-2007 ve 2008-2009 sezonunu yaşadığı ağır sakatlıklar nedeniyle kayıp sezonları olarak nitelendirebiliriz. Omuzundan, sırtından ve bacaklarından ciddi sakatlıklar geçiren Nesta'nın en ilginç sakatlığı ise Play Station oynarken parmağını kırması ve bunun için 1 ay alçıya katlanmak zorunda kalmasıdır. Altyapı dahil olmak üzere 18 sene Lazio'da, 10 sene de Milan'da üst seviyede futbol oynamak ve 36 yaşında Messi'yi tutabilmek her babayiğidin harcı olamayacak bir iştir ama buna rağmen efsane, Milan'a şu sözlerle veda etti : " İtalya Ligi ve Şampiyonlar Ligi artık beni aşmış durumda bundan sonra daha düşük seviyede futbol oynamak istiyorum. "

Titreyerek Sevinen Adamın Vedası : Filippo INZAGHI

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Juventus dönemindeki takım arkadaşı Del Piero'nun ardından Alex Ferguson'un tanımlamasıyla "Ofsayt çizgisinde doğmuş adam" olan Filippo Inzaghi de futbolculuk yaşantısına nokta koydu. Kimine göre beleş gol atan, kimine göre doğru zamanda doğru yerde bulanmayı başaran bir golcü olan Pippo, kardeşi Simeone Inzaghi ile birlikte futbol hayatına Piacenza'da başladı. İki sezonunu kiralık olarak Leffe ve Verona'da geçirmesine rağmen 1995 yılında Parma'ya transfer olup bir sezonda bulduğu sadece iki golden birini eski takımı Piacenza'ya atınca gözyaşlarına hakim olamayan ve dillere destan o meşhur gol sevincini yaşamayan duygusal bir adam...

Parma'da geçirdiği kötü sezonun ardından Atalanta'ya transfer olan İtalyan golcü, burada ise 24 golle zirveyi görerek Juventus'a kapağı atmayı başardı. 1991 yılında başladığı futbol kariyerinde 1997 yılında Torino ekibine transfer olan Inzaghi, bu zamana kadar 5 takım eskittiği için ilk başta onun adına herkes çekimserdi; ya yükselişe devam eder bizden kopar gider ya da kiralık rotasyonu için ideal bir isim olur... Ancak Pippo herkesi yanılttı ve 4 sene boyunca Juventus formasının hakkını fazlasıyla vererek lig ve kupa şampiyonlukları yaşadı. Siyah beyazlı forma altında belki de başaramadığı tek şey final oynamasına rağmen Şampiyonlar Ligi kupasını kaldıramamaktı.

Juventus forması ile çıktığı 165 maçta 89 gol atan İtalyan oyuncu Trezeguet'nin yedeği olmaya başlayınca isyan bayrağını açtı ve Fatih Terim döneminde ezeli rakip Milan'a transfer oldu. Ancak Juventus taraftarları baya ah etmiş olmalı ki Filippo Inzaghi büyük bir sakatlık yaşadı ve ligin ilk yarısında Milan forması giyemedi. Döndüğünde ise Milan'ın bir diğer efsane golcüsü Andriy Shevchenko ile müthiş bir ikili oldular ve Pippo, Juventus ile kazanamadığı Şampiyonlar Ligi kupasını, Juventus'a karşı penaltı atışları sonucunda kazandı.

Rossoneri bünyesinde Şampiyonlar Ligi'nden (2 defa) Kıtalararası Şampiyonluğa kadar yaşamadığı sevinç kalmayan Inzaghi bu sezon Milan'ın Şampiyonlar Ligi kadrosuna seçilmeyince tadında bırak mahiyetindeki ilk uyarıyı aldı ve 38 yaşında futbola veda etti.

Bir Devrin Kapanışı : Alessandro DEL PIERO

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
27 yaşındayım ve kendim bildim bileli futbolu deli gibi sevip takip ederim. Bunca zaman içinde çok önemli isimleri gerek canlı olarak gerekse ekran başından izledim ama benim sadece iki tane çocukluk kahramanım vardı: Ronaldo ve Del Piero ... Askerden adamları ellerimle maç yaptırırken, bir zamanlar moda olan Pro Action Football oynarken ve mahalle aralarında asfaltın üzerinde koşarken ya Ronaldo oluyorduk ya da Del Piero ... Meşin yuvarlakla ilk tanışması ve kendini futbola verip ilkokul çağında bunu biraz daha ileri götürmek isterken Del Piero kaleciydi, yani futbola en geriden başlamayı biraz da annesinin zoruyla tercih etmişti. Fakat bir zamanlar Sampdoria forması da giyen abisi Stefano'nun baskıları ile Del Piero daha çok topla oynayan ve sürekli gol atmaya çalışan bir orta saha oyuncusu haline gelmişti. Hayata gözlerini açtığı yerin takımı olan San Vendemiano altyapısında 7 yıl forma giyen Alessandro Del Piero henüz 13 yaşındayken Padova forması giymek için ailesinden ilk kez ayrılıyordu. 5 senelik Padova macerasının ardından 1993 yılında İtalya, ilerleyen yıllarda taraflı tarafsız herkesin ayakta alkışlayacağı bu muhteşem insanı Juventus forması ile tanıdı ve Del Piero bu tanışmanın şerefine henüz ikinci maçında siyah beyazlı forma ile ilk golünü attı.
Juventus'un tarihi Del Piero dersek abartmış olmayız. Neden mi ? - Juventus tarihinin en çok gol atan oyuncusu - Juventus tarihinin Şampiyonlar Ligi'ndeki en golcü oyuncusu - Juventus tarihinin UEFA Kupası'nda en çok gol atan oyuncusu - Juventus tarihinin İtalya Süper Kupası'nda en çok gol atan oyuncusu - Juventus tarihinin İtalya'da en çok forma giyen oyuncusu ... 2006 yılında yaşanan Calciopoli skandalının ardından Juventus için çok önemli olan Vieira, Fabio Cannavaro, Thuram ve Zlatan İbrahimovic gemiyi terketmesine rağmen kaptan gemisini terketmeyi asla düşünmedi ve Torino ekibi ile en dibi de gördü ama bu sezon namağlup olarak şampiyonluk kupasını kaldırarak Juventus'u zirvede bırakmış oldu.
Sadık adamdır Del Piero ... San Vendemiano'da 7 yıl, Padova'da 5 yıl ve Juventus forması altında 9 yıl hem de çok kötü günler görmesine rağmen asla pes etmeden. İtalyan oyuncunun bir diğer uzun soluklu macerası da eşi Sonia Amoruso ile. 6 yıllık uzun bir ilişkinin ardından hayatının imzasını 2005 yılında atan yakışıklı oyuncu bakalım şimdi futbol için imzayı hangi kulübe atacak ya da benden bu kadar ben yaşlandım siz de yaşlandığınızı hissedin mi diyecek ?

Kwadwo Asamoah

1 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Uzun zamandır fırsat bulup yazamıyordum ancak Sabah Gazetesi'nde Fenerbahçe'nin ilgilendiği ismin Kwadwo Asamoah olup paylaşılan resmin Asamoah Gyan olduğunu görünce dayanamadım ve 23 yaşındaki oyuncudan biraz bahsetmek istedim.

Daha önce burada Udinese ile ilgili yazdıklarımızda siyah beyazlıların scout ekibinin başarılarından ve kulübe büyük ekonomik fayda sağladıklarından epey bahsettik. Genoa ve Udinese buldukları yetenekleri geliştirip İtalya veya İtalya dışındaki takımlara satarak çarkını döndüren iki güzel ekip. Kwadwo Asamoah da bu çalışmanın bir ürünüdür. Futbol hayatına kendi ülkesinde Asamoah Gyan, Sulley Muntari ve Michael Essien gibi ünlü oyuncuların forma giydiği Liberty Professionals F.C.'de başlayan Asamoah'ı Gana sınırlarının dışına çıkartan ilk ekip İsviçre'nin Bellinzona takımı olmasına rağmen 23 yaşındaki oyuncu o formayı hiç giymedi ve Torino'nun yolunu tuttu. Her ne kadar Udinese de Gana'lı oyuncu için bastırsa da İtalya'daki AB statüsü ile ilgili transfer kuralından dolayı ilk raundu Torino kazandı.

Torino'da forma şansı bulamamasına rağmen Udinese vazgeçmedi ve ertesi sezon Kwadwo Asamoah'ı önce kiraladı sonra da bonservisini satın aldı. İtalyan ekibinin genç oyuncuya ne kadar güven duyduğunu ve ne kadar istediğini siz düşünün. Udinese'deki ilk sezonunda 20 maçta forma giyen Asamoah 2 de gol attı. Bu sezon 25 maçta 3 gol atan 23 yaşındaki oyuncu oynamış olduğu bütün maçlarda sahaya ilk 11'de çıktı. Gana Milli Takımı'nda da forma giyen Kwadwo'nun en önemli özelliği çok fazla top çalması. Muazzam bir tekniği belki yok ama çaldığı topları oyuna düzgün sokma oranı da oldukça yüksek olan bir isim ve genel olarak her Afrika kökenli oyuncu gibi direnci yüksek bir isim. 23 yaşında olması ve Avrupa'da pazarı olması genç isim için büyük avantaj ki sezon başında Manchester United ve Liverpool için gündeme gelmiş, Udinese'nin tok satıcı tavrı yüzünden bu transfer gerçekleşmemişti.

Ranieri Kabusu Sona Erdi

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Başlamaması gereken bir macera malesef Moratti'nin sezon başından beri yaşamış olduğu kararsızlığa bağlı olarak yaşanmak zorunda kaldı ve nihayet dün gece itibarı ile sona erdi. Evet Ranieri, Inter'den de kovuldu. İtalyan teknik adam hakkındaki görüşlerimizi, daha doğrusu negatifliğimizi imza attığı gün yazmıştık.

Roma döneminde Luciano Spalletti'nin mirasını yiyen ve bu sayede uzun bir süre zirve yarışının içinde kalan Ranieri, son kupasını yine miras olarak aldığı Valencia'da 2004 yılındaki Süper Kupa ile kaldırdı. İtalyan teknik adamın tırnakları ile kazıyarak aldığı son kupanın tarihi 1999 yılı desek yanılmış olmayız. Son yıllarda çalıştırdığı takımlarda derbi karnesinin iyi olması 61 yaşındaki teknik adamın tek artısıydı ama Juventus bu çekiciliğini de aldı götürdü.

Takım sezon sonuna kadar 36 yaşındaki Andrea Stramaccioni'ye emanet. Dün öğlen saatlerinde Ranieri'nin Haziran ayına kadar takımın başında olacağına inancım tam diyen başkan Moratti'nin bu açıklamayı yapmadan önce kurmayları Marco Branca ve Piero Ausilio ile birlikte Stramaccioni'ye hazır ol talimatı vermesi de klasik bir Moratti davranışıdır. Tıpkı ülkemizdeki başkanlar gibi hocamızın arkasındayız dedikten sonra attığı tekmelerle ünlü olan Moratti, umarız önümüzdeki sezonu da bu sezon olduğu gibi kayıplara karıştırmaz.


Andrea Stramaccioni, Inter'e yabancı olan bir isim değil. 2005 - 2011 yılları arasında Roma altyapısında antrenörlük yapan genç teknik adam, 2011 yılından beri de Inter'in altyapı antrenörlüğünü yapmaktaydı ve bir kaç gün önce Ajax'ı penaltı atışları sonucunda mağlup ederek Avrupa Şampiyonluğu ünvanını da elde etmeyi başardı. Bu arada Stramaccioni'nin İtalya Milli Takımı'nda Altyapı Koordinatörlüğü görevini sürdüren efsanevi teknik adam Arrigo Sacchi'nin çok sevdiği bir isim olduğunu da belirtmeden geçmeyelim.

Önümüzdeki sezon için Inter'in teknik direktör adayları Guardiola, Andre Villas Boas ve Luciano Spalletti. 2 senedir Guardiola aşkını dillerden düşürmeyen Moratti'nin ilk hedefi kesinlikle İspanyol teknik adam olacaktır. Andre Villas Boas kumarını umarım oynamazlar çünkü Chelsea'de sözünü geçiremeyen Boas'ın Inter'de bunu başarması mucize olur. Gönüllerde yatan aslan ise kesinlikle Spalletti ...

Inter ve Parma'nın Transfer Paslaşması

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Yıllardır İtalya içindeki transferlerde Inter'in en haşı neşir olduğu takım Genoa'ydı ancak bu yıl Parma yeni sevgilisi oldu Nerazzurrilerin. İşte yeni aşkın reçetesi :

- Cicero Moreira Jonathan : Parma'ya kiralandı.

- Joel Obi : Inter oyuncunun bonservisinin tamamını Parma'dan satın aldı.

- Lorenzo Crisetig : Oyuncunun haklarının %50'si co-ownership yöntemi ile Parma'dan alındı ve Crisetig, sezon sonuna kadar Inter'de kiralık olarak forma giyecek.

- Diego Mella : 1993 doğumlu forvet oyuncusu co-ownership anlaşması ile Parma'ya transfer oldu.

- Jacopo Galimberti : 1993 doğumlu defans oyuncusu co-ownership anlaşması ile Parma'ya transfer oldu.

- Gaetano Monachello : 1994 doğumlu forvet oyuncusu Parma'ya kiralandı.

- Yao Guy Eloge Koffi : 1996 doğumlu Fil Dişi Sahili menşeili oyuncu co-ownership anlaşması ile Parma'dan Inter'e transfer oldu ancak sezon sonuna kadar Parma'da kiralık olarak kalacak.

1998'den Beri Aynı Film (Inter : 2 - 1 : Lazio)

2 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Geçtiğimiz hafta ezeli rakibi Milan'ı 1-0 mağlup ederek birden kendini yeniden zirve yarışında bulan Inter, kendi sahasında 1998 yılından beri boyun eğmediği Lazio'yu Milito ve Pazzini'nin golleri ile 2-1 mağlup ederek galibiyet serisine devam etti.

Her geçen hafta ilk 11'e iyice ısınan Nagatomo ve Alvarez'in kenarlarda başladığı oyun kurgusunda orta ikili Zanetti ve Cambiasso'ya emanet edilirken ileri uçta Milito ve onun biraz arkasında Pazzini'nin yer aldığı orta saha ve forvet kurgusu ile oyuna başlayan Inter özellikle ilk 20 dakikada Lazio'nun sakin ve akıllı oyunu karşısında bekleneni bir türlü veremedi. 15. dakikada Lucio'nun hatası ile Inter taraftarlarına nefeslerini tutturan Rocchi, bu pozisyondan tam 15 dakika sonra içinde yine Lucio'nun bulunduğu ve bacaklarının arasından geçen topun ardından bu sefer Inter taraftarlarının nefesini kesti ve Lazio deplasmanda 1-0 öne geçti. Golün ardından iyice geriye yaslanan ve yaptığı pas hataları ile 2. bölgede hakimiyeti Inter'e teslim eden başkent ekibine cezayı Diego Milito 44. dakikada kesti ve skoru 1-1'e getirdi.

İlk yarıda oldukça pasif bir görüntü çizen Alvarez, ikinci yarının başında yerini sakatlıktan kurtulan ve maç kondisyonunu kazanmaya başlayan Sneijder'e bıraktı. İlk yarının başlarında ne izlediysek ikinci yarıda da aynısı izledik, oynayan taraf Lazio, pusuda bekleyen taraf Inter'di ve Lucio'nun neredeyse defanstan kafasıyla gönderdiği top Lazio savunmasının arkasına sarkan Pazzini ile buluştu ve İtalyan oyuncu şık bir aşırtma vuruşu ile skoru belirleyen isim oldu. Inter gerçekten savunma işini gayet iyi yapıyor ama geçen hafta Milan maçında ve bu maçta da futbol şansının biraz yanlarında olduğunu söylememiz gerekiyor. Skor 2-1 olduktan kısa bir süre sonra Klose'nin kaçırdığı öyle bir pozisyon var ki Inter savunmasının izlemesi büyük hataydı.

Edy Reja ile daha önce 12 kez karşı karşıya gelen Ranieri'nin 8 galibiyeti, 2 beraberliği ve 2 mağlubiyeti vardı, İtalyan teknik adam 9. galibiyetini de almış oldu. Ayrıca Ranieri'nin Lazio'ya karşı bir başka sinir bozucu huyu ise çalıştırmış olduğu takımlarda kendi evinde Lazio'ya kaybetmemesi. 6 maçta 5 galibiyeti ve 1 beraberliği olan Ranieri, bu akşam da rakibini bir kez daha mağlup etmeyi başardı.

Rekorların Adamı Totti'nin Hatırlattığı Efsane

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Roma'nın bayrak adamı, İtalyan futbolunun son 15 yılına damga vuran efsane diyebileceğimiz adamlar sınıfındandır Totti. Bu hafta Cesena'ya attığı 2 gol ile Roma forması ile 211. golüne imza attı ve Milan efsanesi Gunnar Nordahl'in 210 gollük rekorunu kırarak aynı kulübün forması ile Serie A'da en çok gol atan futbolcu oldu. Milan forması ile 210 golü olan Nordahl'in Serie A'da attığı toplam gol sayısı ise 225 (Roma formasıyla da 15 golü var). Totti toplam sıralamada ise ligin en golcü beşinci ismi. 274 gol ile zirvede olan efsane Silvio Piola'ya yetişmesi imkansız olsa da emekli olmadan 15 gol atmayı daha başarırsa Altafini, Guiseppe Meazza ve Nordahl gibi efsaneleri geçerek toplam sıralamada 2. olma şerefine erişecek. Rekorun şerefine rekorun eski sahibi Gunnar Nordahl'i analım ve Totti'nin yeni rekorları için geri sayıma başlayalım.

18 Maç Sonra Yine RANIERI (Milan : 0 - 1 : Inter)

2 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Serie A'ya çok kötü başlayan Inter, zamanla bir şekilde üst sıralara tırmandı ve Udinese'nin kaybetmesi, Juventus'un berabere kalmasının ardından zirveye bir adım daha yaklaşmak için büyük bir fırsat ele geçirdi ama maçtan önce Milano derbisinin favorisi kesinlikle değillerdi. 18 maçtır San Siro'da yenilgi yüzü görmeyen Milan, geçen sezonun yıldızlarından Pato'yu da ilk 11'almış, zirvedeki rakiplerinin puan kaybetmesi ile liderlik şansını elde etmiş, seyirci desteğini de arkasına almıştı. Bunlar buz dağının Milan penceresinden görünen kısmıydı peki ya Inter ?

Çok fazla şans tanınmayan Inter'in de rakamların arasına saklanmış güçlü yanları vardı. Son 14 maçının tamamında gol atan Nerazzurriler, bu maçtan önce deplasmanda da 337 dakikadır gol yemiyordu ve 14 farklı oyuncusu ile gol sevinci yaşamıştı. Dün akşam Milito atmasa, Alvarez atacaktı, Alvarez atmasaydı Milan'a karşı kariyerinde sadece 1 golü olan kaptan Javier Zanetti atacaktı ... Geçen hafta Parma'ya 5 gol atan Inter, ben kesin bu maçta gol atarımın sinyalini vermişti zaten ve gelelim bu maçın en kilit rakamının sahibine ... Kendisinden hiç hazetmem ama derbilerde Ranieri denilen bir gerçek var. İtalya'daki 12 derbisinde mağlubiyet yüzü görmeyen Ranieri, bunların son 6 tanesini de kazanmıştı. Nitekim dün gece de San Siro'da seri bozulmadı ve "bidon" Milito'nun golü ile Inter, geçen seneki maçın rövanşını 1-0 kazanarak aldı.

İlk 10 dakika Inter baskısı olsa da Ibra'nın oyuna ağırlığını koymasıyla Milan hakimiyeti gele geçirdi hatta gol veya gollere de yaklaştı ama gerek futbol şansı gerekse Inter'in en iyi yaptığı şey olan savunma anlayışı ev sahibi ekibe skor olarak geri dönmedi. Aslında geçen senenin kopyası olan anlar da yaşadık. Maçın başında Motta golü attı ama karşılaşmanın hakemi Daniele Orsato ofsayt gerekçesiyle golü saymadı tıpkı geçen sene olduğu gibi yine Motta ve yine ofsayta kurban giden gol. Hatta 2 sene öncesine gidelim yani Milito'nun Milan'a en son gol attığı o karşılaşmaya ve Abbiati'nin yediği goldeki hataya tekrar bakalım. Fotokopi gibi bir hata ve gol, kahramanlar yine aynı Abbiati ve Milito...

12 maçtır yenilmeyen ve sahasında 18 maçlık seri yakalayan Milan'ın belası yine Ranieri oldu. İtalyan teknik adam Roma'nın başındayken San Siro'da 1-0 kazanarak galibiyet sevinci yaşayan son teknik adamdı ve tarih bir kez daha aynı isim için tekerrür etti. Inter pusuya yattı bekliyor ...

Serie A'da Haftanın Değerlendirmesi

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
EN FARKLI GALİBİYET INTER'DEN :


Önümüzdeki hafta Milan ile dev derbiye çıkacak olan Inter'de durumu kritik bütün oyuncuların dinlendirildiği ikinci yarının ilk maçında Nerazzurriler Parma'yı gole boğarak gönderdi. Yılın bidonlarından olan Diego Milito'nun 2 gol, Motta, Pazzini ve genç Faraoni'nin golleri ile Milano derbisi öncesi moral kazanan Inter artık rakibi Milan'ı bekliyor.

FIORENTINA ŞEYTANIN BACAĞINI KIRDI :


Gilardino'yu Genoa'ya gönderen ve sakat oyuncuların varlığında Fiorentina'nın yükünü Jovetic'in çekeceğini yazmıştık ve nitekim beklendiği gibi Jovetic'in biri penaltıdan olmak üzere attığı 2 gol Fiorentina'nın bu sezon ilk kez deplasmanda 3 puan almasını sağladı. Ligin ilk yarısında dörtlü savunma ile oynayan Mor Menekşeler Novara deplasmanında ilk kez 3-5-2'yi denedi, 3 puanı 3 golle alarak deplasman fobisine nokta koydu.

HAFTANIN SÜRPRİZİ SIENA'DAN:


Serie A'da haftanın en büyük sürprizi küme düşme korkusu yaşayan Siena'nın kendi evinde ligde zirve iddiası bulunan Lazio'yu 4-0 gibi farklı bir skorla yenmesi oldu. Stadio Artemio Franchi'de oynanan maça damga vuran isimse 2 penaltı veren ve Lazio aleyhinde 1 kırmızı kart çıkartan Gervasoni oldu. Ümit Milli Takımımızın İtalya Ümit Milli Takımı ile oynadığı karşılaşmada harika bir oyun sergileyen ve bunu skora da yansıtan Destro'nun takımını sırtladığı bu maç başkent ekibi Lazio'nun moralini altüst etti.

MILAN SERİYİ BOZDU :


Ligin ilk yarısında Milan, Juventus ve Udinese'nin ardından kendi evinde mağlubiyet yüzü görmeyen Atalanta'nın fişini 1 gol 1 asistle oynayan Zlatan Ibrahimoviç çekti. Sakat ve cezalı oyuncularından neredeyse 11 kuracak olan Milan, Doni'nin tutuklanması ile şok geçiren Atalanta'ya acımadı. Milano derbisi öncesi iki takımın da formda olması harika bir derbi izleyeceğimiz için bizleri heyecanlandırıyor.

TOTTI GERİ DÖNDÜ :



Gerek hocasıyla yaşadığı sorunlar gerekse sakatlık belası yüzünden ligin ilk yarısında parmağını ağzına alarak gol sevincini yaşayamayan Totti, 2011-2012 sezonun ilk gollerini Chievo'ya atarak Roma'ya 3 puanı getirdi.

DI NATALE EFSANELEŞMEYE DEVAM EDİYOR :


Stadio Friuli'de sadece Juventus'a puan kaybeden Udinese, zayıf rakibi Cesena'yı 4-1 mağlup ederek zirve yürüyüşüne kaldığı yerden devam etti. Yeniden milli takıma çağrılan ve son yıllarda gösterdiği performansla adından sıkça söz ettiren kaptan Di Natale'nin attığı 2 gol ayrıca Udinese tarihi açısından çok önemli. Stadio Fruli'de oynanan son 27 maçta 26. golüne imza atan Di Natale, her geçen hafta taraftarların gönlünde taht kurmaya devam ediyor.

DİĞER MAÇLAR :


Ligde kalmak için kendi evindeki maçları en az hasarla atlatmak isteyen Bologna, Avrupa Kupalarında mücadele etmek isteyen Catania'yı Cherubin ve Di Vaio'nun golleri ile 2-0 mağlup ederek 2012'ye iyi bir başlangıç yaptı.

Yeni teknik direktör (Pasquale Marino) ve yeni golcüsü (Gilardino) ile ikinci yarının startını veren Genoa, puan cetvelinde nefesini ensesinde hissettiği Cagliari'ye deplasmanda 3 golle boyun eğerek rakibinin bir basamak altında kaldı. Miguel Veloso, Kaladze ve Palacio'dan yoksun olarak sahaya çıkan Genoa'nın son maçta Napoli karşısında aldığı 6-1'lik farklı mağlubiyetin şokunu atlatamadığı açıkça belli oluyor. Savunmaya acil çözüm şart.

Kümede kalması artık tamamen Allah'a kalan Lecce, ligin namağlup ekibi Juventus karşısında dirense bile Matri'nin golüne engel olamayarak ligin dibindeki yerini perçinledi.

Inter'in 5-0'lık galibiyetini Napoli bu hafta Palermo deplasmanında biraz daha dikkatli olsaydı gölgede bırakabilirdi. 90 dakika boyunca oyunun tek hakimi olan misafir ekibin bu sezonki performansı ilk yarı itibarı ile geçen seneyi mumla aratmıştı ancak güzel oyun ve deplasmanda alınan 3-1'lik galibiyet Napoli'nin daha üst sıralara çıkması için moral olacaktır. Palermo'nun başında Zamparini gibi kıyımcı bir teknik direktör varken bu potansiyele rağmen onları başarılı görmek sanırım zor olacak.

Serie A'da İkinci Yarı Başlıyor

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
ATALANTA - AC MİLAN :


Kendi evinde namağlup olan ancak deplasmanda oynadığı 8 maçın 6'sında puan kaybeden Atalanta, kendi evinde yenilgi yüzü görmeyen son şampiyon Milan'ın konuğu olacak.

Mario Yepes, Mathieu Flamini, Antonio Cassano ve Ignazio Abate'nin sakat, Ambrossini'nin ise cezası nedeniyle forma giyemeyeceği maçta Milan'ın hücum gücünü Boateng, Zlatan ve Robinho'nun üstlenmesi bekleniyor. Lige -6 puanla başlayan Atalanta'da geçtiğim günlerde kulübün efsane oyuncularından olan Doni'nin de şike ve bahis nedeniyle tutuklanmış olması moralleri altüst etmiş olsa da kolay kolay teslim olmayacaklardır. Matteo Brighi ve Daniele Capelli'den yoksun Atalanta'nın en önemli kozu Udinese forması giyerken San Siro'da oynanan 4-4'lük maçın kahramanı olan Arjantinli golcü German Denis.

Bergamo'da oynanan son 4 maçta 2 mağlubiyet, 1 beraberlik ve 1 galibiyet elde eden Milan'ı tribün açısından oldukça zor bir maç bekliyor. Takımın yaşadığı kötü günleri geride bırakması için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan Atalanta taraftarları bizlere bu maçta görsel açıdan büyük keyif verebilir.

INTER - PARMA :


Sezona haddinden kötü başlayan Inter'de Gasperini'nin ardından Ranieri göreve gelmiş, takımda biraz kıpırdanma olmuş ancak beklenen oyun ve skorlar sahaya tam anlamıyla yansıtılamamıştı.

Bir yanda son 4 lig maçını da kazanan Inter, diğer yanda ise son 4 lig maçında da sahadan beraberlikle ayrılan Parma ... Önümüzdeki hafta Milano derbisi olduğu için ben Ranieri'nin tam anlamıyla iyileşmeyen Zarate, Sneijder ve Forlan'ı riske edeceğini düşünmüyorum. Son yıllarda küme düşme potasının müdavimlerinden olan ve yaşadığı ekonomik sorunları çözmekte zorlanan Parma, bu sefer yeni yıla potanın 7 puan üstünde olduğu için biraz daha rahat başlıyor ve Milan maçını düşünecek olan Inter için sürpriz yapabilirler diye düşünülse de artık en azından kendi evinde puan kaybetme lüksü olmayan Nerazzurriler bir şekilde bu maçı kazanmaya daha yakın taraf.

PALERMO - NAPOLİ :



Devis Mangia'nın kovulup yerine Mutti'yi getiren ve ara transfer döneminde Agon Mehmeti ile Franco Vazquez'i transfer eden Palermo, Stadio Renzo Barbera'da özellikle deplasmanda oynadığı maçlarda gol sıkıntısı çeken Napoli'yi konuk edecek. Gol sıkıntısının farkında olan Napoli'nin Eduardo Vargas'ı kadrosuna kattığını da hatırlatalım.

İki takımın arasındaki puan farkı sadece 3 ve Palermo kendi evinde oldukça açık oynayan bir ekip. Sicilya ekibindeki eksiklikler oldukça can sıkıcı. Cezası nedeniyle oynamayacak olan Josip Ilicic'in yanı sıra Abel Hernandez, Eros Pisano, Eran Zahavi ve Mauricio Pinilla gibi önemli isimler de bu maçta takımlarını yalnız bırakacak. Napoli'de ise Arjantinli golcü Ezequiel Lavezzi haricinde eksik yok.

Yeni Pastore olarak Palermo'ya transfer edilen Vazquez de tıpkı Pastore gibi Cordoba doğumlu ve çok büyük ihtimalle Napoli maçına ilk 11'de başlayacak.

NOVARA - FIORENTINA :



Küme düşme korkusunu yakından hisseden iki takımın mücadelesinde baskıyı biraz daha fazla hissedecek olan taraf Fiorentina. Ligde henüz deplasmanda galibiyet elde edemeyen Mor Menekşeliler kendi evinde attığının bir fazlasını yiyen Novara önünde siftah yapmanın peşinde olacak.

Novara, ikinci yarıya Fiorentina galibiyeti ile başlarsa hem rakibi ile arasındaki puan farkını 3'e indirmiş olacak hem de ligdeki 3. galibiyetini elde ederek moral kazanmış olacak. Devre arasında Gilardino'yu Genoa'ya gönderen Fiorentina'da yük bir kez daha Stevan Jovetic'in omuzlarına yüklenmiş durumda.

ROMA - CHIEVO :


Inter ile birlikte sezona kötü başlayan bir başka büyük kulüp de başkent ekibi Roma'ydı. Taktik düzeni değiştirdikten sonra olumlu bir futbol sahaya yansıtmaya başlayan Roma'nın en büyük sıkıntısı Luis Enrique ile kaptan Totti arasındaki bitmek bilmeyen gerginlik. Savunmada yaşanılan sıkıntıların ardından herkes transferde Casemiro ve Lugano isimlerini beklerken Roma hiç beklenmedik bir işe imza atarak Marco Borriello'yu lider Juventus'a kiraladı.

16 maçta 13 gol atarak gol yollarında büyük sıkıntı çeken Chievo'nun en büyük hedefi Caracciolo'yu renklerine katmaktı ama İtalyan oyuncuyu Novara'ya kiralandı. Şartlar her ne kadar Roma lehine görünse de başkent ekibi 2003 yılından bu yana Serie A'da Chievo'yu mağlup edemiyor.

UDİNESE - CESENA :



Stadio Friuli'de sadece Juventus ile oynadığı maçta 2 puan bırakan Udinese, küme düşme hattında yer alan Cesena'yı konuk ediyor. En son 1998-1999 sezonunda ligin ilk yarısını 3. sırada bitiren Udinese'de 2011 yılında elde edilen başarıları 2012'ye taşımak en büyük hayal ve bu açıdan oynayacakları ilk 3 maç, siyah beyazlı ekibin rotası açısından oldukça önemli.

Cesena'nın en büyük kozu, Juventus ve Milan'ın yanı sıra Udinese'nin de gündeminde olan 1985 doğumlu Marco Parolo. Giuseppe Colucci, Jorge Martinez ve Raphael Martinho'nun yokluğunda bir hayli zorlanacak olan Cesena özellikle ilk 45 dakikada çok dikkatli olmak zorunda. Çünkü Udinese bu sezon Serie A'da attığı 20 golün 11'ini ilk yarılarda buldu ve bunun neticesinde 29 puan kazandı.

LECCE - JUVENTUS :



Krasic ve Amauri'yi gözden çıkartan, Roma'dan Borriello'yu kiralayan Conte'nin takımı Juventus, ligin dibinde olan ve kendi evinde dahi galip gelemeyen Lecce'nin konuğu olacak.

Daha uzun bir süre var ancak bana göre Lecce'nin bir mucize gerçekleştirme şansı kesinlikle yok. Serie B'nin ilk yolcusu sarı kırmızılılar olacaktır. Aslında Juventus'un deplasman karnesi çok parlak değil. Evet henüz mağlup olmadılar ama şampiyon olmak istiyorlarsa deplasman performanslarını kesinlikle 3 galibiyet 5 beraberlikten daha üste çıkartmak zorundalar. Kendi evinde 18 gol atıp 5 gol yiyen Juventus, deplasmanda ise 9 gol atıp 6 tane yedi. Sezon başında Conte kendi evimizdeki maçları en az hasarla atlatırsak istediğimizi elde edebiliriz demişti ama Milan'ın gerilerden gelip averajla da olsa liderliği ellerinden alması sanırım İtalyan teknik adam için iyi bir tecrübe olmuştur.

Gelson Tavares Fernandes Udinese'de

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Serie A'da 2011-2012 sezonunun ilk yarısının flaş takımı olan Udinese, İsviçreli oyuncu Gerson Fernandes'i satın alma opsiyonu kendilerinde olmak üzere St.Etienne'den kiralık olarak transfer etti.

Futbol yaşantısına 1995 yılında, bu aralar adı UEFA ile girdiği hukuki mücadeleden dolayı sıkça duyulan Sion'un altyapısında başlayan Fernandes, 9 yıllık bir sürecin ardından 2004 yılında A Takım'a yükselerek 3 sene boyunca ilk 11'in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

Manchester City'nin yavaş yavaş transfer piyasasına ağırlık koymaya başlaması ile 2007 yılında 6 milyon euro bonservis bedeli ile İngiltere'nin yolunu tutan 25 yaşındaki orta saha oyuncusu, bu astronomik bedelle İsviçre dışına transfer olan en pahalı oyuncu olma ünvanının da sahibi olmuştu. Yaptığı abartılı transferlerle geniş bir kadroya sahip olan Manchester City'de 2 sezonda 43 resmi müsabakaya çıkan Gerson Fernandes, beklenilen patlamayı yapamadığı gerekçesi ile 2009 yılında St.Etienne'ye transfer oldu.

1 yıl Fransa'da kalan İsviçreli oyuncu önce Chievo'ya ardından da bu sezon başında Leicester City'e kiralandı. Zirveden dibe doğru inmeye başlayan bir kariyere rağmen Fernandes için Udinese'ye satın alma opsiyonlu olarak kiralanmak çok önemli. Fizik yapısı itibarı ile Patrick Vieira'ya benzeyen İsviçreli oyuncu aynı zamanda Beşiktaş forması giyen Manuel Fernandes'in de kuzenidir. Orta sahanın ortasında defansif ve ofansif olarak görev yapabilen İsviçreli oyuncunun bana göre top tekniği her ne kadar iyi olsa da defansif açıdan daha fazla verim alınabilecek bir potansiyele sahip. Çok fazla bindirme yapmayıp genellikle top kesebilen ama kestiği topları da oyuna gayet iyi sokabilen Fernandes'i, Guidolin'in nasıl işleyeceği de merak konusu.

Agon Mehmeti Palermo'da

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Kosova'nın 88.000 nüfuslu Podujevo kentinde 20 Kasım 1989'da dünyaya gelen Agon Mehmeti, ülkesinde yaşanan sorunlar nedeniyle ailesi birlikte henüz 2 yaşındayken İsveç'e göç etmek zorunda kaldı. 2001 yılında IFK Malmö'de futbol hayatına başlayan Mehmeti, 1 sene sonra Malmö FF'ye geçerek 6 sene boyunca gelişimini buranın altyapısında sürdürdü.

Hava toplarında etkili olan Mehmeti, ayrıca topla iyi dripling yapabilme özelliğine de sahip. Agon Mehmeti ile ilgili en ilginç argüman ise kendisinin çok iyi bir yedek oyuncu oluşu (!). Genellikle oyuna sonradan girdiği maçlarda damga vuran genç golcünün bu yüzden ülkesindeki lakabı "Süper Yedek". Palermo forması altında bu lakabını unutturmak istediğini söyleyen Mehmeti'nin idolü ise Milan forması giyen Bosna asıllı İsveçli golcü Zlatan Ibrahimoviç.

3 sezon formasını giydiği Malmö'de resmi olarak 106 maça çıkan Agon Mehmeti 25 kez fileleri havalandırdı. Palermo Sportif Direktörü Luca Cattani ile görüşen ve 9 Kasım 2011'de prensip anlaşmasına varılan genç oyuncu Serie A'nın ikinci yarısından itibaren 24 numaralı Palermo forması ile mücadele edecek.

Agon Mehmeti'nin videosu için tıklayın.

Inter'in Yeni Transferi : Juan Guilhermo Nunes Jesus

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Sezon başından itibaren yavaş yavaş yaşlanan kadroyu gençleştirme çabasına giren Inter'in 2012'deki ilk transferi Internacional'in 20 yaşındaki savunma oyuncusu Juan oldu. 7 veya 8 Ocak'ta Milano'ya gelerek resmi imzayı atacak olan Brezilyalı oyuncunun bonservis bedeli 4 milyon euro.

Üç hafta önce adı daha çok Milan ile anılan genç oyuncunun Inter'i tercih etmesi açıkçası büyük sürpriz oldu. Fluminense'den Thiago Silva'yı alan ve defansın göbeğinde yaşadığı sorunları çözen Milan, Silva'nın yerini tamamlayacak oyuncuyu bulduğunu düşünürken ezeli rakibi Inter elini çabuk tuttu ve belki de Lucio-Ranocchia tandemine kaliteli bir alternatif yaratmış oldu.

Internacional alt yapısından yetişen genç oyuncu 2010 yılından bu yana takımı adına profesyonel olarak futbol yaşantısını sürdürüyor. Defansın ortasında ve solunda görev yapabilen Juan, Brezilya 20 Yaş Altı Milli Takımı'nın da vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Libertadores Kupası'nda da görev yapan Brezilyalı oyuncunun kariyerinde sadece 1 kırmızı kart bulunuyor ancak Juan, ortalama olarak 3-4 maçta bir sarı kart görerek İtalya'da sertlik konusunda sıkıntı yaşamayacağını da belli ediyor.

Juan'ın videosunu izlemek için tıklayabilirsiniz. Özellikle de videonun başında attığı gol inanılmaz.

1982'nin Kahramanı Enzo Bearzot

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Belki pek çok insan merhumu tanımıyor ancak 27 Eylül 1927 doğumlu Enzo Bearzot, İtalyan futbolunun ve ünlü Catenaccio sisteminin en önemli teknik adamlarından birisiydi ve bugün itibarı ile hayata gözlerini yumalı tam 1 sene oldu.

Inter ve Catania formalarını giymesine rağmen stoper olarak görev yapan Enzo Bearzot'un kariyerinin zirve yaptığı yer Torino'dur. Toplamda 251 resmi müsabakada forma giyen Bearzot, futbolculuk kariyerinde söz ettiremediği adından teknik direktörlük yıllarında sıkça söz ettirmiştir.

1964 yılında profesyonel futbol hayatına nokta koyan Enzo, Torino'da uzun bir süre Nereo Rocco ve Giovan Battista Fabbri'nin yardımcılıklarını yaptı. 1968 yılında 1 sezon Prato'da görev yapan İtalyan teknik adam yaşamış olduğu bu tecrübenin ardından kulüp antrenörlüğünü bir kenara bırakarak İtalya 23 Yaş Altı Milli Takımı'nın başına geçti. 6 yıl boyunca genç takım antrenörlüğü yapan Enzo, 1974 Dünya Kupası'nda Ferruccio Valcareggi'nin yardımcılığına soyunarak bir üst kademeye terfi etmiş oldu. İtalyanlar Almanya'daki Dünya Kupası'nda başarısız olunca Bearzot haricindeki bütün teknik ekibin görevine son verildi ve Azzurriler futbolculuk yıllarında 1928 Yaz Olimpiyatlarında gümüş madalya kazanan takımın oyuncularından Roma doğumlu Fulvio Bernardini'ye teslim edildi. Ancak İtalya bir kez daha başarısız olunca bu sefer yıllardır beklenen şans Enzo Bearzot'un ayağına gelmişti. Vasat futbolcu artık ülkenin milli takım patronuydu.

Uzun yıllar başarıya aç kalan İtalyanlar, daha önce doğru düzgün kulüp takımı bile çalıştırmamış olan Bearzot'un İtalya Milli Takımı'nın başına geçmesine inanamamışlardı ve basın tecrübesiz (!) teknik adamı mesaisinin ilk gününde yerden yere vurmayı ihmal etmemişti. Buna rağmen Bearzot bütün olumsuzlukları sineye çekerek 1978 Dünya Kupası'na kısa süre kalmasına rağmen takımını hazırlamayı kafaya koymuştu ve uzun bir aranın ardından İtalyanlar ilk kez yarı final görerek bu turnuvayı 4. sırada tamamlamışlardı. 1980 yılında İtalya'da düzenlenen ve Batı Almanya'nın şampiyon olduğu Avrupa Şampiyonası'nda da 4. olan İtalya artık gözünü 1982 yılında İspanya'da düzenlenecek olan Dünya Kupası'na dikmişti.


Büyük umutlarla İspanya'ya gelen İtalya, Dünya Kupası'na berbat bir başlangıç yapınca 5 sene önce Bearzot'u yerden yere vuranlar bir kez daha hortlamıştı ancak İtalyan teknik adamın en önemli özelliği olan sakinlik ve babacanlık yıllar geçen süreçte takımına da sirayet etmişti. Önce turnuvanın favorilerinden Brezilya'yı ardından Arjantin'i yenen İtalyanlar finalde kendi evlerinde Avrupa Şampiyonu olarak tur atan Batı Almanya'yı yenerek Dünya Kupası'nı kazandılar.

Turnuvanın ardından başarının sırrını böyle açıklamıştı Bearzot : " Benim için futbol 2 kanat adamı ve tek forvetle ile oynanan onun arkasında da gol için destek veren birinin bulunduğu bir sistemdir ve oyuncularınız muhakkak kendini rahat hissetmelidir. Siz asla Maradona'ya böyle oynamanız gerekli diyemezsiniz çünkü o Maradona'dır ve benim takımımda herkes benim Maradonam'dı, özgürdüler, istedikleri gibi oynayıp istedikleri gibi kazandılar. " Kupa gelene kadar hayatı zaman zaman kendine zindan edenleri de unutamazdı : " Beni bugüne kadar çoğunuz hiç sevmedi ama artık seviyorsunuz çünkü ben başardım. "

Futbolcularının omuzlarında şampiyonluk turu atan Enze Bearzot, 1986'da Meksika'da düzenlenen Dünya Kupası'nın ardından görevini bıraktı ve 21 Aralık 2010'da hayata veda etti. (Yukarıda hocasıyla Dünya Kupası'nın gölgesinde kağıt oynayan Dino Zoff, Bearzot'un son yolculuğunda tabutuna omuz verenlerdendi.)

Copyright © AZZURRI - Blogger Theme by BloggerThemes