Serie A Tarihinin 2. İsraillisi : Eran ZAHAVİ

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

25 Temmuz 1987'de Tel Aviv'e 12 kilometre uzaklıkta bulunan 220.000 civarı nüfusa sahip olan Rishon'da dünyaya gelen Zahavi, profesyonel futbol kariyerine Hapoel Tel Aviv'de başladı ve sadece bir sezon Ironi Ramat Hasharon takımında kiralık olarak forma giydi.

Ayrıca Fransız vatandaşı da olan genç oyuncu, geçtiğimiz sezon Şampiyonlar Ligi'nde Benfica ve Lyon'a attığı gollerle adını İsrail dışında duyurmayı başarmıştı. Hapoel Tel Aviv forması ile çıktığı 91 maçta 27 gol atıp 20 asist yapan Zahavi, 1 milyon 750 euro bonservis bedeli ile 2016 yılına kadar kendisini Palermo'ya bağlayan sözleşmeye imza atarak İtalya'da 1997-2000 yılları arasında Brescia'da oynayan Tal Banin'in ardından 2. İsrailli futbolcu oldu.

Ofansif bir orta saha oyuncusu olan Zahavi, ilk basın toplantısında oyun yapısının İtalya'ya gayet uygun olduğunu ve ilk sezonunda 8 ila 10 gol arasında skor üretebileceğini iddia etmişti. Fenerbahçe'nin sezon başı hazırlık kampı kapsamında İtalya'da Palermo ile oynadığı hazırlık maçının 15. dakikasında Sicilya temsilcisinin golünü atmıştı.

Eran ZAHAVİ'nin şık hareketleri için önce buraya tıklayın.

Zahavi'nin Lyon'a attığı enfes gol.

Torino'nun Galibiyetine Kaza Gölgesi

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Geçtiğimiz sezon Serie A'ya veda ederek Serie B'de mücadele etmeye başlayan Torino, deplasmanda Verona'yı 3-1 mağlup etmeyi başardığı karşılaşmanın ardından, dönüş yolculuğu sırasında trafik kazası geçirdi. Çalıntı bir kamyonet ile takım otobüsünün karıştığı kazada 2 kişi hayatını kaybederken 1 kişi de ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Torino cephesinde hiç kimsenin burnunun dahi kanamamasını mucize olarak değerlendirebiliriz.

Napoli'nin Geleceği : Lorenzo INSIGNE

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Futbol hayatına Napoli'ye 11 kilometre uzakta olan doğduğu yer, Frattamaggiore'nin semt takımlarından Sant'Arpino'da başlayan Lorenzo Insigne, kısa sürede Napoli'nin merceğine takılınca genç takım kadrosuna dahil edildi. Bir kaç ay forma şansı bulamasa da yaptığı yoğun çalışmaların meyvasını alan ve forma giydiği ilk maçta golle tanışan Insigne, ilk sezonunda 15 gol atma başarısı gösterdi.

Orta sahanın solunda ve forvet mevkiinde görev yapabilen genç oyuncunun boyu 1.63 cm olduğu için lakabı ''Dwarf'' yani ''Cüce''. Insigne'nin zirve yaptığı yer ise İtalya'da 1949 yılından beri düzenlenen Viareggio Turnuvası'ydı. Viareggio Turnuvası'nda İtalyan gençlere yer verildiği için daha çok Coppa Carnevale, yani Karnaval Kupası olarak anılmaktadır. Bu turnuvada 10 numarayı sırtına geçirerek takım kaptanı olarak mücadele eden genç İtalyan'ı gören Napoli taraftarları oldukça heyecanlanmıştı ve biraz nostalji yapmışlardı. Çünkü, boyu boyuna uygun, kıvrak bilekleri ile topla beraber dikine inebilen ve takımı yönlendirebilen tek bir kahramanları vardı : Diego Armando Maradona ... Evet Lorenzo Insigne, Napoli ve İtalyan futbolunun gelecekte çok büyük işler başarmasını beklediği önemli bir genç oyuncu.

2009 yazında Napoli A Takımı ile birlikte sezon başı kampına katılan ve o sezon ilk resmi maçını 26 Ocak'ta 93. dakikada Denis'in yerine oyuna girerek oynayan Insigne, 3 sezondur Cavase, Foggia ve Pescara takımlarında kiralık olarak forma giydi. Bir dönem Fenerbahçe'yi de çalıştıran ve Pendik faciasına neden olan Çek teknik adam Zdenek Zeman'ın geçen sezon çalıştırdığı Foggia'da transferi ilk bitirilen oyuncu olan Insigne bu güveni boşa çıkarmadı ve 34 maçta 19 gole imza attı. Zeman, bu sezon başında Pescara'nın başına geçince Insigne'yi de beraberinde götürdü ve genç oyuncu 2011-2012 sezonuna da gollerle başladı.

Geçtiğimiz hafta Zeman, yaptığı açıklamada '' Napoli'nin Cavani gibi çok iyi bir forveti var ama Insigne gibi de potansiyeli inanılmaz yüksek bir yeteneğe sahipler. Umarım en yakın zamanda İtalyan futboluna hizmet etmeye başlar. '' diyerek oyuncusunun ulusal basında reklamını da yapmayı ihmal etmedi.

İşte size Lorenzo Insigne için kısa bir video ...

Bologna'da Kan Değişikliği

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Serie A'da çıktığı 5 maçta sadece 1 puan almayı başaran Bologna'da 44 yaşındaki teknik direktör Pierpaolo Bisoli'nin görevine son verildi. İtalyan teknik adam, Gasperini'nin ardından 2011-2012 sezonunda Serie A'da kovulan ikinci antrenör oldu.

Bologna ile sezon başında 1 yıllık anlaşma imzalayan Pierpaolo Bisoli'nin yerine 1999-2002 yılları arasında Bologna Genç Takımı'nı çalıştıran ve bu sezon hazırlık kampı dönemi boyunca Palermo'nun teknik direktörü olan fakat 1 Eylül'de ani bir kararla kovulan Stefano Pioli'nin getirilmesi gündemde. Bologna'nın diğer teknik direktör adayları ise Delio Rossi ve Davide Ballardini. Gündemde olan üç teknik direktörün de ortak özelliği ise hepsinin günün birinde Palermo'yu çalıştırmış olması.

Cerci'den Klose'ye, Atigol'den Frtslck'a

2 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

Yazıların takibini yapalım istedim yazdıktan sonra. Fırat'ın yayınladığı Cerci röportajını okumuşsunuzdur. Cerci, Lazio'ya gol atmak istediğinin altını çiziyordu. Bunu başardı, penaltıyı gole çevirerek ama takımına maçı kazandıramadı. Yazının fotoğrafı neden mi Klose? Maçı Lazio'ya kazandıran golü atmasının yanında fazladan bir nedeni daha var bu fotoğrafı seçmemin. Cevabını ben değil Fırat verir size, belki de vermez = )

Cevap (Franchi-Fırat): Yorum kısmı yerine burayı editlemeyi uygun buldum. Olayın sebebi şu: Atilla Klose'nin bu fotoğrafını paylaştı Twitter üzerinden, Serie A hayranlarına gelsin diyerek. Ben de şu cevabı verdim: "Hem Klose hem Lazio, ligden tiksinebilirim her an."

Birkaç gün sonrasında da Klose sağ olsun bana en uygun cevabı verdi, başka bir deyişle kapağı taktı. Lazio, Fiorentina'yı Artemio Franchi'de 2-1 yenerken galibiyeti getiren golü 83. dakikada Klose attı. Bu lafları Klose'nin suratına söylesem bu kadar acı bir sonuç yaşatmazdı bana muhtemelen, şaka gibi.

Kirlisin ama hala sürprizlerle dolusun FUTBOL

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız


Cumartesi gecesi sevdalı olduğunuz takımın maçı, ben TV ( Seria A yayınlanmadığı için pc) başında, şanslı olan Napoli taraftarı kale arkasında. Hakem penaltı noktasını gösteriyor. Ben üzüntüden onlar sevinçten küfür ediyor. Aynı duygular Obi'ye çıkan kırmızı kartta da yaşanıyor. Topun başına Hamsik geliyor, şimdi iki taraf da aynı seviyede heyecanı yaşıyor, aynı noktada buluşuyor belki de aynı sayıda atıyor kalbimiz. Hamsik vuruyor, Cesar çıkartıyor. Buluştuğumuz noktadan ben zirveye Napoli taraftarı dibe iniyor! Bir saniye bile sürmüyor ki yer değiştiriyor dünya, Campagnaro dönen topu filelere gönderiyor. Ben dibe vururken, onlar zirveye çıkıyor. Bu duygu fırtınasını sadece 1 saniye içerisinde milyonlarca insana yaşatan ise futbol. Kirli olabilirsin ama hala sürprizlerle dolusun futbol...

Detay: Inter 10 kişi kaldığında, Chivu yerini Nagatamo'ya bıraktı. Hamsik'in penaltısı kaçtığında ceza sahasında birçok Interli ve Napolili futbolcu girdi. Oyuna henüz ısınamadığı belli olan Japon oyuncu tepkisiz bir şekilde geride kaldı. Nagatamo'nun hemen önündeki Campagnaro golü yaptı. Ufak bir detay, topun oraya düşmesi bile ayrı bir şans ama futbol böyle şeyleri affetmiyor işte. Bence bu oyunda her şeyin bir nedeni, her nedenin bir sonucu ve her sonucun ayrı bir hikayesi var. 

Yenilenen Juventus ...

4 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız

5. haftası geride kalan İtalya Ligi'nde, günün en önemli mücadelesinde, Juventus Milan'ı 2-0 mağlup etti. 105 Milyon Euro'ya mal olan yeni stadı Juventus Arena'da, 41.000 seyirci birbirlerine şu soruyu sormaktaydılar. Yeni hocası ve yenilenmiş kadrosuyla Juventus, eski günlerine dönüş sinyali verebilecek mi?


Açıkçası Juventus için bu maçta sergilemiş oldukları performansın, gelecek adına son derece olumlu sinyaller verdiğini söylemek mümkün. Şike skandalından bu yana, Juventus hiç bu kadar agresif ve eski günlerini anımsatan bir futbol oynamamıştı. Geçtiğimiz sezonun şampiyonu, bu seneye ise kötü başlayan Milan karşısında bunu fazlasıyla başardılar. 90 dakikanın genelinde oyunun hakimiyetini ellerine geçirdiler ve biri Abbiati'nin hediyesi olmak üzere 2 golle rakiplerini mağlup etmeyi başardılar.


Peki geçtiğimiz yıllara göre ne değişti Juventus'ta? Ranieri'nin, Ferrara'nın, Del Neri'nin başaramadığı ama Conte'nin ilk 5 haftada başarabileceğinin sinyallerini verdiği şey neydi? Cevabı çok basit: Doğru sistem ve o sisteme uygun hamleler. Biraz daha açıklayıcı olmak için bu sene Juventus'un yaptığı transferlere bir göz atmakta fayda var.


Sağ bek mevkiine Lazio'dan transfer ettikleri Stephan Lichtsteiner sayesinde savunmayı son derece sağlam bir hale getirdiler. Lichtsteiner-Bonucci-Barzagli-Chiellini savunma 4'lüsü, uzun yıllar bir arada oynayabilecek yaş grubuna ve aynı zamanda tecrübeye sahip.


Orta sahaya transfer edilen Pirlo, kendi mevkiinde sadece İtalya'nın değil, dünyanın en iyilerinden. Buffon onun için "yüzyılın transferi" diyor, biraz mübalağa ediyor ama o kadar olsun. Leverkusen'den transfer edilen Arturo Vidal'i ise şöyle özetlemek lazım;(Bayern Münih, transfer politikasını şöyle oluşturur; kendi liginde parlayan yıldızları topla, böylece rakibinin gücünü azaltırsın, zaten Almanya'nın en güçlü takımı olduğun için de, ligde fazla zorlanmazsın. Mario Gomez,Klose transferleri gibi). İşte bu oyuncuyu Münih'in elinden kaptı Juventus, ve Pirlo-Marchisio-Vidal orta saha merkez 3'lüsü ile hem teknik hem de sağlam bir orta saha hüviyeti kazandı. Bu oyuncuların oyunun iki yönünü de iyi oynamaları sayesinde Juventus, 4-1-4-1 den 4-3-3'e oyun içerisinde çok kolay ve verimli bir şekilde dönebilen bir takım durumuna geldi. Kanatlarda patlayıcı güce sahip ama bir o kadar da istikrarsız Krasic ve Pepe ile de savunma arkasına etkili koşular yapıp sonuca gitmeyi hedefliyorlar. Bu oyuncuların dışında Napoli'den transfer edilen Pazienza, Cesena'dan alınan Giaccherini ve Hamburg'tan büyük umutlarla alınan Eljero Elia'yı da eklemek gerekli. Artık Juventus, geçtiğimiz yıllara göre çok daha gelişmiş bir kadroya ve farklı sistemleri oynayabilecek oyun vizyonuna sahip.


Gelelim forvet hattına; geçen yıl takıma katılan ve son derece kötü bir sezon geçiren takımın, vasat üstü performans sergileyen birkaç oyuncusundan biri olan Matri, yaşlı ama her zaman tecrubesiyle fark yaratabilecek Luca Toni ve Vincenzo Iaquinta, ve kulübün sembol adamı, tapılası insan Alessandro Del Piero.


Bu birbirinden farklı özelliklere sahip oyunculara, ligin en özel santraforlarından biri olan Marko Vucinic'in de katılmasıyla birlikte Juventus, farklı sistemler için farklı forvet kombinasyonları yaratabilen bir takım haline geldi.


Kaleciden zaten bahsetmeye gerek yok; futbol tarihinin gelmiş geçmiş en iyi kalecilerinden birine sahipseniz, zaten taktik tablosunda geri kalan 10 kişinin kimler olacağı ile ilgili düşünceleriniz olur.


Sonuç olarak ilk 5 haftada Juventus, ligin en çok gol atan ve en az gol yiyen 2.takımı durumunda. Elbette ki burada en büyük pay, bu yenilenmiş takımda taşları doğru yerine koymayı başaran Antonio Conte'nin. Sezon sonu şampiyon olur mu bilinmez ama en azından taraftarların özlediği, hayalini kurduğu takıma ulaşmak için Antonio Conte şimdilik kartlarını doğru oynuyor.


Serie A 6. Hafta: Inter 0-3 Napoli

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
3-4-3 faciası sonrası Ranieri ile yeniden dörtlü savunmaya dönen Inter ile ligi iki sezondur 3-5-2 ile sarsan Napoli karşı karşıya geldiler. Inter için işler hemen yoluna girmeyecekti, alınan birkaç galibiyet erken havaya girmek anlamına gelirdi. Inter'in bu rüzgara kapılmaması gerekiyordu ama iş işten geçmiş bu maçta gördüğümüze göre. Fazlasıyla havalardaydılar, "İşleri yoluna koyduk ve herkesi yenmeye hazırız!" der gibiydiler.

Inter sahaya klasik 4-4-2 ile çıkmak yerine 4-3-1-2 şeklinde çıktı. Forlan-Pazzini ikilisinin arkasına Alvarez'i koymuşlardı. Top kendisindeyken forvetlerine topu ulaştırırken sorun yaşamayan Inter iş savunmaya geldiğinde Napoli orta sahasına karşı koyamadı. 3-5-2'yi Cavani'nin yokluğunda 3-6-1'e çeviren Mazzari aslında bu hamlesiyle maça 1-0 önde başlayacağını tahmin etmiş olmalı. Biri forveti destekleyen dört orta saha oyuncusuna sahip Inter ve tek forvet Lavezzi'yi destekleyen ikisi hücumcu toplam altı orta saha elemanına sahip Napoli. Bu tanımlamalar üstünlüğü kimin kurduğu konusuna rahatça açıklık getirmiş olmalı.

Buna rağmen yine de maç ilk yarının ortalarına dek iki takımdan birinin belirgin baskısına sahne olmadı. Napoli bu diziliş avantajını tam olarak avantaja çevirememişti. Biraz da Lavezzi'nin arkasındaki adamların Cavani'yi arıyor olmalarına kurban gittiler diyebilir. Bu noktada bireysel performanslar öne çıkmalıydı ancak öne çıkan şey önce sertlik, sonra ise bu sertliğin dozunu ayarlamakta epeyce amatör davranan hakem oldular. Hakem Rocchi sertliğe önce izin verdi, baktı ki herkes bu akıma kapıldı, dur demek istedi ancak Inter gibi bir takım buna kulak asmadı. Napoli de altta kalmamak için sert faullere başvurunca oyun hem sık durdu hem de ciddi atakların çoğu başlama evresinde düdüğe ve faullere kurban gitti.

Napoli ilk yarının son 15 dakikasında yavaş yavaş Inter'i -aslında en baştan beri olması gerektiği gibi- tehdit etmeye başlamışken sertlik aynı tempoda sürüyordu. Maçın 9. dakikasında ilk sarı kartını gören Obi'ye hakem ceza sahası dışında olan pozisyonda ikinci sarıyı verirken Inter'e de son zamanların en saçma ve anlamsız penaltı cezasını veriyordu. Bu dakika Inter'in çöktüğü dakika olarak kayıtlara geçti. Ceza sahası dışında gerçekleştiği tartışılmayacak kadar net olan bir olay sonrası gelen penaltı için topun başına Hamsik geçti. Tuhaf saçlı adam topa vurdu ve Julio Cesar'a nişanladı ancak vuruş sonrası içeriye ok gibi fırlayan Campagnaro skoru Napoli adına 1-0 yaptı. Napoli ilk yarıyı kazasız belasız atlatayım derken bir de sürpriz bir avantaj yakaladı yani hakem sayesinde. İlk yarıda Pazzini'nin sayılmayan golü denebilecek bir pozisyon vardı ancak net ofsayt olduğu için en sonda değinmeyi doğru buldum. Öyle bir şey duyarsanız inanmayın, sayılmayan gol diye bir şey yok. Yani var da, gol değil, karar doğru. Saçmalıyorum sanırım yavaştan, hemen ikinci yarıya geçelim biz.

Ha bir de, ilk yarı bitmeden Julio Cesar sarı kart gördü ancak kartın üzerine öyle bir itiraz etti ki tarif etmem gerekirse en azından iki üç sarı kartlık bir itirazdı diyebilirim. Ağzını sonuna kadar açtı, hakemin üstüne yürüyüp el kol hareketini kesmeden en az 30 saniye bağırdı ancak hakem tribün tepkisinden korkmuş olacak hemen ikinci sarıyı çıkarıp atamadı. Bu da hakemin diğer bir ayıbı olarak kayıtlara geçmeli.
İlk yarı kırmızı kart sonrası Chivu çıktı ve yerine Nagatomo girdi ki isabetli olan karar da buydu. Chivu her ne kadar sol bek oynayabilme yetisine sahip olsa da karşısında benim gözümde ligin en iyi İtalyan sağ kanadı Maggio varken çok zordu tutunabilmesi. Zira tutunamadı da zaten ancak yerine giren Nagatomo da karşı koyamadı. Inter, Maggio konusunda zorlanacaktı, bu belli bir şeydi ilk dakikadan itibaren. Maggio bunun karşılığını da golle aldı zaten.

Napoli hegemonyasında geçecek olan ikinci yarı başladığında Inter daha ilk dakikada ikinci bir dezavantaj ile karşılaştı. Ranieri atıldı, tribüne yollandı yani. Zaten yarım yamalak bir strateji ile çıktığı maçta bir kişi de eksilmişken bu itirazı ve sonrasındaki cezası akıl alır gibi değil. Inter yeni hoca seçiminde çuvalladı diye düşünüyordum ve tahminlerim şimdilik doğru gidiyor. Ranieri'nin atılması Napoli'nin galibiyeti tescillendi adeta. Maçın devamında Gasperini döneminde bile bu kadar çaresiz durumda kalmayan Inter'e Napoli'nin kaç atabileceğini merak etmekle geçti.

Eski seyircisi önünde baskı altında kalan Pandev'e daha fazla dayanamayan Napoli kenar yönetiminin Pandev-Mascara değişikliği Inter'i tamamen bitiren hamle oldu. Önce savunmanın hatasını değerlendiren Maggio araya girdi golü buldu. Ne top sürdü, ne düzeltti ne de kontrol etti, sadece topa dokundu ve güzel bir aşırtma golle Napoli'yi rahatlattı, olası bir kaza kurşununun telafisini yarattı. Devamında yedi dakika arayla gelen Alvarez-Stankovic ve Forlan-Zarate değişiklikleri çözüm olamayacaktı Inter için. Geç kalınmış hamleler değildi zamanlama olarak ama panik halinde yapılan değişiklikler oldukları için etkisiz kaldılar.

Maç boyu ileride Cavani'nin yokluğunu hisseden Lavezzi asist beklemek yerine asisti yapan adam oldu ve Hamsik'i Julio Cesar ile karşı karşıya bıraktı, Hamsik ise Julio Cesar ile ikinci kez karşı karşıya geldi ve penaltıdaki gibi başarısız değildi.

Napoli, Milano'da bu sezonun ilk deplasmanında şehrin diğerine nazaran epeyce zayıf durumdaki ekibine karşı hakem sayesinde yakaladığı avantajı kaybetmedi ve Serie A'da 2010/11 sezonunda başladığı yürüyüşünü devam ettirdi. Büyükleri her ne kadar sorunlu/sıkıntılı da olsa deplasmanda yenebilmek, sürpriz takımlar için başarının temel anahtarı oldu son senelerde. Küçüklerin hepsini yenip büyüklere iyi kötü direnip birer puan almak bizim ülkede daha geçer bir yol oluyor bazen ancak dışarıda işler büyükleri de cüsselerine aldırmadan devirebilmekten geçiyor.

İtalya'da üç ciddi maçın olduğu 6. haftada ilk maç sıcak geçti, gerilim ve olaylar hiç kesilmedi. İtalya Ligi bu ligi defansif ve keyifsiz sananlara inat bol gollü geçmeye ve izleyenleri futbola doyurmaya devam ediyor.

Fiorentina-Lazio Öncesi Cerci Röportajı

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Fiorentina'nın ocak ayında Roma'dan kadrosuna kattığı ve sağladığı katkı ile kısa sürede ilk 11'in değişmezi olan Cerci ile röportaj yapılmış. Yarın(2 Ekim Pazar) oynanacak olan Fiorentina-Lazio maçı öncesi eski bir Romalı olduğu için dikkatleri üzerine çeken bir isim. Hatta Roma'nın eskisi değil, altyapısından çıkma bir oyuncu kendisi. Yani her daim "AS Roma" etiketi üzerinde olacak nereye giderse gitsin -kendisi de bundan rahatsız değil zaten.

Cerci konuşmaya şöyle başlıyor: "Lazio'ya gol atmanın hayalini kuruyorum. Eleştiriler böylece olumlu tepkiye dönüşecektir." Ve ekliyor: "Balotelli ile kıyaslanmak beni kızdırıyor. Çünkü kendisiyle benzeşmiyoruz. Beni tanıyanlar düzgün birisi olduğumu biliyorlardır, herkese karşı gelen veya huzur bozan birisi değilim."

Mihajlovic ile tartıştın mı?
Biraz hatalı davrandım, olur böyle şeyler. Parma maçında oyundan çıkmak istemedim, bir gol daha atıp daha fazla eğlenmek istiyorum. Yanlış bir şey mi bu? Aptallık yapıyor gibi göründüm... Mihajlovic önemli bir isim, beni sevdiğini düşünüyorum, basit bir cezadan daha fazlasını vermeyecektir.

Peki taraftarların Montolivo'yu ıslıklıyor olması?
Başka bir absürt olay da bu. Ne yanlış yaptı ki? Hiçbir şey. Bu duruma anlam veremiyorum. Ancak size şunu garanti ederim ki taraftarınız sizi ıslıklarken sakin kalabilmek çok zordur.

Fiorentina bu sezon nerede olacak?
Avrupa'ya geri dönmek öncelikle hedefimiz. Lazio'yu yenersek de bu ciddi bir hikayeye dönüşecek.

Onların yerinde olmak isteyeceğin üç oyuncu söyleyebilir misin?
Cristiano Ronaldo, Iniesta ve Messi. Dördüncüyü de ekleyebilir miyim? Robben de var...

Manchester City seni almak istiyordu, Antonio Conte de Juventus'a istemişti.
Diğer takımlar ve isimler tarafından istenmek gurur verici bir şey. Ancak hem bu sezon, hem de yakın geleceğimde sadece Fiorentina var.

Jovetic'in dönüşüne ne diyorsun?
Jovetic karşısında nutkum tutuldu. Böylesine ciddi bir sakatlıktan sonra sakatlıkla ilgili hiçbir iz taşımadan performansına kaldığı yerden devam ediyor.

Roberto Mancini neden ısrarla seni istemiş olabilir?
Hiçbir fikrim yok, belki Pisa'da oynadığım dönemden kalan bir istektir.

Bir röportajda milli takım sorusu olmadan olmaz, Cerci ne düşünüyor bu konuda?
Bir takımda yer sahibi olmak önemlidir, milli takımda da öyle. Ancak bunun için bir şeyler verebilmek gerekir. Öncelikle Fiorentina için önemli bir isim olmalıyım.

Daha önce Lazio'ya hiç gol attın mı?
Altyapıda attığımı hatırlıyorum, topu kontrol edip durdurdum ve sol ayağımla karşı köşeye yolladım. Tüm gece uyuyamamanızı sağlayan bir şey bu.

Bu demek oluyor ki Lazio'ya gol atmak istiyorsun.
Eğer bunu gerçekleştirebilirsem Fiesole'nin önüne koşup orada kutlarım.(Fiesole: Fiesole tarafındaki kale arkası ve oradaki taraftarlardan bahsediyor.)

Serie A Nostalji: Inter vs Napoli / Juventus vs Milan

0 Yorum var / Yorumlamak için buraya tıklayınız
Bu hafta kallavi maçlara sahne olacak madem Serie A biz de o maçların nostaljisini yapalım. Inter'in Calciopoli'ye kadar şampiyonluktan uzak kalacağı o kara dönemden evvel ki son şampiyonluğunu yaşadığı 88/89 sezonunun 30. hafta maçı: Inter-Napoli. Inter'in başında Trapattoni var. 83. dakikada Matthaus'un golüyle Napoli'yi yenip evinde şampiyonluğu kutluyor Inter. Videoda önce maçın son anları ve gelen şampiyonluk sonra ise maçın golleri var. Inter'de Matthaus gibi bir komutan varken Napoli tarafı da boş değil tabi. 10 numaraları Maradona.

Juventus-Milan nostaljisi ise Milan'ın sezonu ikinci Juventus'un 8 puan ve + 30 averaj üzerinde bitireceği 91/92 sezonunun hemen başından, 3. haftasından. Juventus maçın başlarında Casiraghi ile buluyor golü. Van Basten'den ziyade Gullit'in topla yardırma çabaları göze çarpıyor. 1 puan ise ancak maçın duraklama anlarında Massimo Carrera'nın kendi kalesine attığı gol ile geliyor Milan'a. Juventus'un başında Trapattoni, Milan'ın başında ise "genç" Capello var.
Copyright © AZZURRI - Blogger Theme by BloggerThemes